Cts. Eki 24th, 2020

Alyan sahilde

 

Bugün hafta sonu, günlerden pazar.

 

Her zamankinden erken çıktım evden, Avcılar’a gidecektim. Avcılar dediğin de Esenyurt’un Paris’i ha, kıyafet olarak her zaman Kadıköy’e benzettiğim Avcılar, nedense hafızamda, kitapları yağmurda boğulmuş bir kenttir; ısınamadığım bir kent…

 

Zaman işte a dostlar, bazı şeyleri allayıp pullayarak arşivliyor, bazılarını ise rastgele arşiv odasına fırlatıyor.

 

Zaman her şeyi yutup geçmişe atıyor dostum!

çelme 3

Eskimeyen bir şey kalmadığında ise kıyamet kopacak. Ne zaman ki doğa artık kendisiniyenilemez de susarsa, işte o nihayette artık bu Dünya’ya dair hiçbir yeni şey kalmayacak. Hurdacı dükkânları bile eskiler ile yeni bir şeyler yapmak için kurulmuştur, doğa sustuğu zaman Dünya hurdacı dükkânı bile olamayacak!

 

Dünya hızla tükeniyor, aslında Dünya tükenmiyor, tüketilen bir şeye tükeniyor demek; cinayet ile öldürülen biri için ‘eceliyle öldü’ diye uyduruk bir rapor hazırlamaya benziyor.

 

Acaba yaşam olan başka bir gezegen daha var mıdır? Zira bir gün gelecek ve burada yaşam dediğimiz döngü yok olacak.

 

Gelecek kuşaklar çok da umurumuzda zaten değil mi? Onlar için yaşayacak bir gezegen bırakmayan bizler, bir de onlar için yaşam olan başka bir gezegen bulacaktık değil mi?

 

Bugün hafta sonu, günlerden pazar.

 

Her zamankinden erken çıktım evden, Avcılar’a gidecektim. Avcılar dediğin de Esenyurt’un Paris’i ha, kıyafet olarak her zaman Kadıköy’e benzettiğim Avcılar nedense hafızamda, kitapları yağmurda boğulmuş bir kenttir; ısınamadığım bir kent…

çelme 2

Zaman işte a dostlar, bazı şeyleri allayıp pullayarak arşivliyor, bazılarını ise rastgele arşiv odasına fırlatıyor.

 

Günlerden tatil günü, metrobüs tıklım tıklım insan kusuyor. Herkes kendisini bir diğerinden muhafaza etmeye çalışıyor. Goethe’nin dediği gibi her ne kadar insan kendisini insanda tanısa bile, yine de insan için en büyük zarar insanda.

 

İnsan, insanın düşmanıdır. En başta da insan kendisinin…

 

Sonra Edirnekapı’da iken metrobüs kalabalığına daha fazla dayanamayacağımı anlıyorum. En yakın kapıdan kendimi dışarıya atıp mezarlığı dolanmak istiyorum, hiçbir amacım yok, destursuz bir seyahat benimkisi.

 

Ama o da ne, bir sürü yoksul insan, bir sürü Suriyeli içinde buluyorum kendimi. Onlardan hiçbiri ile göz göze gelemiyorum, utanıyorum, gözlerine bakacak kadar muktedir değilim, bir suçluluk sarıyor ki sormayın, kendi içimde boğulmam yetmezmiş gibi bir de bu insan selinin içinde soluksuz kalıyorum.

 

Geçenlerde Avrupalı bir lider Suriyeliler için şöyle demişti:

 

‘Biz gelecek nesillere, çocuklarımıza diyeceğiz ki; Müslümanlar emin dedikleri Kâbe’ye daha yakın olmalarına rağmen, oraya sığınmadılar, bize sığındılar.’

boğulan göçmen

Liderin açıklaması fazla uzun sürmeden bir başka Avrupa ülkesinde ise Suriyeli göçmenler polis tarafından o güne kadar yemedikleri kadar dayak yemişti.

 

Vicdancının Avrupalısı Asyalısı, solcusu sağcısı yoktur a dostlar! Ve dünya vicdancılardan dolayı nihayetine erecek.

 

Vicdancı olmak riyakâr olmaktır.

 

Avrupa’sı ile Asya’sı ile sağcısı ile solcusu ile vicdan kusmuğuna boğulmuş bir toplumuz. Dünya bir gün damarlarını tıkayan bu kusmuk yüzünden duracak, kıyameti vicdanlarımız getirecek.

 

Biz insanlar en samimiyetsiz canlılarız; kalbimizin inanmadığı şeyler için dilimiz durmadan dua eder.

 

İçselleştirmediğimiz değerlerin gevezeleriyiz biz.

 

”Haktır, memleket sevdasıdır, işçidir, sığınmacılardır, Aylan diye söyleyip adını dahi sakladığımız Alân Kurdî’dir, garibanlıktır, barıştır, eşitliktir, sevgidir, dürüstlüktür…” Bunları en çok ve en büyük kalabalığa dönüp de kim söylüyor ise, siz bilin ki aranızdaki en sakat merdiven de büyük olasılıkla odur, sakın ona güvenip de bir yerlere çıkmayın ha, zira her an kafa aşağı yere çakılabilirsiniz.

 

Vicdancı olmak bir yönüyle ultraviyole ışınlarını depolayan ve leş seven eşekarısına benzemektir.

 

Şadi Şirazi’nin elçisiyim ben, dedi ki:

 

”Söyle o mürüvvetsiz eşekarısı yanına; bal vermez madem, sokmasın bir de…”

 

Vahap Işık

 

 

Ben Talia’nın Oğluyum

49

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir