Pts. Eki 26th, 2020

 

 

Hasan Gül

Emekli İlköğretim Müfettişi

 

Köydeki evimizin bitişiğinde taş duvarlı, toprak damlı, terk edilmiş bir ev vardı. Duvarları yer yer yıkılmış, üstü yer yer çökmüştü. Kısa bir süre sahipleri olmayan bir aile oturdu, ancak uzun süre oturamadılar, çıktılar. Kapısı penceresi açıktı. Biz çocukların oyun alanıydı. Ancak üstümüze yıkılır korkusu ailelerimizi tedirgin ediyordu. Sonunda girmeyelim diye babam kapı ve pencereleri kapattı, çiviledi.

 

Bir gün, ellerinde kazma, kürek olan yirmi kadar gri giysili genç, yanlarında iki yetişkin erkek ve genç erkeklerle aynı yaşta ve ayni giysili üç kız geldiler, evi yıkmaya başladılar. Toz toprak içinde kalmışlardı. 1942 yılı ilkbaharıydı. Havalar ısınmıştı. Eve toz girmesin diye annem kapı pencereleri kapattı adeta evi terk ettik.

 

Ancak üç kız, annemi çağırdı, bir şeyler istediler. Türkçe bilmediğimiz için söylenenleri anlamıyorduk. Annem kızlara su kovası, tas, yolluk gibi eşyalar verdi, ablamı da yanlarına katarak çeşmeye gönderdi. Çalışanlara içme suyu getirdiler. Köyün erkekleri, kadınları, çocukları seyre gelmişlerdi. Sökülen malzemeler köyün altında bırakılan bir kamyona taşınıyordu. Yol olmadığı için kamyon, yıkılacak binanın yakınına getirilememişti.

 

Köyümüzün o tarihte “Mamazar” olan özgün adı 1960 askeri darbe sonrasında “Doğangeçit” olarak değiştirildi.1971 yılında ise komşu beş köy ile birleşerek yeni yerleşim yerinde Cumhuriyet Örnek Köy adını aldı. Köyümüz Mamazar, birkaç haneden oluşmuş küçük bir köydü. Nerdeyse herkes oradaydı. Babam geç geldi. Geldiğinde çalışmaları yönlendiren yetişkin erkeklerle görüştü, bazı şeyler söyledi. Bunun üzerine çıkan malzemeler niteliklerine göre yeniden tasnif edildi. Babam inşaat işleriyle uğraştığı için bu konuda deneyimliydi. Toplanan köylüler babama neler olduğunu sordular. Babam binayı sökenlerin Akçadağ Köy Enstitüsü adamları olduğunu, bu kerestelerle okulun koyun sürüsüne ağıl yapılacağını söyledi.

 

Öğle saati gelmişti. Bir grup genç kızlar ve köylülerden de aldıkları bazı kişilerle kamyonun kaldığı yere giderek yemek getirdiler. Yıkılan binanın yakınındaki kocaman dut ağacının altında yemek yediler. Bu çalışmalar iki gün devam etti. Ağılın yapımında kullanılamayacak olan döküntüleri de bizin kapıya bıraktılar. Herhalde annemin yardımlarının karşılıydı. Yani anlayacağınız, Akçadağ Köy Enstitüsünün, ağıl deresi dediğimiz yerdeki ağılın malzemesi bizim köyden gitmedir.

30.06.2020

 

 

117

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir