Sal. Eki 20th, 2020

katliam

Maraş Katliamı… Beko Vural anlatıyor

 

Maraş Katliamı, 19 Aralık ile 26 Aralık 1978’de Maraş’ta meydana gelen Cumhuriyet tarihinin en önemli katliamlarından biri olarak anılmaktadır. 12 Eylül Darbesine gerekçe olarak kullanılan ya da hazırlanan olaylardan biri olarak kabul edilmektedir.

“Eli baltalı faşist-gerici kitleyi öne sürüp piyon olarak kullanıyorlar. Hem önlerine gelen herkesi öldürüyor, hem evleri yağmalıyor ve sonra da yakıyorlardı. Ben insanın yanık kokusunu hala unutamadım. Orada öldürülenlerden kurşunla öldürülen yoktu pek, hepsi yakılarak ya da kesici aletlerle parçalanarak öldürüldü. Resmi rakamlara göre 111 kişi öldürülmüştü ama eminim ki 1000’in üzerinde ölü vardı o olaylarda. Çünkü mezarlıkta sürekli yerler açılıyordu, hastane morgları dolup taşıyordu.

1324321583_images4

Açık ve gizli devletin ortak katliamı: Maraş 1978

 

Maraş katliamının 31.yıldönümünde o dönemi bizzat yaşayan, hem tanık, hem sanık olarak olaylarda yer alan ve katliam sırasında göğsünden aldığı kurşunlarla yaralanan Beko Vural’la görüştük. Vural, 1961 Maraş-Türkoğlu nüfusuna kayıtlı. Olayların olduğu dönemde Maraş Ticaret Lisesi öğrencisi ve olayların merkezi Yörükselim Mahallesi’nde ikamet etmekteydi. Olaylar sırasında göğsünden aldığı kurşunla yaralandı. 1978 yılı 19-24 Aralık Maraş olaylarında yargılanan birkaç solcudan biriydi. Onunla yapılan söyleşiye geçmeden önce katliamı genel hatlarını, amaçlarını, Türkiye ve uluslararası yanlarını kısaca irdeleyelim. Maraş katliamı salt Alevileri katletmek için yapılan bir temizlik miydi, yoksa görüntü ile asıl hedefin çok farklı olduğu uluslararası ayakları da bulunan bir darbenin son halkası mıydı? Önce bu soruların yanıt bulması gerekir.

mr10

Maraş katliamını sadece olayları esas alarak anlatmak o dönemi açıklamaya yetmeyecektir. Zaten yıllardır yapılan en büyük yanlışlardan biri de budur. Katliamın amaçları, asıl aktörleri, hedefleri üzerine gidilmediği için katliam sadece kınama ve gösterilerle geçiştirilmiştir. Kısaca o dönemin Türkiye’sini ve uluslararası koşuları irdelenmeden, Maraş katliamını anlamak mümkün değildir.

 

CHP: Solcular sorumludur

 

Türkiye, iki kutba ayrılmış dünyada yerini ABD’den yana almıştı ve SSCB’ye yönelik anti propagandanın önemli bir merkezi, “soğuk savaş” politikalarının derinden hissedildiği bir yer ve Ortadoğu kalkanıydı. Solun gelişmesi ve istikrarsızlık ABD’nin asla işine gelmiyordu.

mr12

Sağcı ve milliyetçi gruplar, partiler, örgütler ve devlet, emperyalizmin himayesine girmiştir. Kontrgerilla, gladyo,”Ziverbey”ler bu ortamın ürünü olmuştu. Aslında bir katliam yapmak için pek de tahrik ve zemine ihtiyaçları yoktu. Olaydaki aktör ve piyonların çoğu siyasi parti yandaşı ve yerel yöneticisiydi. Onlar için öldürmek mesele değildi, önemli olan niçin öldürdükleriydi. Bu yıllar, ilerici-sosyalist güçlerin geliştiği, bağımsızlık taleplerin öne çıktığı yıllardır.

 

Tarihin karanlık sayfalarına gömüldüğü düşünülen Kürtlerin ulusal uyanışı, işçi ve emekçi mücadelesinin önemli ölçüde siyasi olgunluğa kavuşması egemen güçleri korkutuyordu. Ulusal ve sosyalist mücadelenin yaygınlaştığı dünya coğrafyasında Türkiye, hâkim güçler açısından önemliydi. 12 Mart’ta hedeflerine tam ulaşamayan faşizm, yeni bir askeri rejime ihtiyaç duymaktaydı, ilerici güçlerin toplumsal ve siyasal taleplerini bastırmak için. Maraş katliamıyla 12 Eylül darbesine giden yol açıldı. Ordu, hükümet, düzen partileri plandan haberdardı ve Alevilerin oylarıyla iktidar olan CHP bile Maraş olaylarından “Solcular sorumludur” açıklaması yaparak, planın ne denli büyük olduğu ve kendisine de kabul ettirildiğini deşifre etti.

tek başına

Olayla ilgisi olduğu için sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanan 804 kişiden 29 kişiye idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi ise 1-24 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırıldı. 1/6 oranında cezai indirim uygulanarak cezaları azaltıldı.1991 yılında çıkarılan TMK ile bu kişiler, serbest bırakıldı. Daha sonra bazıları milletvekili sıfatıyla Meclis’e girdi.

 

Olayın kronolojisi

 

  • 16 Aralık 1978 Çiçek Sineması’nda, ülkücülerin gözde filmi ‘Güneş Ne Zaman Doğacak’ gösterimdeydi. Film arasında sinemaya bir ses bombası atıldı. Sonradan adının Ökkeş Kendir (Şendiller) olduğu anlaşılacak olan genç, telefonla gazetelere, “Komünistler sinemayı bombaladı” haberini verdi. Olaylar için ilk fitildi.
  • 20 Aralık’ta, sol görüşlü iki öğretmen, akşam okullarından döndükleri sırada yol ortasında vurularak öldürüldü.
  • 21 Aralık’ta solcular ve Alevilerden oluşan büyük bir kalabalık cenazeleri almak üzere devlet hastanesi önünde toplandı. Bu sırada şehrin başka bir noktasında da sağcılar ve özellikle Sünni halk toplandı. Günlerden Cuma’ydı.
  • Cenazeleri alan sol görüşlü ve Alevi kitle, kentin merkezine doğru ilerlerken, diğer grup tarafından taşlanmaya başlandı. Hedef, cenazeleri Ulu Cami’ye sokmamaktı.
  • Atılan taşların yanı sıra sopalı saldırı da başladı, silah sesleri duyuldu; cenazeler omuzlardan düşerek yerde kaldı. Polis de kalabalığı dağıtmak için havaya ateş açtı.
  • Olaylar 22 Aralık’ta da devam etti. Kargaşada, solcuların ateşi ile üç sağcı öldü; bu haber ortalığı daha da karıştırdı.
  • 23 Aralık’ta Alevi mahallerinin etrafı sarılmış; maskeli ve silahlı bir grup mahalleye saldırıya geçmişti.
  • Katliam üç gün sürdü, asker yoktu; ancak üç gün sonra asker devreye girdi.

4

Yanıtı hiç alınamayan sorular:

 

Maraş Katliamı’ndan bir hafta önce CIA ajanı Paul Henze’nin Maraş’ta görüşmeler yaptığı, katliamın bu görüşmelerde planlandığı ve daha sonra uygulandığı iddia edilmektedir. Bu doğru ise Henze kimlerle görüşmüştü?

ABD’li yetkiler “Türkiye’yi komünizmden koruduk, Türkiye bize üç askeri darbe borçludur” açıklamaları yaptı. Buna göre Maraş katliamı ile bu koruma planı arasında bir ilişki var mıdır?

Bu anlamda darbeci generallerin bu katliamda sorumluluğu var mıdır?

Katliamın ardından İçişleri Bakanlığı’nın gönderdiği özel araştırma ekibinin hazırladığı rapor niçin kamuoyuna açıklanmadı?

Ecevit arşivinde Maraş’taki olaylarda yer aldığı iddia edilen 4 MİT ajanı kimdir? Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’nu öldüren bombanın bir benzeri Maraş’ta ülkücülerde yakalanmış mıdır? Yakalanmışsa kimlerde?

Maraş katliamının gerçek bilançosu nedir? Kaç insan ölmüştür?

Çeşitli illerden gelip otellerde seyyar milli piyangocular kimliğiyle kalanlar kimlerdir?

Şimdiki AKP Diyarbakır Milletvekili ve Eski İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu neden olaylar öncesi Vali olarak Maraş’a atandı. Aksu katliam planını biliyor muydu?

2

Hem tanık hem sanık Beko Vural anlatıyor:

 

Şimdide olayın tanığını dinleyelim. Beko Vural, Alevilerin CHP’ye olan güveninin katliamı beraberinde getirdiğine vurgu yapıyor. Katliam öncesi Maraş’ın siyasal durumu neydi? Böyle bir katliamın işaretleri var mıydı? Maraş’ta o dönemde devrimci mücadele oldukça yükselmişti. Haziran 1977’de Türkiye’de genel seçimler yapılmış, bu seçimlerde Maraş’ta 7 milletvekilliğinden 3’ünü Alevilerin desteğini alan CHP kazanmıştı ve biz biraz da buna güvenerek böylesine bir katliamın olmayacağı yanılgısı içindeydik. Halk da CHP’ye güvenerek, güven içinde olduğunu sanıyordu. Katliamdan hemen hemen bir hafta önce, görevli olduklarını söyleyen bir takım kişiler, Alevi ve solcuların oturdukları semtlerde, bir tür nüfus sayımı yaptıklarını söyleyerek konutları dolaşmışlar. Evde kaç kişinin oturduğunu sorup yeni numaralar verdikleri kapıları kırmızı boyayla işaretlemiş.

 

Başka bir bölgede de, bu kez PTT görevlisi olduklarını ve mektupların kaybolmaması için yeni bir çalışma yaptıklarını söyleyen bazı şahıslar, aynı şekilde kapıları boyayla işaretlemişler. Bizim evimizin de olduğu Yörükselim Mahallesi’nde büyük bir kesiminin kapısı işaretlendi. Orada ikamet edenlerin hepsi Kürt-Alevi kesimiydi.

4

Katliam öncesi faşistlerin gücü neydi, hangi davranışları dikkat çekiyordu?

 

Biz böyle bir şeyi Maraş’ta kesinlikle beklemiyorduk. Bu tür şeyler Adıyaman’da ya da başka bir yerde gelişebilir diye düşünüyorduk. Faşistlerin Maraş’ta böyle bir şeye kalkışacaklarını, buna cesaret edeceklerini düşünmedik hiç. Birçok alanda hâkimiyet sol çevrelerin elindeydi.

 

Katliamdan 15 gün önce ortalıkta biten milli piyango satıcıları, çorap satıcıları, kahvelerde, orada burada sürekli kulak kabartıyorlar, bizi dinliyorlardı. Bunlardan kimlik sorardık ama kimlikleri yoktu üzerlerinde. Yaşları çok fazla da değildi bunların. Hepsi gençti… Aklımıza geliyordu ancak ihtimal veremiyorduk. İleride bunların istihbarat amaçlı buralara geldikleri anlaşılacaktı ama iş işten geçmiş olacaktı.

6

Olayların başlangıcını oluşturan Çiçek Sineması olayını anlatabilir misiniz?

 

Her şey planlanmıştı. Ülkücü Gençlik Derneği tarafından getirilen “Güneş Ne zaman Doğacak” adlı bir film olaylardan 5-6 gün önce Çiçek Sineması’nda gösterime girmişti. Filmin gösterildiği salonda ses bombasının patlamasıyla tahrikler başlatılır. Filmi izleyenler arasında bulunan bir grup Ülkü Ocağı mensubu, “Bunu solcular attı” türü söylemlerle diğer izleyicileri de kışkırtırlar.

 

Bunlar daha sonra, hızlarını alamayıp PTT ve CHP binalarına, sloganlar eşliğinde saldırmaya başlıyorlar. Daha sonra Pol-Der’li polislerin olaya el koyması ve yapılan araştırmalarla, olayı ülkücü faşistlerin gerçekleştirildiği ispatlandı. Bazıları gözaltına alındı tabi. Bir süre sonra bu patlamanın arkasındaki kişinin bir dönemin Milletvekili Ökkeş Kenger olduğu ortaya çıktı.

8

Ardından öldürülen Töb-Der’li iki öğretmen planın bir devamı mıydı?

 

20 Aralık akşamı, çoğunlukla Alevi ve solcuların gittiği Yeni Mahalle’de bulunan Akın Kıraathanesi’ne patlayıcı madde atıldı, iki arkadaşımız burada yaralandı. Ertesi gün 21 Aralık akşamı, Maraş Meslek Lisesi öğretmenlerinden Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu okuldan evlerine dönerlerken silahlı saldırıya uğradılar. İkisi de bu saldırı ile yaşamını yitirdi. 22 Aralık’ta Töb-Der‘li öğretmenlerin cenazeleriyle birlikte önce Maraş Lisesi önüne, ardından da 15 bin kişinin katıldığı bir kortejle Ulu Cami’ye doğru yola çıktık.

 

Bu arada faşist ve sağcı gruplar da boş durmamış, cenaze törenine saldırmak için geceden çevre il, ilçe ve köylerden adam getirmişler. Bunun içinse, “Komünistler, Aleviler Cuma namazında camileri bombalayacaklar, Müslüman kardeşlerimizi katledecekler. Bunun hazırlığını yapıyorlar. Müslüman kardeşlerimizi katliamdan korumak için toplanalım” türünde duyurular yapıyorlardı.

13

Bu sırada Maraş Müftüsü de kenti dolaşarak bu tür söylemlerle halkı daha da kışkırtmıştı. Ulu Cami’ye yaklaştığımızda, buraya kadar, caddelerde hiç kimsenin olmaması dikkatimizi çekti. Her an saldırı olacak diye bekliyorduk yine, çünkü ortalıkta ne bir polis ne de asker vardı. Sonradan anlaşıldı ki; meğerse bir gün önceden, cenaze kaldırılacak diye, bütün planlarını ve hazırlıklarını kale kısmına, kalenin üzerlerine yapmışlar.

 

Cenazeler cami önüne geldiğinde, “Komünistler Moskova’ya” “Kahrolsun Komünistler“ gibi sloganlarla birden saldırıya geçtiler. Hiç tahmin etmediğimiz bir şekilde birden Ulu Cami’den ve kalenin yukarılarından taşlı saldırılar başladı. Atılan taşlardan aldığımız yaralarla yukarılara kadar çıktık. O gün akşam cenazelerin gelmesi ile faşistlerin aktif faaliyetleri başladı artık.

3

Bundan sonra mı halka yönelik katliamlar başladı? Polis, devlet ne yapıyordu olaylar karşısında?

 

Olaylar öncesi kente faşist yığınak vardı. Olaylar başladığında da akın akın gelmeye başladılar. Faşistler evleri, işyerlerini yıkmaya, yakmaya başladıklarında, herkes bunun planlanmış bir katliam olduğunu fark etmeye başladı ama artık çok geçti. Biz can güvenliğimizi sağlamak için Yörükselim Mahallesi’ndeki en güvenli evlere konuşlanmaya başladık. Her evde, çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan asgari 50’şer kişilik gruplar vardı.

 

Yörükselim Mahallesi dağın eteğindeydi. Dağın eteğini tırmanıp saldırmaya başladılar, bulunduğumuz yerden dürbünle baktığımızda karşı tepelerden ellerinde uzun menzilli silahlar olan faşistleri görüyorduk. Ağızları, yüzleri kapalıydı. Faşist ve saldırgan güruh bölgeye girdikten sonra, onların arkasından evlere giriyorlardı. Yani eli baltalı faşist-gerici kitleyi öne sürüp piyon olarak kullanıyorlar, bu şekilde savunma gücümüzü ölçmeye çalışıyorlardı. Hem önlerine gelen herkesi öldürüyor, hem evleri yağmalıyor ve sonra da yakıyorlardı.

 

Ben insanın yanık kokusunu hala unutamadım… Nasıl bir şey olduğunu tarif edemem… Bambaşka bir şey… O kokuyu alan asla unutmaz… Öyle bir özelliği var. Orada öldürülenlerden kurşunla öldürülen yoktu pek, hepsi yakılarak ya da kesici aletlerle parçalanarak öldürüldü. Resmi rakamlara göre 111 kişi öldürülmüştü ama eminim ki 1000’in üzerinde ölü vardı o olaylarda. Çünkü mezarlıkta sürekli yerler açılıyordu, hastane morgları dolup taşıyordu.

11

Katliamı, faşist-şeriatçı örgütler tek başına mı gerçekleştirdi? Yoksa perde arkasında gizli örgütler var mıydı?

 

Olaylardan kısa süre önce Vali Tahsil Soylu yerine Eski İçişleri Bakanı Abülkadir Aksu Vali olarak atandı. Abdülkadir Aksu, Ceyhan Emniyet Amiri iken Tufan Liceli (TDKP militanı) yakalanır. “Bunu bana bırakın” der ve kendi elleriyle öldürdüğü söylenirdi. Biz bu olayı da bildiğimizden bu atama ile faşistlerin büyük bir hazırlık içinde olduğunu düşündük. Bu atama dışında başrolde oynayanlar örneğin Maraş olaylarından 15 gün önce bir toplantı yapıldı.

 

MİSK (Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfedarsayonu) Başkanı Cemil Tozkoparan, Abdurrahman Pişkin, Belediye Başkanı Ahmet Uncu, Adalet Partisi il Başkanı, Kadıoğlu çiftlikleri sahibi Faruk Kadıoğlu. Bu toplantıda camilerde ne yapılacağı, halkın nasıl toparlanacağı, silahların nerede tutulacağı, faşistlerin kente köylerden nasıl taşınacağı planlandı.

 

Bu toplantıda katliam planının yapıldığı olaylardan sonra gazetelere de yansıdı ve asla tekzip edilmedi. Her şey MHP tarafından planlanmıştı. O dönem Türkeş başkanlığında toplantılar da yapılıyordu. Türkeş, sürekli “Maraş elden gidiyor, nerede bu Maraş’ın gençleri“ şeklinde kışkırtıcı konuşuyordu. Bundan sonra her şey planlı bir şekilde gelişmeye başladı zaten. O dönem MHP Maraş’taydı ve eylemsellikleri onlar organize ediyordu.

1

O dönemde orada bulunan İslamcı kesime karşı, “Komünistler camilerinizi basıyor” propagandası geliştirildi. Propagandalarında “Alevileri öldüren cennete gider, evleri, malları size helaldir” diyorlardı. Vahşilikte, vahşette yarışa girmiş gibiydiler. Baltayı kapan “Allah Allah” diye bağırarak aşağı doğru koşmaya başlamıştı. İçinde bulunduğumuz savunma durumu korkunçtu. Bir ara mahallemizde kırsal köylerden biri olan Bertiz’den bir köylü yakaladık. “Burası Mağaralı mı“ diye sordu bize…

 

Mağaralı, daha çok faşistlerin yoğunlukta olduğu bir bölgeydi. Dağın diğer tarafında bulunan köyünden kalkmış gelmiş, kaybolmuş. Biz, ne oldu diye sorduğumuzda bize ”Burada bize evler vereceklerdi“ cevabını verdi… İlginç olan, bu adamlar şehre pek inmez, kırsalda yaşarlardı. Yılda iki kez, üzüm zamanı, bir de odun satmaya gelirler o kadar. Bu insanlar verilecek ev ve arazilerin heyecanı ile kazmayı, küreği kapıp gelmişler. “Alevileri öldürüp her şeyini size vereceğiz” diye kandırmışlar, bu katliamlara sıradan köylüleri de da dâhil etmişlerdi. Hiç unutmuyorum Yunus Bülbül isimli bir faşist, o sıra cezaevinden kaçıp olayların olduğu yere geliyor ve bizzat katliamda yer alıyor. Daha sonra Pol-Der’li polisler tarafından yakalanıp cezaevine gönderilmişti.

 

22 Aralık 2009

*GûLa Çîya Ger*

Ali Özşerik

Yeni Özgür Politika

 

223

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir