Cts. Oca 16th, 2021

Malatya Kongre ve Kültür Merkezi'nde İnsan Hakları Derneği (İHD) Malatya Şubesi ve Mazlum Der tarafından ''Kadına Yönelik Şiddet'' konulu panel düzenlendi.

Kadın Merkezi (KAMER) Vakfı Diyarbakır Merkez Şubesi Koordinatörü Nilgün Yıldırım, ''Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde değil, ne yazık ki Türkiye'nin her yerinde durum aynı. Kadınların yaşadığı şiddet bizim aklımızın, hayalimizin ötesine geçen boyutlarda'' dedi.

Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin moderatörlüğünüSema Çetinkaya üstlendi.

Panele konuşmacı olarak katılan Nilgün Yıldırım, vakıf olarak kadının insan haklarına yönelik farkındalık grup çalışmaları yaptıklarını, bu çalışmalar kapsamında kadınların normalmiş gibi yaşadıkları şiddeti fark etmelerini ve bu şiddetle mücadele etmelerini sağladıklarını söyledi.

Kadının statüsünün değişebilmesi için ekonomik bağımsızlığına da kavuşması gerektiğini bildiren Yıldırım, bu sebeple Gaziantep'te, Tunceli'de ve Kars'ta atölyeler açtıklarını, yerel ürünlerin buralarda üretilerek pazarlanmasını sağladıklarını belirtti.

"Zihniyet dönüşümü için 0-6 yaştan başlamak lazım"

Vakfa gelen kadınların çoğu zaman çocuklarını emanet edecekleri bir yer bulamadığını gördüklerini ifade eden Nilgün Yıldırım: ''Çocuklarla olan ilişkimiz ilk bu şekilde başladı. Çocuklara yaşadıkları şiddeti nasıl unutturabiliriz? Anneleri farkındalık çalışmalarına katılırken çocuklarla nasıl zaman geçirebiliriz diye düşünerek 'Çocuklara Hayat' adında bir program başlattık. Vakfımızın şubelerindeki çocuk odalarında çocuklara bu hizmeti veriyoruz.'' diye konuştu.

Aslında her bireyin kadın ve erkek olmayı çocuk yaşlarda öğrendiğine vurgu yapan Yıldırım: ''Küçük yaşlarda öğrendiğimiz ezberler, büyüdüğümüz zaman yaşamla olan bütün ilişkimizi belirliyor. Şiddetle ilgili bir zihniyet dönüşümü yapmak istiyorsak başlayacağımız yer tam da 0-6 yaş grubu.'' dedi.

Erkek çocuk doğuran bir kadının biraz daha dik, biraz daha mutlu göründüğünü kaydeden Yıldırım: ''Eğer kız çocuğu doğurmuşsa biraz daha saklanan, yemek yemekten bile utanan kadınlar var. Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde değil, her yerde yazık ki durum aynı. Kadınların yaşadığı şiddet bizim aklımızın, hayalimizin ötesine geçen boyutlarda.'' ifadelerini kullandı.

"Şiddete ve cinayete töre ya da namus cinayeti dememeliyiz"

Kadın cinayetlerinden törenin yarattığı bir durummuş gibi bahsedildiğini anlatan Yıldırım: ''Töre cinayeti dendiği zaman da doğal olarak insanların ilk algısı, bu cinayetlerin sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşandığı ile ilgili gelişir. O durum da cinayetlerin ve şiddetin sadece bir etnik gruba, millete mal edilmesi ile sonuçlanıyor. Şiddete ve cinayete biz töre cinayeti demiyoruz. Aslında namus cinayeti de demiyoruz. Çünkü namus kavramı da olumlu bir kavram.'' dedi.

Vakfa başvuru yapan kadınların hikâyelerine de değinen Yıldırım, şunları kaydetti:

''Namussuzluk ettiği gerekçesi ile öldürülen birçok kadının hikâyesinin altında çok farklı şeylerle karşılaştık. Kadın mirastan pay almak üzere talepte bulunduğu zaman bir dedikodu, bir bahane ile o kadının ayağı kaydırılır. Bir şekilde öldürülüyor. Ya da kadının başka biri ile evlenmek zorunda bırakılmasına kadının isyanı ile taciz, tecavüz ya da aile içi bir ensest yaşanmış olabiliyor. Aşireti korumanın en kolay yolu kadını feda etmektir. O yüzden biz bu cinayetlere namus adına işlenen cinayetler diyoruz.''

Sultan KILIÇ    sultankilic44@hotmail.com 

59

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir