Cum. Eki 23rd, 2020

 

BU DÜNYADAN ALİ YILMAZ DA GEÇTİ…

 

Sultan KILIÇ

 

 

“ Başım dumanlıdır, doldur ver saki

Şu fani dünyada, kim kalmış baki

Mahmut Erdal dosta, varmada ta ki

Mevtanın konduğu, sal isyan eder”

 

Ali Yılmaz Hocamla söyleşmiştik. Hep şiirle karşılar, şiirle, deyişle ağırlar, şiirle uğurlardı konuğunu. Işıklar içinde uyu sevgili öğretmenim…

Kültür elçisi, değerli insan Ali Yılmaz, Hakk’a yürümeden önce kendini böyle ifade etmişti. Biliyorum ki anlattıkları, deryada bir damladır. Olsun, o damla, deryayı içerir… Ali Yılmaz’ı dinliyoruz:

 

1934 yılında Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Karahöyük köyünde doğmuşum. Her köy çocuğu gibi erken yaşlarda çalışmaya başladım. Dana, kuzu, eşek, at güttüm. Hon derdim, şahra taşıdım. Düven sürdüm, keven kırdım. Kar küredim, dam loğladım. Sırtımda çuval çuval toprak taşıdım Asar’dan, dam sıvadım.

Çocukluğumdan itibaren saza, türküye, deyişe, semaha, türküye meraklıydım. Daha çocuk yaşlarda cura ve saz çalmaya başlamıştım. Köyümüzde güzel saz çalıp türkü söyleyen Gara Abdılla ( Abdullah Özfırat)’ dan  çok etkilendim, yararlandım, ona heveslendim. Öğretmen Ali Kılıç’tan etkilendim. Hatta Ali Kılıç’ın büyük boy, bez ciltli, kalın, kara kaplı bir şiir defteri vardı, ona derlediğim bir şiiri yazmıştım.

1950 yılında Karahöyük İlkokulu’nu bitirerek Akçadağ Köy Enstitüsüne yazıldım. Ben başladığımda Akçadağ Köy Enstitüsü’ydü. Köy enstitüleri kapatılınca okulumuz, öğretmen okuluna dönüştürüldü. Hazırlıkla birlikte yedi yıl okudum. 1957 yılında Akçadağ Öğretmen Okulu’nu bitirdim.

Bitirir bitirmez Karahöyük köyümden Menekşe Kılıç ile evlendim. Urfa ilinin Halfeti ilçesine bağlı Büyükgöklü köyüne atandım. Büyükgöklü köyünde bir yıl çalıştım. Bir yıl sonra yine Urfa’nın Birecik ilçesi Fırat İlkokulu’na atandım. 1958 yılında, şimdi emekli sınıf öğretmeni olan kızımız Sevim Yılmaz ( Karakaş) doğdu. Birecik’te iki yıl çalıştım. Birecik’teki şiir, türkü ve saz meraklısı dostlarımdan da yararlandım ve etkilendim.

1960 ihtilalinden sonra Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Mişedi ( Yamaç ) köyüne atandım. Üç ay Sivas’ta eğitim gördüm. Mişedi’deki öğretmenlik görevimle birlikte askerlik görevime sayıldı. Mişedi’de iki yıl çalıştıktan sonra Malatya merkez Hidayet İlkokulu’na atandım.  1962 yılında, şu anda Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Karaciğer Nakli Profesörü olan oğlumuz Sezai Yılmaz doğdu.

 

çok eskiden

On yıl Hidayet İlkokulu’nda çalıştıktan sonra 1972 yılında Gazi İlkokulu’na atandım. Gazi İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olarak çalışırken bitişik okul olan Atatürk Ortaokulu’na müzik öğretmeni olarak derse gidiyordum. Şimdi Malatya İnönü Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde yardımcı doçent olarak görev yapan oğlumuz Bülent Yılmaz doğdu. Gazi İlkokulu’nda da on yedi yıl çalıştıktan sonra meslekten emekliye ayrıldım. Otuz iki yıllık meslek yaşamım süresince İstiklal Marşı’nı okullarda ben yönettim. Emekli olduktan sonra çocuklarımızın öğrenimi için Ankara’ya taşındık. Ankara’da on üç yıl kaldıktan sonra bu kez de çocuklarımızın işi gereği Malatya’ya döndük.

Çalıştığım ve yaşadığım köylerde duyduğum türküleri kayda geçirdim. Sayısını benim de bilemeyeceğim kadar çok derlemem vardır. Alevi kültürünün engin felsefesinden çok olumlu etkilendim, adeta şekillendim.  Çocukluğumda âşık kitapları okurdum, o kitaplarda şiir düzyazı birliktedir. Düzyazı bölümleri bile uyaklıdır. Âşık Garip, Karacaoğlan, Gedai, Kul Himmet, Âşık Veysel, Pir Sultan Abdal, Hatayi, Harabi gibi ozanları zevkle okurdum. Hem Alevi kültürünün semah ve deyişlerinin içinde olmak hem de bu değerli ozanları okuyarak bunlardan etkilenmemek mümkün mü?

 

DSCF1137 - Kopya

Bir de derya gibi bir Arguvan türkü yatağından beslenirseniz, gün gelir farkında olmadan siz de şiir yazar, saz çalar bulursunuz kendinizi. Köydeki çevremde de saz çalıp türkü, deyiş söyleyen, şiir yazan çoktu. Söylediğim gibi en çok Gara Abdılla ( Abdullah Özfırat ) ve Öğretmen Ali Kılıç’tan etkilendim ve yararlandım.

Derleyerek yazıya kazandırdıklarım, kendi şiirlerimden kat kat daha fazladır. Kendi şiirlerimden “ Ben Seni Sevdim Seveli “ kardeşim Erhan Yılmaz tarafından bestelenerek türkü olarak seslendirildi. Diğer kardeşim Sadık Yılmaz ( Ahoğlu ) da güzel saz çalar, türkü söyler, şiir yazardı rahmetli.

Yayımlanmamış iki şiirimi söyleyeyim. Bunlardan “ Elveda Çocuklar Size “ adlı şiirimi öğrencilerime yazdım.  Öteki şiirimi de sevgili eşim Menekşe Yılmaz’a yazdım.”

Ali Yılmaz hocamdan, değerli eşi Menekşe Yılmaz (Kılıç) için yazdığı, henüz herhangi bir yerde yayımlanmamış olan şiirini de dinliyorum.

 

GİDER MENEKŞE’M        

Sabahın seher yeli

Ilgıt ılgıt eser gider

Ben o yara neylemişim

Bazen bana küser gider

****

Gündüz durmadan çalışır

Benim işlere karışır

Küstüğünde geç barışır

Hatırımı yıkar gider

****

Çiçeklere çok meraklı

Alıngan, yufka yürekli

Çocuğu arar sürekli

Peşi sıra gezer gider

****

Boş laflara asla gülmez

Zalimin halini sormaz

Yalan bilmez, hile bilmez

Doğru yoldan geçer gider

****

Rabbim incitme o yarı

Şüphesiz, ömrümün varı

Temizlik, onun şiarı

Saçlarını tarar gider

****

Açlığın, söylemez toktur

Çalışır işleri çoktur

Onun, daha dengi yoktur

Daim beni arar gider

****

Benlidir, beyaz tenlidir

İffetlilikte bellidir

Nefisli, tatlı dillidir

Dost yarasın sarar gider

****

Mevla’m göstermesin acı

Tatlılık, gönül ilacı

Ali’nin başının tacı

Burcu burcu kokar gider

 

 

ELVEDA ÇOCUKLAR SİZE

Mavi, ela, kahve gözlü

Elveda çocuklar size

Güler yüzlü, tatlı sözlü

Elveda çocuklar size

 

Eğri yollara sapmayın

Atanızı ağlatmayın

Düşmana bel bağlamayın

Elveda çocuklar size

 

Kafanız bilgiyle dolsun

Yollarınız açık olsun

Düşmanınız helâk olsun

Elveda çocuklar size

 

Hiç kimse kin beslemesin

Gizli sırları demesin

Allah sizi esirgesin

Elveda çocuklar size

 

Ululardan ibret alın

Çalışıp arayın, bulun

Atatürk’e layık olun

Elveda çocuklar size

 

Okulda, yolda dolaştık

Zaman zaman kucaklaştık

Aç günlerde hep ağlaştık

Elveda çocuklar size

 

Türk çocuğu kalmaz geri

Hedefimiz, çok ileri

Ali Yılmaz’ın eseri

Elveda çocuklar size

 

Mahmut Erdal’ın güzel bir şiirini ezberden okumuştu. Ben de şiiri yazmıştım. Mahmut Erdal, henüz rahmetli olmamıştı, şiiri Ali Yılmaz’dan dinlediğimde.

İSYAN EDER

Derdimi duyursam, dertli sazıma

Ah çeker perdeler, tel isyan eder

Gözyaşım göl olur, kara yazıma

Taşar, dalga vurur; sel isyan eder

***

Yazın derdim, kâğıt kalem yeterse

Gösterin bir dertli, benden beterse

Bülbül suskun kalır, karga öterse

Elbet hicap duyar, gül isyan eder

***

Nice yok beklerim, yağmurla kardan

Hayli zaman haber gelmez, o yardan

Bir yaprak koparsam, koca çınardan

Irgalanır gövde, dal isyan eder

***

Açıldı sinemde, onulmaz yara

Bülbül gibi düştüm, figana zara

Sitemli bir nağme göndersem yara

Zarfın üzerinde, pul isyan eder

***

Çağırdım Mevla’ya, muradım verse

Elimden ne gelir, kendi ne derse

Leyla’yı arayan, Mecnun değilse

Gark olur kumlara, çöl isyan eder

***

Başım dumanlıdır, doldur ver saki

Şu fani dünyada, kim kalmış baki

Mahmut Erdal dosta, varmada ta ki

Mevtanın konduğu, sal isyan eder

 

Bugün (13 Aralık 2011 Salı) Malatya Şehir Mezarlığında toprağa verildi Ali Yılmaz.

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Hakkınızı helâl eder misiniz, sorusundan sonra sevenleri, gözyaşlarını tutamadı. Hakk’a yürüyen Ali Yılmaz öğretmenim; şiirlerde yaşa, deyişlerle uğurlar ola…

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

 

 

Sultan  KILIÇ                       sultankilic44@hotmail.com

 

 

 

102

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir