Cts. Eki 24th, 2020

Sonnur 1

 

Sultan KILIÇ

 

Maraş Kız İlköğretmen Okulu sinemada

 
Maraş Kız İlköğretmen Okulu’nun kapalı spor salonu, sadece spor salonu değildi. Konserler, tiyatrolar, film gösterimleri hep bu salonda gerçekleştirilirdi. Hatta biz son sınıftayken okul müdürümüz, son sınıf öğrencisi olan kızının nişan törenini de bu salonda gerçekleştirmişti. Tören, biz öğrencilere kapalıydı ama o akşam nişan töreni yapılacağı ve yapıldığı haberini almıştık.

Eğlence gecelerinde kızların cıvıltıları, çığlıkları, kahkahaları, alkışları ısıtır bu soğuk salonu. Yıl boyu her çarşamba ve her cumartesi akşamı, etütten sonra spor salonunda okul idaresinin uygun gördüğü Türk filmi izletilirdi.

Sonnur 2 - Kopya

 

Bizden önceki dönemde okuyan arkadaşlarımızı okul idaresi, arada bir çarşıdaki sinemaya götürürmüş. Onlar, okulun uygun gördüğü Türk filmlerini, sinema salonunda izlermiş. O dönem okulun spor salonu henüz yokmuş.

Bizim dönemde bizler de sinema salonlarına götürüldük ama film izlemek için değil. Filmler, okula getiriliyor; okulun kapalı spor salonunda izletiliyordu bize.

Arkadan okul

 

(Maraş Kız İlköğretmen Okulu’nun spor salonu, bizden sonra 1980 faşist askeri cunta tarafından işkence hane olarak kullanılmış. Orada kendilerine işkence uygulananlardan dinledim.

Okulun derslik binası da Sütçü İmam Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi olarak hizmet veriyor.)

 

Biz, Maraş’ın çarşısındaki sinema salonlarına konser için götürülürdük. Konserler, hafta sonlarına denk gelirdi. Önceden duyurulur öğrencilere. Konsere gitmek isteyenler, giriş ücretlerini sınıf başkanlarına vererek listeye adını yazdırır. Konsere gidiş saati iple çekilir.

Okul dışına ister hafta içi ders bitimi olan saat 15.30’dan sonraki çarşı iznimizde, ister hafta sonu bu tür etkinliklere sivil kıyafetle gitmemiz yasaktı. Tıpkı erler gibi formalarımızla okul dışına çıkabilirdik. Yanlış davranışta bulunanlar, okul kıyafetinden tanınarak okula kolayca muhbirlenebilsinler diye. Okul idaresinin, öğrencileri dışarıda takip ettirdiği de kulaktan kulağa yayılırdı.

 

Mukaddes Garibağaoğlu-Feryal

Bir etek, bir pantolon, bir kazak da olsa evimizden getirdiğimiz sivil giysimiz vardı elbet. Bu sivil giysileri, hafta sonuna denk gelen bir buçuk gün, okul içerisinde giyebilirdik. Sadece Maraş Albayrak İlkokulu’na ve köy stajına giderken dışarıya sivil giysilerle çıkabilmiştik. Bir de yarıyıl ve yaz tatillerinde evlerimize giderken sivildik.

Konsere gitme saati gelince öğrenciler, sıraya dizilir. Başlarındaki görevli öğretmenle yola koyulur. Yolda öğrenci konvoyuna rastlayan Maraşlılar durur, dükkânında fark edenler dışarı fırlar, evindeyken kızların cıvıltılarını duyanlarsa pencerelerden sarkarak öğretmen okulunun kızlarını seyreder.

Kızlar, cıvıltıyla sinema salonunu doldurur. Sahnede yer alan orkestrayı ve solisti, elleri patlarcasına alkışlar. Salonun koltuklarına kimse oturmaz. Herkes ayaktadır, herkes koltukların arasında göbek atmakta, vur patlasın çal oynasın havasındadır.

Sahnede kimler izlenmemiştir ki… Barış Manço, Berkant, Beyaz Kelebekler, Moğollar, Tanju Okan… Birileri daha vardı ya gelmiyor şimdi aklıma.

?

FERYAL’E HÜCUMUM, HÂLÂ KALBİMDE SIZIDIR

 

Ama aklımdan çıkmayan, hâlâ yüreğimi kasıp kavuran bir yanlışım var. Söz, konserden açılınca bu anımla mutsuz oluyorum. Paylaşsam, kalp ağrım azalır mı acaba?

Yine bir konser duyurusu yapılmıştı. Ben de konseri verecek olan şarkıcıyı pek beğenmiyordum. Gidip arkadaşlarımla doyasıya oynamayı istiyordum ama beğenmediğim şarkıcıya da paramı harcamak istemiyordum.

Bizim B şubesinden bir grup arkadaşımız, telaşla aşağı koştu. Konser duyurusu biraz da geç yapılmıştı sanırım; alelacele yola çıktılar. Okulda kalan, konsere gitmeyen öğrenci pek çoktu, gidenler azdı. Buna rağmen canım fena halde sıkıldı. Ders mers çalışmadım. Bari bahçeye çıkayım, taşlara tekme savura savura gezeyim, dedim.

Hava serin ve hafif yağmurlu. Vestiyerden pardösümü alayım diye vestiyere yöneldim. Okul idaresi, yatılı öğrencilere ayakkabı, eşofman, iç çamaşırı, banyo havlusu, eteklik kumaş ve pardösü verirdi.

Sınıf öğretmenimiz Mehmet Aslan Bey, elindeki listeyi işaretleyerek payımıza düşen eşyaları, spor salonunun seyirci koltuklarının üst kısmındaki alanda bize teslim ediyordu.

Pardösülerimiz; belden oturtmalı, kloş etekli, dar kollu, metal düğmeli, muşambamsı koyu lacivert kumaştan yapılmıştı. Bizi soğuktan korumuyor; yağmurdan ve bize bakan gözlerden koruyordu.

Vestiyerdeki birkaç pardösüye defalarca baktım ama benimkini bir türlü bulamadım. Arkadaşlara sordum, Adanalı Feryal Dallı’nın benim pardösümü giyerek konsere gittiğini söylediler.

Yağmur çiseliyor, bahçeye çıkamıyorum. Taşları tekmeleyemiyorum. Ders çalışamıyorum sıkıntıdan. Konsere de gidememişim. Gidenleri de epeyce kıskanmışım…

Vay, sen misin benim pardösümü benden habersiz giyen? Giyip de konsere koşan, hem de bensiz? Öfkem kabardıkça kabarıyor. Bu durumu kimseyle paylaşmadığımdan olmalı. Belki paylaşsaydım, bir iki yatıştırıcı sözle öfkem süt köpüğü gibi sönerdi.

Konsere giden grup, akşam etüdünden hemen önce okula döndü. Ben fışır fışır burnumdan soluyarak bekliyorum. Feryal’i görünce, üstünde de benim pardösü… Nasıl kızıyorum, nasıl hakaret ediyorum…

Yazık, Feryal hiçbir şey söyleyemiyor. Sadece ‘Benimki yatakhanede kalmış. Yatakhaneye gidecek zaman yoktu. Telaşla senin pardösünü kaptım.’ gibi oldukça mantıklı sözler söyledi ya da buna benzer sözler.

Öfke, mantığı katledermiş derler, doğruymuş. Ben hâlâ ‘odunum da odunum’ diyordum. Neyse ki etüt zili çaldı da Feryal, dilimden kurtuldu.

O zaman da biliyordum tepkimin saçmalığını. Gidenleri kıskanmıştım. En çok da konsere gidememiş olmamın acısını çıkarmıştım Feryal’den. Haksız olan bendim biliyorum ama öfkemi yöneltebileceğim bir bahane bulmuştum işte.

Ah Feryal’im, hâlâ içim sıkılır, utanırım yaptığımdan. Ben kendimi affedemezken senden nasıl af dilerim?

Çocukken çok ince düşünemiyoruz ne yazık ki. Çok şeye yüzeysel, bencil bakabiliyoruz. Ben de o yıllarda daha ince düşünmediğim ve anlayışlı davranmadığım için pişmanlık duyuyorum. Üzüntüm bir türlü hafiflemiyor…

 

Sonnur 3

 

sultankilic44@hotmail.com

 

 

74

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir