Cts. Eki 24th, 2020

 

Sultan KILIÇ

 

Merakımdan kendimi Malatya caddelerinde buluyorum. Öyle ya akşama eski yılı kovalayıp teze yılı bağrımıza basacağız. Geriye sayım bitince çığlıklarla sevdiklerimize sarılacağız. Gerçi sarılmak biraz zor olacak o saatte; sofrada ne var ne yoksa yemiş içmiş, tıstımbıl olmuşuzdur artık.

Paşaköşkü Mahallesiyle Ataköy Mahallesinin arasından akan Yeşilyurt Caddesinden başlıyorum yürümeye ve çevreyi incelemeye. Turan Emeksiz Caddesinden İnönü Caddesine iniyorum. Yılbaşı arifesine özgü herhangi bir değişiklik göremiyorum. Geçen yıllarda en azından vitrinlere kar yağdı görüntüsü verilir, hoş geldin yeni yıl, beş gittin eski yıl yazıları yazılır, ışıklandırılırdı mağazalar. 2015 gelirken sadece çerezcilerde birazcık hareket görülüyor. Bayat çerezler, kaldırıma konan makinelerde kavrularak tazeleniyor, kokuları yayılıyor her yana. 2014’ten pek memnun olmuş olacak ki Malatyalılar, yeni yılın gelişine hiç de sevinemiyorlar gibi.

Malatya Kız Meslek Lisesi’nin önünden doğuya dönerek yürüyüşe devam ediyorum, merkezde hareketlilik olabileceğini umarak. Merkez postanesinin önünde sergilenen yılbaşı kartlarını, yakınlarına kart postalamak üzere ellerinde birer tomar kartla kuyrukta bekleyenleri görmeyi ummayalı yıllar oluyor.

Postaneye varmadan İnönü Caddesinin kuzey kaldırımında kırmızı beyaz elbisesi, lastikle kulağına asılmış beyaz pelüş sakalıyla tombul Noel Babayı görüyorum. Beyaz pelüş takma sakal, Malatyalı Noel Babanın gerçek kara sakalını kapatamıyor; üstelik gırnata çalarken de takma sakalı nereye koyacağına bir türlü karar veremiyor Malatya’nın Gırnatacı Noel Babası. Gırnatayı takma sakalın altından çalınca takma sakal, Noel Babanın burnunu tıkıyor, nefes almasını engelliyor, tüylerin ağzına burnuna yapışmasıysa daha beteri.

Malatya’nın Gırnatacı Noel Babası; duvara sırtını dayamış, kaldırıma da gırnata kabını koymuş içindeki bir avuç madeni parayla folluk niyetine. Caddeden geçenler halkaya katılıyor. Seyirci halkası, ikiden üçe katlanarak çoğalıyor. Yumurta topuklu kunduralarının arkasına basmış, şapkasının siperini sağa devirmiş, dirseğine kadar sıvadığı koluna tespihini çift kat dolamış, kaytan bıyıklı biri gırnata sesiyle kıvırmaya başlıyor. Seyirci kalabalıklaştıkça yarım dairelik kaldırım meydanındaki yurttaş, coşuyor. Çevredekileri oyuna davet eder gibi bir iki gönülsüz hamle yapıyor. Boynundaki atkısını önce pantolon kemerine sokmayı deniyor. Beceremeyince beline bağlıyor atkısını.

Topuklarını kaldırıma vura vura kıvırıyor. Arada bir yumruğunu havaya kaldırarak ‘Bu asker gidecek, geri gelecek!’ diye haykırıyor. Parmaklarından üçünü katlayıp ikisini uzatarak kurt işareti yapıyor.

‘Malatya Malatya bulunmaz eşin

Gönülleri coşturur ayla güneşin

Anam anam anam anam Kernekli misin

 Kernege gelmeye de yeminli misin? ‘

türküsünü; ardından da

 ‘Angara’nın bağları büklüm büklüm yolları

 Ne zaman serhoş oldun da galdıramıyon golları’nı

istiyor Gırnatacı Noel Babadan.

 

 

Annesinin gözleri önünde küçük bir kız çocuğu, Gırnatacı Noel Babanın folluk niyetine gırnata kabına koyduğu madeni paralardan birini alıp cebine koyarken annesinin yanına dönüyor. Atkısı belinde, tespihi kolunda, şapkası yana yıkık, yumurta topuklu kunduralarının arkası basık, kaytan bıyıklı, kurt işaretli dansçı; bir yandan kıvırırken bir yandan da küçük kızın Gırnatacı Noel Babanın folluk paralarını alıp cebine koymasını kendince alkışlıyor. İki elinin dörder parmağını yumruk içerisine kapatarak başparmakları yukarı kalkık şekilde dirsekten kırarak sırıtıyor. Az sonra küçük kız yeniden paralara doğru yürüyor. Ortadaki kıvıran Ülkücü dansçı, küçük kızı kendi hizasına gelir gelmez yakalıyor, iki avucunu kızın yanaklarına koyarak kızın saçlarını tepesinden öpüyor. Gırnatacı Noel Baba, seyircilerden tek kuruş gelmemesine karşın folluk paralarının götürülmesi karşısında dayanamıyor. Gülerek, şakaya vurarak uyarıyor küçük kızı; ama çocuğun annesinin kılı kıpırdamıyor.

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Kara çarşaflı biri, seyirci halkasını yararak meydana dalıyor. Gırnatacı Noel Babanın kucağına bir el ilanı atıyor. Gözümü kameradan ayıramıyorum; ama yan gözle bakabiliyorum ilana. Renkli baskı bir ilanda ‘Mekke’ ve ‘Kendine Gel’ ifadelerini fark edebiliyorum. Bu çarşaflı da yılbaşı kutlamalarını kendine dert edinmiş olmalı ki Gırnatacı Noel Babaya gücü yetiyor, ona haddini bildirmeyi kendine görev edinmiş.

Böğrüme bir dirsek yiyerek soluma kaymak zorunda kalıyorum, gözümü kameradan ayırmadan. Kadının biri, bebek arabasına yer açıyor beni kenara iterek. Bebeğinin de eğlenmesini sağlıyor böylece.

Gençler, Gırnatacı Noel Babayla kafa buluyor arada bir. ‘Zabıta geliyi, zabıta geliyi, gaç!’ haykırışlarıyla Noel Baba, gırnata çalmaya son veriyor. Topuklarıyla kaldırımı döve döve göbek atan ülkücü: ‘Gorhma la oolum, zabıtayı görünce ‘Torpağına daşına ööölürüm Türkiye’m’ i çal, gurtulursun’ diye akıl veriyor. Noel Baba, bu öneriye pek sıcak bakmış olacak ki ‘He, mantıhlııı!’ diye onaylayarak yeniden çalmaya başlıyor.

Yanımdaki gençlerin ortaya attıkları laflarla halkanın ortasında çeşitli figürleri denemekle kıvırmayı sürdüren dansçının ipe sapa gelmez naraları bir araya gelince, üstüne üstlük bir de folluk paraları göz göre göre küçük kız tarafından alınınca Gırnatacı Noel Babanın sinirleri boşalıyor galiba. Noel Baba, klarneti ağzından çıkarıp kahkahalarla gülerek dizlerine kapanıyor. Kucağına atılan, yılbaşı kutlamasına karşı tavırla herkesi dizginlemeyi hedefleyen el ilanının mucizesiyle kendine geliyor mu bilemiyorum. Eğlenceleriyle baş başa bıraktığım acayip renkli topluluktan ayrılarak Kışla Caddesine doğru yol alıyorum.

 

 

sultankilic44@hotmail.com

 

 

116

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir