Paz. Eki 25th, 2020

eski 8

 

Sultan KILIÇ

 

Maraş Öğretmen Okulu’nda ilk yarıyılın sonunda memleketlerimize gideceğiz. Beş on santim kalınlığında bir kar yağmış Maraş’a. Biz, Malatya’nın diz boyu karına alışmışız. Bu kadarcık kar, bize hiç değişik gelmiyor. Sıradan bir yağış, hatta asıl karın habercisi gibi geliyor. Nereden bilelim Akdeniz ikliminin egemen olduğu bir kentin kışını?

 

İlk kez, yaşadığı kentin dışında bir ilde yaşayan biz çocuklar, her yeri Malatya gibi sanıyorduk. Demek ki coğrafya kitaplarından okunan, ezberlenen kuru bilgiler; hayata geçirilemiyormuş.

 

Leyla 2

 

Adana’ya ve Andırın, Kadirli gibi ilçelere gidecek olan arkadaşlarımız; naylon torbalara kar doldurdular. Kar dolu torbaları, minibüsün üstüne bağladılar, kar erimesin de aileleri görsün diye.

 

Aileleriyle birlikte on dört yıllık yaşamları süresince kar görmediklerinden, ailelerine kar götürüyorlardı. Onlar için en önemli olay, karın yağmasıydı. Bu önemli güzelliği aileleriyle paylaşmak istiyorlardı. Ailelerine götürecekleri armağanların başında geliyordu poşetler dolusu kar.

 

 

68 Kilis'e

Ailelerinin de poşet dolusu karı gördüklerinde kendileri gibi sevinçten havalara zıplayacaklarını hayal ettiklerini, bu hayali sahnenin kurgusuyla şimdiden pek heyecanlandıklarını ifade ediyorlardı. Bizse Malatya’nın üç ay yerden eksilmeyen karına buzuna alışkın olduğumuzdan pek uçuk buluyorduk onların olağanüstü kar sevincini.

 

 

DSCF5321

ZAMAN, SİYAH BEYAZ FOTOĞRAFLARA GÖZYAŞI OLARAK AKARKEN

 

Yarıyıl tatiline bir buçuk – iki ay kala başlardık yazmaya. Sınıf tahtasının bir köşesine; eve gitmemize şu kadar gün, şu kadar saat ve şu kadar dakika kaldı, diye. Bunu her gün yenilerdik heyecanla, buruk mutlulukla, özlemle… Tahtaya yazdıkça, o rakamlar her gün azaldıkça bizim ömrümüz uzardı. Ömrümüz uzardı çünkü evimize, ailelerimize kavuşmamıza bir adım daha yaklaşırdık.

 

Yarıyıl tatilinden iki hafta önce de ailemize, özellikle küçük kardeşlerimize, hediye alma telaşına düşerdik. Aldığımız hediyeleri, iki hafta boyunca okşar sever, mutlu olurduk.

 

 

Okul da var - Kopya

O günleri bir an önce bitirmeye çalışan bizler; o günlerde hiç mutlu değilsek de neredeyse yarım asır sonra o mutsuz günlerimizin peşine düşebiliyoruz. Hem de hasretle… Parasız yatılı olarak 24 saatimizi birlikte aile gibi paylaştığımız arkadaşlarımızı arıyoruz, ailemizden biri gibi. Arkadaşlarımızdan, okulumuzdan, Maraş’tan, hocalarımızdan bir kare fotoğraf görebilmek için yanıp tutuşuyoruz.

 

Hasretle peşine düştüğümüz belki de çocukluğumuz; sağlık sorunları yaşamadığımız, tay gibi koştuğumuz gençliğimizdir.

 

 

Sonnur 1

 

Kim bilir belki de zaman, siyah beyaz bir fotoğraftaki çocukluğumuza iki damla gözyaşı olarak akacaktır…

 

sultankilic44@hotmail.com

115

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir