Çar. Eki 28th, 2020

Sultan KILIÇ

Her mezardan yarım kalmış hüzünlü bir hayat hikâyesi çıkıyor. Acılar, ilk günkü tazeliğince gözyaşı döktürüyor yakınlarına. Kabirdekilerin yakınlarını kırk elli yıl gerilere götürüyor. Sevdiklerinin kabirlerine vurulan kazmalardan gözlerini ayıramıyorlar.

Malatya Belediyesi’nin kararıyla üç bini aşkın mezarın, Kuyuönü Mezarlığından Şehir Mezarlığına defnedilme işlemi gerçekleştiriliyor. Nakil işlemi gerçekleştirilirken de yakınları ya da meraklı vatandaşlar, mezarın çevresinde birikiyor.

Kabri kazılanlardan biri de Malatyalı Ali Seydi Karsavuran… 1979 yılında kullandığı kepçe yan devrilince iş makinesinin altında kalıyor gencecik Karsavuran. Ali Seydi Karsavuran, genç yaşta bu dünyadan ayrılırken arkasında üç yaşındaki kızını, bir buçuk yaşındaki oğlunu bırakır. Genç eşi de iki aylık hamiledir. Karsavuran’ın vefatından yedi ay sonra bir erkek bebeği doğar.

Anne ve çocukları yıllardır Bursa’da yaşamaktadırlar. Malatya’daki yakınları, Kuyuönü Mezarlığındaki pek çok mezar gibi babalarının mezarının da nakledileceği haberini verir. Haberi alan çocukları, Malatya’ya gelir. Yalnız bir sorun vardır: Babalarının mezarının kazılmasına henüz sıra gelmemiştir. Nakil işlerini üstlenen firma yetkilileri de Karsavuran’ın mezarına ulaşabilmek için ondan önceki mezarları kaldırmaları gerektiğini, bunun da en erken üç gün sonraya denk düştüğünü söylerler. Karsavuranların o kadar zamanları yoktur.

Dilekçelerini imzalar, babalarının mezarını kendilerinin kazmaları konusunda izin alırlar. İş makinesinin giremediği kabri, kazma kürekle saatlerce kazarlar. Sal taşı kaldırılacakken oğul Karsavuran, arabanın bagajından yarım metre küp hacminde bir sandık çıkarır. Bu plastik sandığın tabanına kabarcıklı, havalı poşeti döşer ve kabre iner.

Hiç görmediği, sesini soluğunu duymadığı, dokunmadığı babasının kemiklerine kavuşmuştur. Babasının kemiklerini incitmekten korkarak, babasının kemiklerini incitip onu üzmekten kahrolarak üstüne titrer babasının kemiklerinin. Yeni doğmuş bir bebeği tutar gibi tutar babasının kemiklerini. Sevgiyle, saygıyla, merhametle topraktan tek tek toplar babasının kemiklerini. Özel kutuda bir sıra dolunca kemikler incinmesin diye üstüne havalı naylonu serer. Geri kalan kemikleri de ikinci sıraya koyar. Üstüne yine havalı naylon örter, buğulu gözlerle kapatır sandığı.

Gözler buğulu, boğaz düğümlü, yürek sıkıntılı, baba özlemli genç; babasının kemiklerini Malatya’da bırakmak istemez. Mademki yerinden çıkarıldı öyleyse yaşadığımız yere, bize yakın olsun babamız, der. Yakınlarının ve yetkililerin onayıyla babalarını yaşadıkları yere, Bursa’ya götürmeye karar verirler. Ve hiç görmedikleri, sesini soluğunu duymadıkları, dokunamadıkları, birlikte yaşayamadıkları babalarının kemiklerini arabalarına koyar, Malatya’daki yakınlarıyla vedalaşırlar.

Otuz altı yıl sonra babalarına kavuşacakları anın heyecanıyla, yürekleri titreyerek Bursa’dan Malatya’ya gelen Karsavuranlar; küçük sandığa özenle yerleştirdikleri babalarının kemikleriyle yola koyulurlar. Babaları incinmesin diyerek arabayı daha yavaş, daha dikkatli kullanarak babalarını Malatya’dan Bursa’ya götürürler…

 

https://www.youtube.com/watch?v=g4EM_-ENaAc

 

https://www.youtube.com/watch?v=sVPKCS_FVKg

sultankilic44@hotmail.com

 

70

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir