Cum. Eki 23rd, 2020

 

 

 

AKPINAR, ARASA VE AFYON…

 

Raşit KISACIK

 

rasit.kisacik@gmail.com

 

Malatya’da 1970’lere kadar insan yoğunluğu, esnaf ve renkli simaların en kalabalık olduğu iki yer vardı. Biri Arasa medyanı, diğeri ise Akpınar semtiydi.

 

Akpınar deyip geçmeyin, Arasa meydanı bile Akpınar semti içeresindeydi. Kışla Caddesi bitiminden başlayıp PTT binasına, buradan şimdiki Çevre yolundan Akkoza oteline kadar geniş bir alanın adıydı Akpınar. Semt içeresinde ise, hanlar, hamamlar, çeşitli işyerleri Arasa yanındaki Akpınar semtinde taştan örülü, iki-üç basamak inildikten sonra aslanın ağzından içme suyu fışkıran bir pınardan alırdı adını.  Hatta Malatya’da hazır ol vaziyetinde sandalyede oturanlara “Ne o ula, Akpınar aslanı gibi oturuysun?” şeklindeki mizahi yaklaşımda buradan gelmekteydi.

 

Pınarın arkasında bir pide fırını mevcuttu. Ön cephesi ise eski saman pazarına çıkan ve sağlı sollu halı, kilim satılan dükkânların bulunduğu sokağa bakıyordu. Şimdi bu aslanlı havuzun bulunduğu yer minibüs durağı olarak kullanılıyor. Dedim ya, Akpınar semtinde o dönemler Kasap Pazarı, Buğday pazarı, Yemenici pazarı, Karpuz Pazarı, Saman pazarı, Kelleciler çarşısı, Bit pazarı, Kuyumcular çarşısı, Küpçüler sokağı, tükürük kebabı ile özellikle üzüm ekmek satılan iş yerlerinin bulunduğu lokantalar vardı.

 

 

Arasa’nın, yani Buğday Pazarının batı bölümünde tarihi bir kerpiç yapıdan oluşansa ‘’Hacıhüseyin’’ hamamıydı. Sonradan ismi Gönül Ferah hamamı oldu. Bu hamamın ortasındaki havuzda da birçok hamamda olduğu gibi aslan heykelinin ağzından soğuk içme suyu akardı.

 

Akpınar’da çok sayıda han bulunurdu. Bu hanların çoğunun ikinci katlarında küçük odalarda yolcular konaklar, hayvanları ise aşağıya bağlanırdı.

 

Buradaki hanların önünde küfeleri ile bekleyen hamallar ile eşeklerle yük taşıyanlar bulunurdu.  Buradaki eşekli yük taşıyıcılar içerisinde en çok da Oral Un Fabrikasından torba unları alıp simit ve pide fırınlarına götüren iki gözü kör olan Kör Abuzer dayı ünlüydü. Simit ve pide fırınlarına elinde kısa sopasını eksik etmeyen Kör Abuzer dayıdan çok, eşeği bilirdi. Eşek, Abuzer dayı hangi fırını söylerse oraya götürürdü. Boş zamanlarında ise burada durur evlere yük taşırdı… Taşıma işlemini tamamladıktan sonra Abuzer dayı ya Oral Un fabrikasına ya da Arasa’daki bekleme yerine dönerdi.

 

Arasanın arkasında ise Nalbantlar bulunurdu. At ve eşeklerini nallatmak isteyen ya da nal yeniletemek isteyenlerin uğrak yeriydi.

 

Esnaflar arasındaki anlaşmazlığı ise Karakol veya mahkemeden önce Gânun Hacı lakaplı sözü geçer biri yönetirdi. O nedenle zaten adı Kanun (Gânun) Hacı kalmıştı.

 

Buğday pazarının güney bölümünde ise Karpuz pazarı bulunurdu. Özellikle bir-iki kilometreden kokusunu yayan Yazıhan bölgesindeki köylerin ünlü kavun ve karpuzu getirilir, burada tek tek satılırdı. O zamanların karpuzu greyfurt büyüklüğünde, elma gibi soyulup yenilirdi. Çünkü herkesin kemik saplı irili ufaklı bıçağı vardı. Sonradan Karpuz pazarı, Sebze Halinin arkasına taşındı. Burada soyulup yenilen karpuzların kabuklarını hayvanları olan küçük çocuklar toplardı.

 

Arasa esnaflarının başında Battal Tuncay ve oğulları Celal, Halil ve Vural kardeşler, Mustafa Kavukçu, Marangoz Hacı Ömer Furun ve oğlu Mehmet Furun, hayvan yemi satıları Alaattin ve Abdullah Karadağ, Tavukçu Musto, Arasa’nın maskotu sayılan tepirci Horey Bacı gelirdi…

 

HANLAR

 

Akpınar denilince ilk akla pazarlardan önce hanlar gelirdi. Akpınar semtinde ilk akla gelen, Afyon han, Şirket han, Aksoğanhan, Emiraühmet Hanı, Hosurafoğlu hanı, Talha Baba hanı, Hacı Arif’in hanı, Hamidiye Han, Yıldız hanı gibi…

 

Akpınar’da çok sayıda han bulunurdu. Bu hanlar genelde iki katlı, kerpiçten yapılmıştı. Bu hanların çoğunun ikinci katlarında küçük odalarda yolcular konaklar, hayvanları ise aşağıya bağlanırdı.

 

Küçük hanlarda civar köylerden gelen köylüler günlük ihtiyaçlarını alır, hayvanların bakımını yaptırır (hanın içinde veya civarındaki nalbantlar da), buralarda geceleyip gün doğmadan serin havada köylerine dönerlerdi. Sonraları yolcuların kaldığı yerler çoğunluğu Malatyalı Ermenilerin bulunduğu küçük zanaatkarlar iş yerleri ile doldu.

 

 

AFYON HAN

 

Bu hanlar içerisinde en önde geleni ise Afyon hanı gelirdi. İşte size kısa bir tarifi ile Afyon hanı;

 

Afyon hanın ortasında bir çay kulübesi ile havuzu vardı taştan bir aslanın ağzından havuzun suyu gelirdi. Dört tane kapısı vardı bir kapısı Yemenici pazarına, bir kapısı Saman pazarına, bir kapısı Tüccar pazarına, bir kapısı da Söğütlü camiye açılırdı.

 

Hanın çevresinde ve içerisinde özellikle Tüccar pazarında, şarküterilerde topak şeklindeki tereyağları gibi, topak Afyon satılırdı. Ta ki 1971’de haşhaş ekiminin Malatya’da da satılmasının (ABD’nin isteği ile) yasaklanmasına kadar.

 

Akpınar semtinin güneydoğu bölümünde bulunan Afyon hanın dış duvarları kerpiçten yapılmıştı. Doğusunda Eski Saman pazarı,  batısında Sögütlü Cami,  güneyinde Tüccar pazarı, kuzeyinde ise Yemenici pazarı bulunurdu. Yemenici pazarında ayakkabı satıcılarından çok köşker dediğimiz ayakkabı tamircileri bulunurdu.

 

Afyon hanın büyük kapısı Eski Saman Pazarına bakan 4 kapısı vardı.  Söğütlü Cami, 2. Dünya Savaşı yıllarında kısa süreliğine askeri kışla (Toplanma merkezi) olarak kullanıldı.

 

Han iki katlıydı. İş yerlerinin iç duvarları ahşap,  Ön cephesi ise cam çerçeveli olarak yapılmıştı. Üst katın büyük bir bölümü Hükümet Binası yapılıncaya kadar Adliye sarayı olarak kullanıldı. 1941 yılında Adliye sarayı taşınınca buraya Yaprak Tütün Ambarı olarak kullanıldı.

 

Hanın orta yerindeki pınarın yanında çay ocağı kulübesi bulunurdu. Alt katta ise Akaryakıt bayisi, Abdulsamet Akış’a ait bakkaliye, Hasan Kabasakal, Karagözlü Mehmet ile İbrahim ve Şemi Sözen’e ait işyerleri vardı.

 

Ayrıca alt katta Tevfik Kocabaş, Mehmet Güröz, Ali Rıza Günbak, Ahmet Parlak, Abdullah ve Ali Kayaköküne ait ticarethaneleri ile Kunduracı Sarkiz Gezer, Avukatlar Vahap Barış, Ali Sürmeli, Şefik Tugay, Halit Ziya Özkan ile Oral Un fabrikalarının yazıhaneleri vardı.  Terzi Hamdi Özdiken, Hanın Odabaşı Bekir Kaynarın ofisleri bulunuyordu…” (Kaynak, Afyon hanın toptancı tüccarlarından Kâzım Sözen)

 

Ayrıca kırık cam ve bakır tel ya da bakır eşyaların alındığı bir yer vardı. Biz o dönemin çocukları sokak sokak dolaşır, kırık cam ve bakır telleri Bu işyerine satar, aldığımız para ile sinemaya giderdik.

 

Annemizden ya da babamızdan para istemez aç çok demeden bu tür küçük ticaretle harçlığımızı çıkardığımız gibi, Malatya’yı da cam ve çirkin manzaralar bırakan bakır tellerden kurtarmış olurduk.

 

Hanın Saman pazarına bakan üst katında da ayrıca Malatya’da ün salan tiyatro eserlerinin sahnelendiği Yüksek Kahve vardı.

 

Bu Afyon hanı 1957’nin Ocak ayında tekrar yandı. Çıkış nedeni hala bilinmeyen han tamamen kül oldu. İşyeri sahipleri bazı eşyalarını kurtarabilse de çok büyük çoğunluğu kül olmuştu. Bir süre Afyon hanına Yanan Han denildi.

 

Hanın yanan yeri yeni iş yerlerinin bulunduğu bir han yapılırken, temelinden Mecidiye çıktı. Bol miktarda Mecidiye (Dönemin geçerli paraları) çıkınca yapımı tamamlandıktan sonra Yanan han yerine Mecidiye Han denildi. Arka bölümde ise Hamidiye han yer alıyordu. Bu handaki esnaflar birbirine çok düşkün ve yardımseverlerdi.

 

 

 

179

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir