Cts. Eki 24th, 2020

koyun 2

 

Ali Haydar KOYUN

 

Oysa sorunun çözümü çok basittir.

 

Başta sorunun çözümü için kesinlikle ve kesinlikle ortaya bir irade konulmalıdır ve asla taviz verilmemelidir. Sigara yasağında ortaya konulan ve tavizsiz uygulanan irade de olduğu gibi.

 

Ortaya irade konulmadan ne yaparsanız yapın hangi yasaları çıkartırsanız çıkartın hiç birinin de uygulanabilirliği olmayacaktır.

 

Daha sonra ise bataklığı kurumaya çalışacaksınız.

 

Bataklığı besleyen ve onu gittikçe büyümesine neden olan akarsuların önü kesilmeden bataklığı kurutamazsınız. Bunun için ne yapmak gerekiyor.

 

Öncelikle yeni yapılan gerek kamu gerekse de özel tüm binaların ve açık alanların yapım aşamasında plan ve projeleri TSE Standartlarına uygun olarak hazırlanacak.

 

Ulaşılabilir ve erişilebilirlik standartlarına uygun hazırlanmayan tüm plan ve projelere onay verilmeyecektir. Onay alınabilmesi için tüm projeler gerekirse yeniden hazırlatılacaktır.

 

Standartlara uygun hazırlanan plan ve projelerin yapım aşamasından bitiş aşamasına kadar tüm evrelerinde konuya vakıf olan yetkililer tarafından sık sık kontrolleri yapılacaktır.

 

Eksik görüldüğü takdirde hemen müdahale edilecek ve düzeltmeler yapılana kadar çalışmalar durdurulacaktır.

 

Çalışmalar bittiğinde son olarak binaların ve açık alanların ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik standartlarına uygun olup olmadığı aralarında engel gruplarından yetkililerinde bulunduğu komisyonlarca denetimleri yapılacak ve uygun olarak yapılanlara gerekli ruhsatları verilecektir.

 

Uygun yapılmayanlara ise ne olursa olsun ruhsatları kesinlikle verilmeyecektir.

 

Bunun yapılmasıyla bataklığı besleyen akarsuların önü kesilmiş olunacaktır.

 

Bunlar yapılmadan şu anki yapılmış olan denetimlerin yapılması hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. İstediğimiz kadar denetim yapılsın, arkadan bataklığı besleyen yeni yapılar yapılmaya devam ettiği sürece sonuç alınamayacaktır.

 

Bataklığı besleyen akarsuların önü kesildikten sonra ise eski yapıların ve açık alanların düzenlemesine bakılacaktır.

 

Ayrıca gerek eski gerekse de yeni yapılan veya yapılmış olan kapalı ve açık alanların düzenlemesini ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik standartlarına uygun yapmayan kim olursa olsun kesinlikle cezai müeyyidesi uygulanacaktır.

 

Cezai müeyyide uygulanmadıkça insanlardaki vurdumduymazlık devam edecektir.

 

Cezaların uygulanmasında ise kamu kurum ve kuruluşlarında ki düzenlemeler için o kurumun ve kuruluşun başındaki idarecinin şahsına, özel kuruluşlarda ise bina veya açık alan sahibi kimse ona ceza uygulanmalıdır. Cezalar kurum veya kuruluşlar adına kesilmemelidir.

 

Yasalara uymayan ve düzenlemelerin yapılmamasında kimin sorumluluğu varsa cezasını mutlaka görmelidir. Aksi halde akıntıya karşı kürek çekilmiş olunacaktır.

 

Sözün özü olarak iki haftadır bu köşede yazarak dile getirdiğim görüşlerime katılan olur veya olmaz ancak bunlar yapılmadan da sağlıklı bir sonuç alınamayacaktır.

 

7 Temmuz 2005 tarihinde çıkarılan 5378 sayılı Engelliler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik hakkındaki düzenlemelerin yapılabilmesi amacıyla 7 yıl süre konulmuştu.

 

7 Temmuz 2012 tarihinde süre dolduğunda ise sorumsuz idareciler ve yerel yöneticilerin baskısıyla engelli düşmanı milletvekilleri tarafından kanun değişikliği verilmiş ve süre 1 artı 2 yıl şeklinde toplam 3 yıl daha uzatılmıştı.

 

Kanun değişikliğiyle ötelenen ve yasanın öngördüğü tüm yasal süreleri de 7 Temmuz 2015 tarihinde dolduran ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik hakkı bu gidişle daha çok öteleneceğe benziyor.

 

Bu ötelemelere katkısı olanlar ise şunu unutmasın ki, her öteleme ile hayatımızdan çalınan her saniye bizi yaşamdan uzaklaştırıyor geriye yaşanmamış bir geçmiş, yaşanamayacak bir gelecek kalıyor bizlere.

48

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir