Pts. Kas 30th, 2020

DSCF7133

 

Maraş katliamının 37. yıldönümünde Malatya Turan Emeksiz Meydanında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şubesi öncülüğünde toplanan insanlar, Maraş katliamını gerçekleştiren ve yaptıranları lanetledi.

Turan Emeksiz Meydanında bir basın açıklaması sunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Songül Tunçdemir, şunları dile getirdi:

 

“Maraş Katliamını Lanetliyoruz!

 

37 yıl önce 19-26 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş sokaklarında insanlık katledildi.

 

Bugün dünyanın lanetlediği IŞİD çetelerinin vahşeti, 37 yıl önce Maraş’ ta Alevilere uygulandı. Devlet güçleri günlerce bu vahşete seyirci kaldı. Belediye hoparlörlerinde ‘kızıllar şehrimizi bastı, kızıllar iki insanımızı öldürdü’ gibi asılsız duyurular yapılarak sıradan vatandaşlar bile birer potansiyel katil haline getirildi.

DSCF7112

EN AŞAĞILIK İŞKENCELER YAPILDI

 

37 yıl önce, Maraş ta eli kanlı katiller, önceden çarpı işaretleri ile işaretlemiş oldukları evlerde yaşayan Alevilere baltayla, sopayla, otomatik silahlarla, yanıcı maddelerle, Hitler faşizmini aratmayacak bir vahşet yaşattı. Gözü dönmüş cehalet güruh, sokaklarda Alevi Kızılbaş avına çıktı. Korku içinde evlerine gizlenmiş aileler kırk yıllık komşularının sesini duyduğunda heyecanla kapıyı açtı ama aynı komşuları tarafından katledildi. Öldürülen insanlar evleri ile birlikte ateşe verildi, kimi canlarımız ise işkence edilerek öldürüldü. Yaşlı kadınların önce gözleri oyuldu sonra bir kadına yapılabilecek en aşağılık işkenceler yapılarak katledildi. Küçük bebelerin vücutlarında onlarca hançer ve bıçak izleri vardı. Hamile kadınların karnındaki yavru çıkarılmıştı. İnsanlar kazanların içinde kaynar sularla acılar içinde can verdi. Çocukları önünde anne babaya, anne ve babaların yanında çocuklara işkenceler yapıldı. Korku ve panik tüm şehre hâkim olmuştu.

 

KATİLLER ÖDÜLLENDİRİLDİ        

 

Bundan 37 yıl önce, Maraş’ta Yüzlerce insanımız katledildi. Binlerce can yerinden yurdundan oldu. Halen devlet bu vahşetle yüzleşmedi ve yüzleşmek istemiyor.

 

Katliamla ilgili olarak 804 kişi hakkında dava açılmış ancak çeşitli indirimlerle, beraatlarla, katiller serbest bırakılmış ve kanlı Maraş dosyası sessizce kapatılmıştır. Yani katliam meşru görülmüştür.

 

Aradan geçen 37 yıl içinde katliamın gerçek suçluları ve onların arkasındaki karanlık güçler ortaya çıkarılmadığı gibi katliama karışan birçok kişi, milletvekili ve iş adamı yapılarak adeta ödüllendirilmiştir.

 
Katliamcıların amacının 12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamanın yanında, halklar ve inançlar bahçesi olan Maraş’ta Alevi, solcu, demokrat insanları kıyıma uğratmak ve sağ kalanları da baskı, sindirme, korku psikolojisi ile göçe zorlamaktı. On binlerce Alevi, canını kurtarmak pahasına, birikimini, anısını, varlığını, hatta ölüsünü dahi bırakarak Maraş’ı terk edip büyük kentlere ve çeşitli dış ülkelere sığınmak zorunda bırakılmıştır. Evlerine, tarlalarına el konulmuştur.

DSCF7140

KATİL, DEVLETTİ DEVLET

 

Böyle büyük ölçekli bir senaryonun devletin derin güçlerinden icazet alınmadan yapılması mümkün değildir. Zaten katliamda baş aktörün “DERİN DEVLET” olduğu yıllar sonra Başbakanın çekmecesinden çıkan bilgi notunda da anlaşılmadı mı? Bütün katliamların üzerini örtmeyi ve katliama, katliam denmesini, katledenlerin anılmasını bile engelleyen siyasi iktidarlar, şu ana kadar yapılan katliamları ağızlarına almadıkları gibi, Maraş katliamını da ağızlarına almayarak, üzerini örtmeye çalışmaktadır. Siyasi iktidarın kendi vatandaşına, farklı olduğu için beslediği kindar, dindar, ayrımcı, inkârcı, asimilasyoncu ve katliamcı zihniyet bugün hala devam etmektedir.

 

Maraş’ın acısı tıpkı Çorum gibi, Sivas gibi, Dersim gibi tazedir. Sivas’ı, Çorum’u, Maraş’ı, Dersim’i, Roboski’yi, Hrant’ı, Suruç’u, Ankara’yı, Tahir Elçi’yi unutmayacağız, unutmak ihanettir. Türkiye’nin imhacı, inkârcı ve ayrımcı zihniyetiyle yüzleşmesini talep ediyoruz ve bunda ısrarlıyız. Maraş katliamı; İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu suçun bir numaralı sanığı DEVLETTİR.

 

ŞEHRİN HUZURU BAHANESİ

 

37 yıldır Maraş katliamında katledilen canlarımız için Maraş’ta anma yapılmasına izin verilmiyor. İzin vermediği gibi 1978 yılında katillere karşı uygulamadığı şiddeti anma yapmak isteyen canlarımıza uyguluyor. Devletin tüm kolluk kuvvetleri anma günü seferber oluyor ve Maraş kapılarında anma için gelen hiç kimse şehre alınmıyor. Valilik resmi olarak anmayı yasaklıyor. Gerekçe olarak ta ‘şehrin huzuru bozulacak’ gibi adeta dalga geçen, alay eden bahaneler uyduruluyor.

 

Teslim alınmak isteniyoruz, değerlerimizden vazgeçmemizi istiyorlar. Dilimizi konuşmamızı istemiyorlar… İnancımızı özgürce yaşamamızı istemiyorlar…

Bizden istedikleri, beyaz efendilere hizmetkâr olmamızdır… Bizden istedikleri bunca katliam ve zulme sessiz kalmamızdır…

 

Maraş’ın hesabının sorulmasına izin vermiyorlar, şehitlerimizi anmamıza izin vermiyorlar. Çünkü Maraş’ın hesabının sorulması, Maraş’ın unutulmaması demek devletin katliamcı zihniyetinin son bulması demek. Maraş’ın hesabının sorulması, 19 Aralık hayata dönüş operasyonu adı altında yapılan cezaevi katliamlarının, Sivas’ın, Gazi’nin, Roboski’nin Suruç’un, Ankara’nın, Lice’nin, Cizre’nin hesabının sorulması demek.

 

Geçmişte yaşanan katliamların ve Maraş’ın hesabı sorulmadığı içindir ki yaşadığımız süreçte Cizre’den, Nusaybin’den, Diyarbakır’ın Sur ilçesinden binlerce insan, zorunlu olarak göç ediyorlar. Binlerce insan bilinmezliğe doğru yol alıyorlar. Binlerce insanın tek suçu Kürt olmaları ve insanca bir yaşam özlemiyle, birliği kardeşliği istemeleri…. Evet; Barış Kardeşlik duyguları ve ortak yaşam talebi, insani bir talep olmakla beraber, karşındakinin de bu insanca talebe cevap olması, ve kardeşi için en az kendisi için yaşamsal olarak talep ettiğini kardeşi içinde istemesi gerekiyor..

Bu ülkenin ”zencileri” Kürtler ve Alevilerdir. Çünkü bu halklar, siyasi iktidarın Türk ve İslam kalıplarına ters düşmektedir. Bu ülkedeki farklılıklar, tarihimizin her döneminde yok edilmesi ya da kendilerince yola getirilmesi gerekenler olarak görülmüşlerdir.

 

İnancından, kültüründen dolayı yüzyıllardır katliamlara uğratılan bir halk olarak katliamların hesabı sorulması ve bundan sonraki katliamların durması için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Mar

KÜRTÇE, TÜRKÇE, ZAZACA, ERMENİCE BARIŞ TÜRKÜLERİ  

 

Ayrımcılığa, inkâra, istismara, savaşlara, sömürüye itiraz ediyoruz. Ağıtlara sinmiş acıları Türkülere teslim olmuş gözyaşlarını Umuda dönüşen zılgıtlarımızla Biz Kürtçe, Türkçe, Zazaca, Ermenice barış ve kardeşlik türküsü söylemeye devam edeceğiz..

 

Farklı kültürlerin bir arada kardeşçe yaşaması için sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Maraş Katliamı Dosyası yeniden açılmalıdır. Dava yeniden görülmelidir. Unutmak demek kabullenmek demek, unutmak demek yeni katliamlara davetiye çıkarmak demek, unutmak demek insanlığa, kardeşçe yaşama arzusuna ket vurmak demektir. Biz bu nedenle diğer katliamları olduğu gibi Maraş’ı da unutmayacağız, unutturmayacağız…”

 

 

 

90

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir