Çar. Eki 28th, 2020

as1

 

 

Vahap IŞIK

 

Öncelikle şunu belirteyim; baştan belirtmem, peşinen konuşmam gerekiyor, yoksa daha sonra kimilerinin gazabı ebabil kuşlarını üstüme bir şeyler fırlatsınlar diye yollayabilir, şöyle ki: Ne bedelli askerliğin, ne askerliğin, ne de vicdani reddin avukatı değilim. Bu tür konularda sıra dışı, dogma bir tribünüm yok. Kimin ne hali varsa, başkasının vicdanını tarumar etmediği sürece, görsün ama bir çelişkiyi de anlatmasam olmaz.

 

Herifin birinden bahsedeceğim, bedelli askerlik için babasından kopardığı parayı bankaya yatırdı bu herif. Sonra da avucuna sıkıştırdığı o makbuzla saatlerce Kadıköy Askerlik Şubesinin önünde esas duruş bekledi, vallahi şahidiyim. Bugün kalkmış ‘Vicdani Ret Vatan Hainliğidir!’ diye bağırıp çağırıyor.

 

La oğlum, kurê kerê; Vicdani Para neden hainlik değil de, Vicdani Ret hainlik oluyor? Biri velev ki hainlik ise, ê peki diğeri nedir? Senin yaptığını paran mı temyize çekiyor?

 

Yıllarca askerlik yapmış olan Ahmet Kaya için asker kaçağı olan Serdar Ortaç’ın vatan sevgisinden, askerliğin kutsallığından bahsettiği bir ülkede yaşıyoruz. Bu tür şeyler, kişiler her sokağın muhtarı gibi; kendilerini soğanın cücüğü sanırlar; onlar için ne desek az, ne desek fazla kalır.

 

C
C

Ahmed Arif’in doğum gününde beni çileden çıkaran bu herif, yaptığının karşılığını alsın diye onu, dini bütün Müslüman ve Hıristiyan arkadaşlarıma da havale ettim, mevzuyu anlattığım arkadaşlarım bana:

 

‘Ayıp ediyorsun la oğlum, elimizden geleni ardımıza koymayacağız.’ dediler. Önümüzdeki cuma ve pazar günü ona, camii ve kiliselerden ciddi bir beddua göndermesi olacaktır. Şu heriften bahsetmeye devam edeceğim, ama arada mademki adı geçti Ahmed abiden de dem vurmasam ayıp olur.

 

Ahmed abi denilince aklıma ilk olarak iki şey geliyor, mesela Cemal Süreyya’nın kız kardeşiyle buluşacaklar ve giyecek gömlek bulamadığı için buluşma yerine gitmiyor. Diğeri ise bir zırponun:

 

‘İnsan bir kitapla şair mi olur Ahmed?’ diye dalga geçmesi üzerine verdiği cevap olmuştur:

 

‘Niye la! İnsan bir kitapla peygamber oluyor da, neden bir kitapla da şair olmasın!’

Ne güzel insanlar gelmiş ve gitmiş, doğum günün kutlu olsun Ahmed abi, halâ da dünya üstünde nefes alan bu insanlardan var, neden mi var, neden mi bu kadar kesin konuşuyorum? Çünkü delilim şu:

 

‘Dünyanın halâ dönmeye devam etmesi…’

 

Dünya nizamlardan, ölçülerden dolayı dönmeye başlamışsa da, dönmeye devam etmesinin sebebi bu nizam ve ölçüler değil ey efendim; Dünya’nın dönme sebebi bu insanlardır. Herkes içindeki o insandan bir kırıntı da kalmış olsa ona sarılmalıdır, yoksa Dünya dönmeyi terk edecektir.

20545_891_02042012_15

Malum heriflerin rayından çıkarıp boşluğa fırlatmaya çalıştığı bir Dünya var, tezkeresi makbuz olan o kişi de bu şahsı zararlardan sadece bir tanesidir. Yani teskeresi makbuz olan biri değil de, makul biri kalkıp da benimle bunu tartışsa ve ‘ya kardeş askerlik de şart, rasyonel olup ütopik uçuşmayalım dese’ inanın yer yer hak verir, onunla ortak bir payda yakalamaya çalışırım. Ama bu pişkinliğe karşı aklıselim durabilmek ne mümkündür, çıldırmak için tüm şartları sağlayan bir iletişimde, şefkatli davranmayı savunmak, bir palavradır.

 

Burası enteresan bir ülke, mesele geçen gün Üsküdar Bağlarbaşı’nda, Üsküdar Belediyesinin yapmış olduğu Kâbe maketini görünce donup kaldım, ama olabilir de sonuçta, deyip işin içinden sıyrıldım. Bir gün sonra ise haberleri açtığımda şu cümleyle karşılaştım:

 

‘Üsküdar Belediyesi Kâbe Maketi kurdu, ihram kıyafetleri giyen bir vatandaş gözaltına alındı.’ Ey ulan insan, kim bilir potansiyelinde daha nice saçmalıklar saklıyorsun, bu haberi okuduğumdan bu yana içimde uslanmayan kırık bir kahkaha var, arsızı bir türlü terbiye edemiyorum. Bir yandan da şöyle düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum, dedim ya içimde bir arsız var: ‘Hem madem ortada bir maket var, hem madem ortada bir tiyatro var; ê peki oyuncusuz tiyatro mu olur, yoksa hacısız hac mı olur? ‘Sonuçta biz; biz askerliğini bankada yaptırıp askerlik yapmayanlara saldıran bir devletin birer ferdiyiz.

 

Bir diğer yandan ise, devletin göbeği olan dört bakanı ayan beyan yolsuzluk yapmış bir hükümet var ve o hükümetin seçtiği Cumhurbaşkanı var ve Cumhurbaşkanı bu seçimde partisi için dört yüz milletvekili istiyor.

 

‘Sayın Cumhurbaşkanı yeni Türkiye için yeni bir ekip, yeni bir kadro istiyor. Eski Türkiye’den kurtulmak için 4 yüz milletvekili isteyerek, 4 yüzü değiştirmeyi elzem görüyor.’

as 2

Ne güzel demiş, çocukluğu sabun ticareti, tülbent yapımıyla yoğrulmuş Gazze’de geçen İmam Şafii. Şimdilerde ise çocukluğunun kalıbı kan barut… Gelelim deyişe, ta en başta bahsettiğim hergeleye, onunla saatlerce de tartışsam, günlerce de önüne delil sunsam yine de onu yüreğindeki yangınla tutkun olduğu ‘Vatan Sevgisi’ ihramından arındıramam, ne demiş İmam Şafii:

 

‘Kırk âlimi bir delil ile yendim,

 

Bir cahili kırk delil ile yenemedim.’

 

Bir tek bu ülke mi çürümüş, diye düşünüyorum; Fukuşima’ya gidiyor aklım, Fukuşima’da bir yunus sürüsüne karışıyorum, radyasyon zehirlenmesiyle beraber hep beraber ölüyoruz. Daha sonra Libya’ya gidiyorum, Libya’nın 27 km açığında; 700 kaçağı, 700 garibanı, 700 mülteciyi taşıyan bir geminin içinde alabora oluyor, ölüyorum.

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

NOT:

 

Yazımı burada noktalamam gerekiyor, bugün ödemem gereken faturalar var, hem de oldukça yüklü bir miktarda, onları ödemekten bahsedince aklıma Şeyh Bedrettin geldi:

 

”Ay ve güneş herkesin lambasıdır

hava herkesin havasıdır

su herkesin suyudur

ekmek neden herkesin ekmeği değildir?”

 

derken Şeyh Bedrettin, böyle bir zamanın geleceğini ve suyun da İSKİ’ler aracılığıyla satılacağını bilmiyordu mesela. Yapılan çirkin yapılar yüzünden ay ve güneşin bloke olacağından da haberi yoktu. Ah Şeyh Bedrettin’ciğim ah…!

 

-Bu havalar mavalar beni boğuyor İdris. Peki, sen de tekliyor musun?

 

-Sus la, bırak felsefeyi de bas git şu faturaları öde! Bugün son gün, mühür vururlarsa işte o zaman havaya mavaya bırakmam, asıl ben seni boğarım!

 

-Tamam, İdris, kızma İdris, kazma İdris, gidiyorum İdris!

 

-İiidriii?

 

-La sen halâ burada mısın?

 

-Tamam, la ne bağırıyorsun, gidiyorum dedim ya!

 

58

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir