Çar. Eki 28th, 2020

 

Sultan KILIÇ

 

Malatya’nın Tecde Mahallesi, Samanlı (son değişiklikle Gülsuyu) sokağında bulunan 234 yıllık Kozkökü Cami, Malatya’nın eski kerpiç camilerinden biri. Şu ana kadar Malatya’da gezip gördüğüm kerpiç camilerden en eskisi, 345 yıllık Bahri (Erenli) cami idi. Bahri cami, restore edildi, sapasağlam ve yıllara meydan okuyor.

 Tecde’deki 1780 yapımı Kozkökü cami de sapasağlam, bakımlı ve temiz camilerden biri; ama umarım asırlara meydan okur. Tabi beton site dikme heveslisi müteahhitlere izin verilmezse. Tecde’nin imara açılması sonucu şuulandırma işlemlerinden yıkım payını 234 yıllık Kozkökü camiinin de alacağını öğreniyorum. Tescillenmemiş oluşu, koruma kapsamına alınmamış oluşu şaşırtıcı. Mimari değeri yoksa anıları, manevi değeri, duvarlara sinmiş ata duaları da mı yok?

Caminin avlusunun kuzey bitişiğinde imam konutu bulunuyor. İmam konutunun yeri avluyla birlikte caminin bahçesiymiş. Her tür meyve ağacının olduğu bahçede büyük olasılıkla büyük bir de ceviz ağacı vardır. Camiye adını vermiştir. Şimdi bir can eriği ağacı, bir de asırlardır avluda yaşayan, her yana dal budak salan asması yaşıyor 234 yıllık Kozkökü camiinin. İmam konutu, kırk yıl önce Kuran kursu olarak yapılmış. Kuran kursu olarak kullanılan bu yer, bir süre dikiş nakış kurs atölyesi olarak hizmet vermiş. 28 yıldır İmam Hatip Abdulnasır Katıksız oturuyor ailesiyle.

Yoldan demir kapıyı geçip avluya girdiğinizde imam konutunun duvarı boyunca sıralanmış 4 adet abdest alma musluğu görürsünüz. Ama göze çarpan en ilginç eserse el oyması, çapı en az bir metre, yerden yüksekliği yarım metreden fazla, yekpare beyaz kemik taşının kış kabağı dilimlerinin çok daha büyüklerine benzer şekiller barındıran, avlunun ortasında duran su kürünü oluyor. Daha önce kaynak suyu bulunabilir, bu da o kaynak suyun önünde olabilir. Kaynak kuruyunca da avluya güzellik katmak üzere boş duruyor olabilir, diye tahmin yürütüyorum bir gün önce.

Şıra kürünü şadırvan, şimdilerde avlu süsü

 

 İkinci gün Tecde’ye gittiğimde caminin 28 yıllık imam hatibi Abdulnasır Katıksız’dan bilgi alabiliyorum. Caminin batı duvarı boyunca yol kenarından geçen arktan akan su, eskiden o kadar temizmiş ki tüm Tecdeliler bu suyu içebiliyormuş. Arktan açıktan akan suyun içilebilirliğini yaşlı pek çok Tecdeliden dinliyorum. İşte bu beyaz oyma taş kürün, bir zamanlar üzüm sıkmak için şıra kürünü olarak kullanılmış. Sonra da arka konmuş. Arktan gelen su, küründe biriktikten sonra dilimlerin arasındaki gedikten akarak aptes alma şadırvanı görevini de görmüş. Şimdi arkın suyu kirli olduğundan ortadan yatay kesilmiş koskoca bir kış kabağını andıran taş kürün, caminin avlunun ortasını süslüyor.

Avlunun tam karşısındaki metal merdivenden kadınlar için sonradan eklenmiş olan asma kata çıkılıyor. Bu merdivenin kuzeyindeki kapıdan uzunca dikdörtgen şeklindeki mescide giriliyor. Mescit aynı zamanda kışlık namaz yeri olarak kullanılıyor. Bu uzun dikdörtgen kerpiç yapının ahşaptan yapılmış güney kapısından girdiğinizde duvarlardaki takalar ve geniş duvarların içine gömülmüşçesine ışığı içeri süzen tepe pencereleri dikkat çekiyor. Tavana yakın doğuda iki pencere, yerden bir metre yükseklikte iki taka bulunuyor. Batı duvarında ise yerden bir metre yükseklikte üç pencere, bir de raflarına kitapların dizildiği kapaklı gömme dolap bulunuyor. Karşı kuzey duvarında askı, askının birkaç metre güneyinde odun sobası, duvarda gaz lambası ve lüks lambası bulunuyor elektrik kesintilerine karşı önlem olarak. Tavandaki direkler görünmüyor; ters tavan yaptırılmış. Yerden 80 santim yükseklikte ahşapla kaplanmış duvarları. Yere, tabandaki ahşap kaplamanın üzerine değişik el dokuması halılar serilmiş. Burası eskiden namaz kılmanın dışında köy odası olarak kullanılır, konuklar ağırlanır, sohbet toplantıları yapılırmış. Avlunun güneyindeki cami, cuma ve bayram namazlarında daha kalabalık olan cemaat için kullanılıyor.

Tecde’deki Kozkökü camiinin avlu kapısı gibi kuzeydeki ana giriş kapısı da demirden, sonradan yaptırılmış. Bir basamakla çıkılan ayvana halılar serilmiş, ayvanın üstü yağıştan korunaklı duruma getirilerek örtülmüş. Ayvanın batısına tabandan tavana ayakkabı rafları konmuş. Caminin ve mescidin toprak damları da eskiden kar küremesiyle temizleniyor, loğlanarak sağlamlaştırılıyormuş. Sonradan çatı yapılmış. Minaresiz olan kerpiç caminin çatısının kuzeybatı köşesine simgesel bir ezan okuma yeri yapılarak ses yükseltenler bağlanmış.

Ana kapının tam karşısında güney duvarının orta yerinde kerpiçten mihrap, mihrabın güneybatı köşesinde ise sonradan yaptırılan ahşap oyma motifli minber bulunuyor. Güneydoğu köşesine rafları kitap dolu bir kitaplık konmuş. Burada da büyük bir odun sobası var. Doğu duvarında iki adet klima ile bir adet saat, batı duvarında ise iki adet saat var. Caminin ısınmasını cemaat üstlenmiş tüm camilerde olduğu gibi. İmam Hatip Abdulnasır Katıksız’dan edindiğimiz bilgiye göre su giderini Malatya Belediyesi, aydınlanma giderini ise Malatya Müftülüğü karşılıyor. Cami, Vakıflar Bölge Müdürlüğüne bağlı; Malatya Müftülüğünün de denetiminde bulunuyor. Caminin üç değerli vakfiyesiyse Vakıflar tarafından yıllar önce satılmış.

Tecde’nin masal bahçelerinde hızar sesleri

 

Caminin oldukça kalın kerpiç duvarlarının yüksekliği, beş metre kadar. Tavan ve tabanı ahşap. Tavandaki direkler, ters tavanla gizlenmiş. Tabandaki ahşabın üzerine seccade desenli halı kaplanmış. Ortada simetrik iki direk yükseliyor tavanı destekleyen. İki beton kolon da asma katı destekliyor. Doğu duvarındaki iki tepe penceresi özgünlüğünü koruyor. Batıdaki tepe pencereleri kapatılarak daha büyük iki pencere yaptırılmış; içerinin daha aydınlık olması amaçlanmış.Yerden 80 santim yükseklikte ahşapla kaplanmış duvarları. Kuzey duvarında üç pencere asma katta, iki pencere de ana kapının iki yanında olmak üzere beş büyük pencere bulunuyor. Caminin kapalı alanı, asma katla birlikte yaklaşık 150 kişilik.

Caminin özgün hali, şimdikinin üçte biri kadarmış. Cemaatin ihtiyacına cevap versin diye 1920’lerde kuzeye doğru genişletilmiş. 1950’lerde bir o kadar daha eklenerek cami şimdiki haline getirilmiş.

 

Şimdiki gibi marketlere alışmamışken Tecdeliler, beş on aile birleşerek bir büyükbaş sığır alır, caminin avlusunda keserek eti paylaşırlarmış. Tecde, dutu, cevizi ve elmasıyla, masal bahçeleriyle ünlü; avlularından patır patır suları akan cennetten bir köşeymiş. Fatih Sultan Mehmet zamanında Tecde’nin yerleşim yeri olduğunu gösteren belgelerin olduğunu cami imam hatibinden öğreniyorum. Bu bilgileri alırken, görüntüleri kaydederken hızar sesleriyle irkiliyoruz. Yakınlardaki bahçelerin ağaçlarını kesiyorlar. Beton siteler, dört bir yandan kuşatmış yeşil Tecde’yi, site inşaatları hızla merkeze yaklaşıyor bahçeleri yok ede ede…

Tecde’de doğup Tecde’de yaşamış olan 80 yaşındaki İfakat bibi: “Esgiler, mezerlerinden gahsa o cennet Tecde’nin ne hale geldiğini görseler, geri gaçar mezerlerine girerler…” diyor.

 

Not: Yazarın izni olmaksızın yazı ve fotoğrafları herhangi bir şekilde kullanılamaz.

 

sultankilic44@hotmail.com

 

 

 

106

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir