Per. Kas 26th, 2020

koyun 2

 

Ali Haydar Koyun

 

 

Evinizin dört bir yanının bataklıkla kaplı olduğunu düşünün. Evden dışarıya çıkmanızın, bir adım dahi atmanızın imkânı yok gibi.

 

Adımınızı attığınız anda bataklığa saplanıp kalmanız, biraz daha çabalamanız halinde dibe doğru batarak yok olmamanız mümkün değil.

 

Evinizden çıkmak ve dış dünyayla bağlantı kurmak için adımınızı attığınız anda bataklığa saplanıp kalacaksınız. Dış dünyayla bağlantınızı sağlayacak herhangi bir çıkış yolunuz yok.

 

Ya evinizde ömür boyu oturup bu benim kaderimdir diyerek bataklığı kabulleneceksiniz ya da bir çıkış yolu bulmak için çaba göstereceksiniz.

 

Böyle bir durumda ne yaparsınız? Hangi yolu tercih edersiniz?

 

Tabi ki bataklığı geçmek için, aşmak için bir çözüm bulmaya çalışacaksınız…

 

Nasıl bir çözüm düşüneceksiniz, nasıl bir yol bulacaksınız peki.

 

Evinizden dışarıya çıkabilmek için mutlaka bataklığı aşmanız gerekiyor.

 

Bataklığı aşabilmek için sandal kullanabilirsiniz, bir köprü kurabilirsiniz veya havadan geçiş yapacak bir yol bulabilirsiniz…

 

Ancak bulacağınız çözüm, kalıcı olmadığı takdirde her sabah evden çıkmaya çalıştığınızda aynı sorunları yaşayacaksınız.

 

Burada önemli olan kalıcı bir çözüm yolu bulmak ve bataklığı temelli kurutmaktır.

 

Aksi halde ne yaparsanız yapın sorun, önünüzde dağ gibi duracaktır. Hatta çözüm getiremediğiniz takdirde zamanla bataklıktan yayılan gaz nedeniyle nefes dahi alamaz duruma geleceksiniz.

 

Bataklığı kurutmadıkça hangi çözümü bulursanız bulun hangi uygulamayı uygularsanız uygulayın hepsi de geçici olacak ve sizin sorun devam edecektir.

 

İşte bu ülkede sayıları küçümsenmeyecek kadar büyük olan ve nüfusun % 12.29’unu teşkil eden engellilerin yaşamış olduğu ana sorunlarının arasında yer alan ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik sorunları da bataklık gibidir.

 

Bu bataklığa çözüm getirilmesi amacıyla gerek merkezi idare gerekse de yerel idareler tarafından yapılan çalışmalar hep geçici çözümler olmuştur.

 

Halının üzerindeki toz süpürülerek alınmamış, hep halının altına süpürülmüştür.

 

Ya da kangren olmuş parmak kesilerek yara tedavi edilmemiş hep yaranın üzeri pansuman yapılarak geçiştirilmiştir.

 

Ve zamanla kangren olmuş parmak, iyileşeceğine gittikçe tüm vücuda yayılmaya başlar ya da halının altına süpürülen tozlardan artık yeni tozlara yer kalmaz ve bu nedenle tüm odaya yayılmaya başlar.

 

Tekerlekli sandalye ile yaşamını sürdüren ve yaklaşık 21 yıl süresince Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesinin başkanlığını yapan bir kişi olarak ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik sorununu yaşayarak en iyi bilenlerden sayılırım.

 

Ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik sorunu günün 24 saati yaşadığımız ve toplumun içerisinde var olmamızın önündeki en büyük ana sorunlarından birisidir.

 

“Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Yönetmeliği” kapsamında 81 ilimizde olduğu gibi Malatya’da da oluşturulan “Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonu’nda Türkiye Sakatlar Konfederasyonu adına temsilci olarak katıldığım, kamuya açık olan kapalı veya açık kamu kurum kuruluş ile özel kuruluşların denetlemesinde birçok ilginç olaya şahit oldum.

 

Başta, engelli olduğumdan ve daha sonra 21 yıllık dernek başkanlığım esnasında edindiğim bilgi ve tecrübelerden ve daha sonra ise denetimlerde şahit olduğum olaylardan edindiğim izlenimle bir kez daha emin oldum ki bu sorunlara kalıcı çözüm getirilmesi, şu anki düşünce yapısıyla, mevcut uygulamalarla ve yasalarla çok zor.

 

Engelliye karşı yanlış düşünce yapısı değişmeden, zihinlerde dönüşüm sağlamadan ve ortaya idare konulmadan getirilen çözümler, eksik olacak ve sorunlar yaşanmaya devam edecektir.

62

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir