Sal. Eki 20th, 2020

BTS

 

BTS (Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Şube Başkanı) KESK Dönem Sözcüsü Hasan Akdemir, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle bir basın açıklaması yaparak ‘1 Eylül 2015 Türkiye’sinde Dünya Barış Günü’nde Barış Gününüz kutlu olsun diyebiliyor muyuz?

 

Ülkemiz yeniden yangın yerine döndü. Çatışma, gözyaşı ve acı dört bir yanımızı sardı. Böylesi bir ortamda Dünya “Barış” Günü’ne giriyoruz.’ ifadelerine yer verirken barış için herkesi alanlara, barış halaylarına davet etti. Akdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“İkinci Büyük Emperyalist Savaşı, 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başladı. Ardında elli iki milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile büyük bir acı ve gözyaşı bıraktı. İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.

 

1 Eylül 2015 Türkiye’sinde Dünya Barış Günü’nde Barış Gününüz kutlu olsun diyebiliyor muyuz?

 

Ülkemiz yeniden yangın yerine döndü. Çatışma, gözyaşı ve acı dört bir yanımızı sardı. Böylesi bir ortamda Dünya “Barış” Günü’ne giriyoruz.

 

ABD gibi küresel emperyalist güçlerin isteği ve yönlendirmesiyle, uzun süredir Suriye ve Irak’ta savaş sürüyor. Hala kadınlar, çocuklar, gençler ölüyor, sakat kalıyor, salgın hastalıklar, evsizler, sığınmacılar çoğalıyor. Çağdışı cihatçı IŞİD vb. örgütler en çok kadınların hayatını cehenneme çeviriyor. Ortadoğu halklarına dünyayı dar ediyor. Milyonlarca savaş mağduru çok kötü koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor, binlercesi, çıktığı umuda yolculuk adı verilen göç yollarında can veriyor.

 

Demokrasi tanımaz iktidar, Suriye’deki savaşa nasıl benzin döktüyse, ülkemizde de çatışmaları büyüterek, kan ve gözyaşı üzerinden iktidarını sürdürmeye çalışıyor.

 

Yüksek katılımlı Haziran genel seçimlerinde çıkan sonuç Saray’dakinin tüm hesaplarını alt üst etti. Huzuru ve istikrarı 400 vekil şartına bağlayanlar, istediklerini alamayınca zor kullanmaya başladılar!

 

Ülkenin gençleri Suruç’ta katledildi. Hastaneler, sağlık çalışanları saldırıya uğradı, aciller dâhil sağlık hizmetlerine erişim sağlanamadı.

 

Bu savaş bizim savaşımız değil, savaşa mecbur olan AKP’nin ve halka rağmen yönetim darbesi yaparak anayasal suç işleyen Saray’ın savaşıdır. Bu çılgınlıkta ısrar etmek ülkemizi çıkmaz bir felakete sürükleyecektir.

 

Ortadoğu iç savaşlarla, etnik ve dini boğazlaşmalarla debelenirken, Türkiye de bu kaosun parçası olarak Reyhanlı’da, Roboski’de, Suruç’ta yaşanılanlar gibi daha büyük acılarla yüz yüze kalacaktır.

 

Bizler, bir can daha yitmesin, salgın hastalıklar, sakatlıklar toplu ölümler olmasın, insanlar evlerini terk etmesin, doğaya kıyılmasın diye bu çılgınlığı durdurmak istiyoruz.

Dahası Suruç Katliamı’nı gerçekleştirenlerin, Ortadoğu’da savaş suçu işleyenlerin, cihatçı çeteleri besleyenlerin ortaya çıkarılıp cezalandırılması gerektiğini söylüyoruz.

Akan kan, toprağa düşen canlar üzerinden iktidar ve oy hesabı yapanları bin kez lanetliyoruz…

 

Bizler, Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikaların herkes tarafından derhal terk edilmesini, barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımların acilen atılmasını istiyoruz.

 

Ülkenin dört bir yanında barışı sahiplenecek ve barışa ses vereceğiz. Bu yıl 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde alanlara çıkmak, ses çıkartmak, halka gerçekleri anlatmak her zamankinden daha önemli ve anlamlıdır.

 

Hiçbir zaman unutulmasın ki, bu ülkedeki darbelerin, savaşların ve ekonomik krizlerin bedelini halkımız ve emekçiler ödemektedir. Savaş naraları atanların çocukları değil, yoksul halkımızın çocuklarının kanı akıtılmaktadır.   Bu nedenle demokrasi için, barış için, adalet için mücadeleyi duraksamadan sürdürmeliyiz, sürdüreceğiz.

 

Biz emek meslek örgütleri KESK ve TMMOB olarak; Çocuklarımız ölmesin barış hemen şimdi diyoruz.

 

Bunun için 1 Eylül’de ülkemizin dört bir yanında gerçekleşecek barış etkinlikleri içinde olacak, saray darbesini ve savaşı durdurmak için sesimizi daha çok yükselteceğiz.

 

Bu amaçla:

 

Tüm yurttaşlarımızı barış için ses vermeye,

 

Barış eylem ve etkinliklerine katılmaya çağırıyoruz.

 

Kirli hesaplara kurban edilecek bir tek canımız bile yok.

 

Barışın iyileştirici gücüne hepimizin ihtiyacı var.

 

Haydi, hep birlikte 1 Eylül’de barış alanlarına… “

 

43

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir