Pts. Eki 26th, 2020

 

 

Bir zamanlar Malatya

 

Erdoğan Altürk

 

Derme (Der Mesih) çayı, Kündübek (Gündüzbey)’in kuzeyindeki Pınarbaşı mevkiinden çıkar, Malatya’nın içme suyu ihtiyacını karşıladıktan sonra bir kolu Çukurdere Mahallesi istikametine, diğer kolu Yeşilyurt, Tecde gölünü oluşturarak Adafı- Çilesiz istikametinden merkeze doğru akardı.

 

Mücelli Caddesinden kıvrılarak Kozkökü (ceviz) camiine gelinceye kadar beş değirmenin taşlarını döndürür, nihayet merkeze girerdi.

 

İstiklal Mahallesinden Beşkonaklar’a girer, oradaki değirmeni çalıştırdıktan sonra Hüseyinbey köprüsünün altından geçe Tekke Camiinden sonra İstanbulloğlu konağına, oradan Kırçuval Mahallesine doğru yol alır, Gaffar Ağaların Yusufgilin evinin içinden geçerek Kasım’ın değirmenine ulaşırdı.

 

Beton olmayan bu su güzergâhı Malatya’ya büyük katkılar sağlardı. Her evin önünden arıklar geçer, evler bahçeli olur, bu bahçelerde türlü meyveler olurdu. Bunların aynı zamanda yeşil Malatya’nın yeşil olmasına katkısı sonsuzdu.

 

Der Mesih çayından gelen arık suyu, billur gibi akar, bahçemizden geçer, evin avlusuna giren su soğuk odalarımıza (hızna) serinlik verir, o adalarda peynir ve kavurma küpelerimizi serin tutar, oradan sonra komşu eve geçerdi.

 

Kasım’ın değirmeninden doksan derece kuzeye kıvrılan dere Güllevik mevkiindeki ikinci değirmeni döndürür, Yakup’un değirmenine doğru Öllüklük (bu toprak ısıtılarak yeni doğan çocukların altına serilerek kundak yapılırdı). Yakup’un değirmeninden sonra köşe değirmen bugünkü Kiltepe mevkiinden Eski Malatya vadisini sulamak ve değirmenlerini döndürmek üzere yol alırdı.

 

Bizler için değirmen nöbetleri muhteşem bir eğlence yeriydi. Değirmene kalkarken mutlaka pekmez götürür, bulgur ununda Tohinik denen helvayı analarımız yapardı, tadına doyamazdık.

 

Derenin geçtiği istikametteki evler ve bahçelerin şenliğiydi.

 

Su o vakitler kutsal sayılır, su gibi aziz olasın derlerdi, suya çör çöp atılmaz, asla küstürülmezdi su.

 

Ev bağlarımızda arıklardan akan suyun sesiyle uyumak çok tatlı olurdu.

 

 

Ev bağlarımızda yetişen meyveler, armut çeşitleri, hele bir Hoçamuz armudu vardı ki tanesi kilo gelirdi. Şeftali, incir, fındık her çeşit elmamızın yanında kiraz vişne, kara erik sayamayacağınız kadar meyve çeşitlerimiz… Ah, o güzel su sesleri, neden kıydılar sana?

 

1947 yılına gelindiğinde kanal artık dağ yoluna alınıp beton olunca Malatya’nın yeşilliği yetim kaldı.

 

Ah o çocukluk günlerimiz…

 

65

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir