Cts. Eki 24th, 2020

 

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba; Toplumsal Belek Platformu üyesi Doğan Öz, Musa Anter, Turan Dursun, Uğur Mumcu, İlhan Erdost, Hasan Ocak, Mehmet Zeki Tekiner ve Metin Altıok’un yakınları ve Sivas Davası Avukatlarından Şenal Saruhan ile birlikte TBMM’nde ortak bir basın açıklaması yaparak Sivas Katliamı Davası ve dava sanıklarından Vahit Kaynar ile ilgili yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Veli Ağbaba: “Bildiğiniz üzere 6 Aralık’ta Sivas Katliamı Davası görülecek. Yakın tarihimizin en kara günlerinden biri olan bu katliam davasının son duruşmasında savcı, zaman aşımı talep etmiştir. Sivas Davası da gereği gibi yargılamanın yapılamadığı, adaletin yerini bulmadığı davalara ne çok benziyor değil mi? Örneğin;  Kemal Türkler’in, Uğur Mumcu’nun katledilmesi, 16 Mart Maraş, Çorum, Malatya… Bunlar ve daha pek çok katliamın muhatapları, mağdurları adalet yüzü görmediler. Hemen hepsi, ya zaman aşımına uğradılar ya da çürümüş adalet düzeninin kazanında kaynayıp gittiler. Daha doğrusu o kazanın içinde kaynatıldılar.

 

Şimdi sıra Sivas Katliamı Davasına geldi. Bu utanç gününün davasını da o kazanın içine atma niyetindeler. Ceza Kanununa 2004 yılında  “insanlığa karşı işlenen suçların zaman aşımına uğratılamayacağı” ibaresi eklenmiştir. Bu yasa sadece 2004 yılı sonrasını değil gelmiş geçmiş bütün insanlık suçlarını kapsamalıdır. Sivas Katliamı da bir insanlık suçudur. İnsanlık suçu işleyenler için zaman aşımı işletilmemelidir. Sivas Katliamı, zaman aşımından kurtarılmalıdır. Devlet, faillerin yakalanabilmesi için özel hassasiyet göstererek firari sanıkları bulup mahkeme karşısına çıkarmalıdır.  Suçlular, hak ettikleri cezaya çarptırılmalıdır.

 

Gelinen aşamada katliamın aydınlatılamadığı açıktır. Katliamın aydınlatılması için meclis araştırma komisyonu kurulmalıdır. Bu komisyon, yaşananları her yönüyle araştırıp, gerçekleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermelidir.

 

Konu, siyasi malzeme edilmeden, oy kaygısına düşülmeden, insanların acılarıyla oynanmadan devlet adına özür dilenmelidir. Kısır çekişmelerin ve politik hilelerin önünü kesmek için Cumhurbaşkanı bizzat devreye girmeli ve bu özür sürecini itinayla yürütmelidir.  Madımak Oteli’nin binası insanlık müzesine çevrilmelidir. Böylelikle hem katliamla yüzleşilmiş, hem de muhatap ve mağdurların acısı bir parça dindirilmiş olunur.

 

Bir diğer bir konu ise Vahit Kaynar’ın, yakalandığı ülkelerden bir türlü iade alınamaması başarısıdır(!) Sivas katliamının ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü Vahit Kaynar, geçtiğimiz eylül ayında Almanya’dan Polonya’ya girerken yakalandı. Polonya Hükümeti, Kaynar’ın yakalandığını Türkiye’ye bildirip, iade evraklarının 40 gün içinde hazırlanıp kendilerine ulaştırılmasını istedi.  Ancak nasıl oldu bilinmez;  iade işlemi gerçekleşemedi ve ömür boyu hapis yatması gereken Vahit Kaynar 40 gün sonra serbest bırakıldı.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu; Madımak canisi Vahit Kaynar’ın iade alınmamasından sorumludurlar. Bu süreçte Adalet Bakanlığı, hazırlıkları geciktirmiştir. İçişleri Bakanlığı, gerekli hassasiyeti göstermemiş, Dışişleri Bakanlığı ise  diplomatik ilişkileri yeterli ve gerekli bir şekilde sürdürmemiştir. 

 

Adalet Bakanlığı konuyla ilgili olarak bir açıklama yapıp üzerlerine düşeni yaptıklarını belirterek sorumluluğu Polonya hükümetine yıkma çabası içine girmiştir. Aynı hükümet, aynı kişiyi daha önce de Almanya’dan iade alamamıştı. AKP’li Bakanlar bu konudaki duyarsız tavırlarıyla Sivas’ı bir kez daha yakmışlardır. Bu kara lekeden kurtulmak istiyorlarsa Vahit Kaynar’ın peşini bırakmasınlar, nerede olursa olsun bulup getirsinler. Yoksa bu kara lekeyi alınlarında taşıyacaklardır. “ diyen Veli Ağbaba, Vahit Kaynar’ın yurda getirilmesi konusundaki ihmallerin açıklığa kavuşturulması isteğiyle Adalet Bakanının yanıtlaması için TBMM’ye soru önergesi verdiğini… Almanya ve Polonya Adalet Bakanlıklarına birer mektup yazarak, yaşanılan gelişmelerin bilgi ve belgelerini isteyeceğini ifade etti.

Ağbaba, sözlerini: “Unutmayınız ki zalimin zulmü varsa mazlumun ‘âhı’ vardır. Ve o ‘âh’ bir gün sizin kapınızı da çalacaktır.” diyerek tamamladı.

 

Sultan KILIÇ   sultankilic44@hotmail.com

 

  

45

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir