Çar. Eki 28th, 2020

 

 

Raşit KISACIK

kisacik.rasit@gmail.com

 

Hemen şunu peşinen belirtmek isterim: Benim Malatya sevgimi söylememe gerek var mı? Malatya’yı gönülden sevenlerin başlarında yer alırım. Ama bu demek değil ki, Malatya’ya veya yönetenlere sürekli yalakalık yapayım. Elbette ki eleştirilerim olacak. Bunu, Malatya’yı çok sevmemden kaynaklandığını tekrarlamayı uygun gördüm.

 

Geçen gün yerel televizyonlarımızda bazı siyasilerin turizm gelirlerinden ve Malatya’nın turizm potansiyelinden bahsettiğini duydum.

 

Merak edip TUİK’İN 2017 yılı verilerine göz attım. Gelişmiş 35 il içerisinde turizm yönünden Malatya’nın ismi bile geçmiyor. Gelen çok az sayıdaki yerli ve yabancı turist ise Malatya’yı bir geçiş noktası olarak seçip geceliyormuş…

 

Tüm ülke gelininde ise Malatya’nın turizm geliri sonlarda…

 

Üzüldüm üzülmesine de, şu gerçekleri de yazmaktan geri duramadım…

 

Sanırım buna benzer bir yazıyı daha önce yazmıştım…

 

Bir bölgenin turizm potansiyelinden söz etmeden önce, oranın kültüründen ve kültür potansiyelinden söz etmeyi uygun buluyorum. İnsanların dikkatini çeken de bu değil mi?

 

Kültür potansiyeli olan bir yerde ancak turizm potansiyelinden bahsedilebilir. Temeli ve alt yapısı olmayan bir binanın sağlamlığından, kullanılabilirliğinden bahsedilemeyeceği gibi, kültürü olmayan bir yerin turizminden de bahsedilemez. Böyle olunca, turizm hareketliliği kültür hareketliliğine bağlıdır diyebiliriz.

 

Farklı bir yapıyı, farklı bir kültürü görmeyi uman bir insanın bir yeri ziyaret etmeyi istemesi gayet normaldir. Ancak kendi muhitinden farklı bir yapıyla, çevreyle ve farklı insanlarla karşılaşacağını bekleyen kimsede seyahat etme isteği oluşur. Turizm olgusu tam da bu değil mi? İnsanların ilginç yerleri gezmek, görmek, orada eğlenmek, güzel vakit geçirmek, sıhhat bulmak ve bedeni birtakım egzersizler içinde bulunmak amacıyla yaptıkları seyahat ve geçici konaklama faaliyetlerine biz turizm faaliyetleri demiyor muyuz?

 

Sağlığına ancak filan yerdeki termal suya şu kadar zaman içinde devam etmekle kavuşacağına inanan rahatsız turist, gözünü kırpmadan yılın belli zamanlarında oraya gitmek için mutlaka rezervasyonunu önceden yaptırır.

 

Yamaç paraşütçülüğüne uygun mekânlar meraklısı tarafından ilgiyle takip edilir. Kayak mekanları, yürüyüşe tırmanmaya uygun mekanlar, Yatçılık ve diğer spor merkezleri, Yayla turizmi vs. hep böyle… Herkes için de bu böyle değil mi? Bir yerin denizi farklıysa, yaylası, dağı, ovası, kenti, köyü, kasabası farklıysa tabii ki orası ilgi odağı olur. Yaşayışı kültürü yapısı örf ve adetleri ilginçse dikkate şayan olur ve görülme gezilme isteği uyandırır insanda.

 

Peki, şimdi başta siz belediye başkanına sormak istiyorum.

 

Turist ilimize hangi sebeple gelsin?

 

 

 

Pencereleri bile tuğla ile örülmüş, hapsedilmiş tarihi eserleri, Çavuşoğlu Mahallesi’ndeki Surp Yerrortutyun (Taşhoran) Kilisesi ya da hemen yayına uyduruk bir ziyaret yapılan ve içerisi ahır olarak kullanılan Surp Kirkor Lusavoriç Manasır Kilisesi ( Venk ) gibi) görmeyeyim mi?

 

Sahip çıkamadığımız ve sürekli olarak Adıyamanlı siyasilerinin bile engel çıkardığı Nemrut yolu muammasını mı?

 

Roma Üniversitesi’nin 30 cildi aşkın yazı ve resimlerle donanmış kitaplar çıkardığı ancak Malatyalının iki üç satırını bile bilmediği açık mı kapalı mı onda bile kuşkuya düşülen Arslantepe Höyüğü muammasını mı?

 

Sünnet törenlerinde rastlanılan mavi minik ışıklı oyuncak türü lambacıklarla süslenmeye çalışılmış sözde cadde, park ve bulvarları mı?

 

Klasik banyo kazanları yapmaktan öteye gitmeyen, hele hele Malatya’ya özgü hiçbir çalışma yapılmayan Bakırcılar çarşısını mı?

Tek tük rastladıkları müşterileri kollarından tutup çeken, siftah bile edemeden işyerlerini kapatanlarla dolu Ayakkabıcılar çarşısını mı?

 

Tek tezgâhtan çıkmış ürünleri satmaya çalışan, iflasın eşiğindeki Manifaturacılar çarşısını mı?

 

Çukurları ile meşhur taşlı tarlaya dönmüş ana arterleri ve yamalı asfaltları ile ünlü İnönü, Atatürk, Sivas, Hastane ve bilumum diğer caddeleri görmeye mi gelsin turist?

 

Söyler misiniz Allah aşkına neden gelsin Malatya’ya turist?

 

Uluslar arası sempozyumlar, konferanslar, fuarlar dururken Belediye konferans salonunda ilahi dinlemek, ya da cemaat ya da iktidar partisinin etkinlikleri için mi gelsin Turist?

 

Levent Vadisi’ne film platosu yapılsın dedik? Sanki yanlış anladılar, film festivalleri düzenliyorlar. Düzenlemeyi de sürdürüyorlar.

 

Allah razı olsun şu Battal gazi Belediye Başkanı Gürkan’dan… O bağımsız Belediye Başkanıyken de iktidar partisinden başkan olunca da tek derdi Tarihi ve turistik yerleri ayağa kaldırmak oldu.

 

Bunun dışında hiçbir karşılık beklemeden Turizm eski Müdürü Ali Cengiz’in yakaladığı turisti Sultansuyu Harası’na, Bekir Sözen’in Darende Somuncu Baba’ya, Turizm Danışma memuru Bülent Korkmaz’ın da rehberliğin yanı sıra Nemrut’a götürmesi olmaz ise Turizmle uğraşan hiç kimse yok gibi…

 

“Turizm” deyince mangalda kül bırakmayan siyasiler, yerel yöneticiler, neredesiniz yanıt verin…

 

ALLAH AŞKINA NEDEN GELSİN MALATYA’YA TURİST?

 

Bakmayın siz birilerinin Malatya’nın turizmini övmesine… Onlarınki züğürt tesellisi…

02.02.2018-Malatya

 

 

92

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir