Pts. Eki 26th, 2020

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

Sultan KILIÇ

 

Malatya’dan Çırmıhtı’ya giderken hem yolumun üstü, hem bugün cuma, mezarlık ziyaretçileri de çoktur, ben de Kuyuönü mezarlığına uğrayıp öyle geçeyim, dedim.

En kalabalık olan mezar da Keşşaf Hoca’nın kabriydi. Bari uzaktan, geniş açılı bir görüntü alayım ki kalabalık da görünsün, dedim kendi kendime. Vay, sen misin fotoğraf çeken? Malatya’da fotoğraf çekmek o kadar zor ki…

Ziyaretçilerin hepsi kadın, otuz kişi kadar var. Yaşlı bir erkek var, ona Memet amca diye hitap ettiklerini işittim. İşte o otuz kadının arasından cins bir “karı” çıktı. Ben fotoğraf çekmeden önce orada bulunan herkesten teker teker neden izin almamışmışım…

Sanki dersiniz kadının yatak odasına girmişim de özel hayatını görüntülüyorum. Kamuya açık bir alanda fotoğraf çekmek için izin almak da neyin nesi?

Ya da sanki Keşşaf Hoca, bu çemkiren ‘karı’nın babası. Hani, babasının mezarı dahi olsa görüntülemeye yasak koyamaz. Yasak koyması için babasını, evinin içine ya da kendi bahçesine gömmesi gerekir. Burası özel mülkiyet; o nedenle izinsiz görüntüleyemezsin deme hakkı doğar.

Mezar fotoğraflarına sunum yazarken ya da yorum yazarken asla hakaret içeren, aşağılayan ifadeler kullanmadık. Hep saygılı, şefkatli ifadeler kullandık. Mezarla ne sorunu olabilir ki insanın? Hem vandal mıyız biz?

O bağırtlak ‘karı’,  çemkirince oradan ayrıldım. Ben ayrılırken diğer kadınlar, beni yüreklendiren sözlerle seslendiler: “Sen çek çek, aldırma ona, o da kim oluyormuş?” sözlerinin arasında ayrıldım.

Mezarlığın batı çıkışına doğru hızla ilerlerken arkamdan seslenerek koşan amcayı fark edip geri döndüm. “Kızım, ben o kadına gereken cevabı verdim. Cahilliğine ver onun. O, ancak gelip mezara çapıt bağlamayı bilir. Ben senden özür diliyorum.” dedi.

İnsanlardan uzak, mezarlarına yakın olmak da çözüm değilmiş. Malatya’da fotoğraf çekmek zor işmiş zor…

 

DAVUL ZURNAYLA ÇAĞIR, SONRA DA YASAK KOY

 

Bir de Malatya’nın sokak düğünleri var. Eskiden düğünler, bahçelerde yapılırmış. Bahçeler, beton sitelere kurban edildiğinden bu yana düğünler de sokaklarda yapılır oldu.

Davul zurnayla yedi düveli başlarına toplayıp başlıyorlar oynamaya. İyi, güzel, oynayacaklar tabi. Herkes gibi ben de video kaydı yapıyorum. Sokağı işgal eden, davul zurnayla herkesi başına toplayan, video çekilirken gülümseyerek poz verip çeşitli figürlerle kalça kıvıran vatandaş, aylar sonra internette düğün videosuna rastlıyor.

Düğün ortamından çıkınca mı, bizim aklımıza gelmeyen başka nedenlerle mi bilemiyoruz. Bu kez başlıyorlar, bu videoyu kaldırın yayından, demeye. Sanki ben gitmiş, kendilerinin bahçe düğünlerini ya da salon düğünlerini görüntülemişim.

Malatya’da çekim yapmak zor işmiş zor…

 

sultankilic44@hotmail.com

 

 

136

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir