Sal. Eki 27th, 2020

 

 

Eğitimci Hasan GÜL

 

11 Haziran 2020 Perşembe günü Cumhuriyet Örnek köyümüzün muhtarı Mehmet Çelik beni aradı. Saat 11.40’ta Yeşilyurt Belediye Başkanı Sayın Mehmet Çınar’ın ilçe kaymakamı ile birlikte köyümüzü ziyaret edeceklerini, yapılacak toplantıya benim de katılmamı istedi.

 

Toplantı yeri muhtarın evinin önü idi. Belirtilen saatte gittim. Köyden bir gurup kadın, erkek toplanmıştı. Misafirler henüz gelmemişti. Gündeme getirilecek konular konuşuldu. Bir iki kişi isteklerini belirtti. Bir kadın komşumuz, bunları dile getireceğini söyledi. Ben içimden, konuşmalar sırasında uygun bulduğum konularda söz alarak düşüncemi söylemeyi planlamıştım.

 

Misafirlerimiz geldiler. Her ikisi de genç insanlar. Kısa bir tanışma ve maske dağıtımından sonra sözünü ettiğim kadın komşumuz ortak istekleri iletti. Belediye başkanı Mehmet Çınar, isteklerin bir kısmının Malatya Büyükşehir Belediyesi çalışmaları arasında olduğunu, o makama ileteceğini, diğerlerini de yerine getirmeye çalışacaklarını söyledi.

 

Köyden bir vatandaş, köydeki arsaların köylünün parası ile satın alındığını, belediyenin bu arsaları satmasının haksızlık olduğunu, arsa parası vermelerine rağmen bazı köylülerin arsa alamadığını, söyledi. Belediye başkanı, tek cümle ile “Mal benimdir satarım. ” dedi.

 

Yadırgadım. Cumhuriyet Örnek Köyün kurulduğu yıllarda Yeşilyurt Atatürk İlkokulu müdürü idim. Bu amaçla çıkarılan Yeşilyurt gazetesinin sorumlu müdürü idim. Arsaların nasıl alındığını, kura çekimini, para verdiği halde arsa alamayan köylüleri iyi bilirim. Köy tüzel kişiliği devam ederken bu arsaların nasıl korunduğunu iyi bilirim. Malatya büyük şehir olduktan sonra köyün bütün ortak mal varlığı belediyeye geçti. Bu nedenle Yeşilyurt Belediyesi bu arsaları satma hakkına sahiptir. Ancak böyle bir açıklama yerine üç kelimeyle “Mal benimdir satarım” ifadesi hoş olmadı.

 

Bir başka konu da belediye çalışmalarından söz edilirken belediye başkanımız, ” Kırlangıç köyü ile kara yolu arasındaki atıl araziye rulo çim ektik.” dedi. Gönül isterdi ki Akçadağ Köy Enstitüsüne ait arazi ifadesini kullansın. Bu, atıl arazi değil, atılmış arazidir. Bu arazi 1941 yılında bir kısmı hazine arazisi olduğu için doğrudan enstitüye geçmiş, bir kısmı köylülerden parayla alınmış, bir kısmı ise okul yapılacak diye sahipleri tarafından bağışlanmıştır. O arazi üzerinde 1940 -1954 yılları arasında Türk eğitim tarihinin şerefli kurumlarından birisi olan Akçadağ Köy Enstitüsü vardı. Eğitim hayatımın sekiz yılı o okulda geçti.

 

Aceleyle toplantı sonlandırılmasaydı söz alacaktım, bunları anlatacaktım. Ancak şunu da belirteyim. Bahsi geçen arazinin birilerine peşkeş çekilmesi yerine belediyece halka hizmet amacıyla kullanılması iyi olmuştur. Sayın başkan ilgi duyar da görüşmek isterse bu konudaki bilgilerimi, duygularımı kendisiyle paylaşırım.

111
One thought on “Sahi, kimin malını kime satıyorsunuz?”
  1. Yazık çok yazık. Inanılır gibi değil, dedelerimizin bir kısmını bağışladığı, köylerimizin orta yerinde kalan,bu eğitim yuvasını, büyük şehir yasası diye bi ucube yaşa çıkarıp, “Rulo Çim ” dikenbelediyecilik anlayışına nasıl gulecegimi bilemedim. Rulo Çim o güzelim topraklara rulo cim. Kınamaktan başka hiçbirşey gelmiyorsa bugün elimizden, ruhumuza şimdiden fatihimizi okuyalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir