Çar. Eki 21st, 2020

 

 

Fikri Demirtaş

fikridt@hotmail.com

 

Malatya’nın yerleşim yerinin ticarî yollar üzerinde olması sebebiyle tarihin en eski çağlarından bu yana önemli şehirlerden birisidir. Malatya şehrinin merkezi, şu andaki yeri olan tarihi Aspuzu denilen sayfiye yeridir. Malatya buraya 1839 senesinde taşınmıştır. Yeni şehir kurulduğu zamandan bu yana gelişerek varlığını devam ettirmektedir.

Birçok imkâna cumhuriyetten sonra ulaşan vilayetimiz, 13 Şubat 1931 tarihinde Malatya’nın kadirşinas insanı hem Atatürk’ü ağırlamış hem de demiryolu ile ilk kez tanışmıştır. Malatya’ya demiryolunun ulaşmasından itibaren şehir, kara ve demiryolu ulaşımının da önemli kavşak noktası olmuştur. Anadolu halk edebiyatında trene “hasret kavuşturan” da denir ama daha çok uzak diyarları, ayrılığı, kavuşamamayı, hasreti ve hüznü ifade eder bu imge.

Köprüler geçmişle gelecek arasında bağlantıyı sağlamak için önemli bir rol üstlenen yapılardır. Tek tek taşlardan yapılan bu tarihi köprüler kültürel mirasımızı teşkil etmektedir. Bu nedenle tarihi köprülerin gelecek nesillere güvenle ve sağlıklı bir şekilde aktarılması gerekmektedir.

Battalgazi ilçesi demiryolu köprüsü Malatya’ya 20 km uzaklıktadır. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’yu, bağlayan Malatya- Elazığ demiryolu yönünde yer almaktadır.

 

1930’lu yıllarda inşa edilen bu tarihi köprünün inşaatında kullanılan kesme taş, devşirme malzemeden yuvarlak kemerli, tek gözlü yapılmıştır. Çektiğim fotoğraflarda görüldüğü gibi aşağı şehirdeki Selçuklu Kırklar Mezarlığı, Ermeni mezarlıklardan, kiliselerin harabelerinden devşirme taşlar temin edilmiştir. Ermenice yazılı, motifli kesme taşları ve Selçuklu motifleri senelere tanıklık ediyor. Hiç şüpheye bile gerek olmaksızın her şey ortada…

 

Mezarlıklar tarihin akışı içerisinde insan yerleşmelerini, din ve kültürel geleneği göstermesi açısından çok önemli kültür varlığı olarak kabul edilmektedir. Malatya binlerce yıldır kesintisiz bir şekilde yerleşmelere sahne olmuş ve bu yerleşmelere ait mezarlıklarında bir kısmı günümüze gelebilmiştir.

Anadolu’da Türklere, Ermenilere, Rumlara, Süryanilere, nice medeniyetlere ait dini ve sivil mimariye ait eserlerden, cami, köprü, çeşme ve resmi dairelerin, evlerin yapımında, hatta bahçe duvarlarında kullanıldığı bilinmektedir. Sağlam olan bazı kiliseler, müze veya cami olarak kullanılmaktadır. Her yerde olduğu gibi bizde de yapan var, yıkan vardı sonuçta. Türkiye’de faili meçhul cinayetler gibi faili meçhul uygarlık eserleri de var. Hem de dünya çapında uygarlık eserleri.

 

Fırat Nehri üzerinde yapılan Karakaya barajında, su tutulmaya başlanması ile Tohma çayının altından geçtiği Kırkgöz köprüsü 1985 yılında baraj sularının altında kalır. Siyah-beyaz fotoğraflar da tarihin sayfalarında yerini alır. Kırkgöz köprüsünden geçen Sivas, Arguvan, Hekimhan, Arapgir, Fırat nehrinin kıyısındaki köylerin yol güzergâhı da değişir. Günümüzde demiryolu köprüsünün altından Turgut Özal Üniversitesi, Ziraat Meslek lisesi, Anadolu Lisesi, Hasırcılar, Beyaz Saray Restaurant, Battalgazi ilçesinin köylerine tarla ve bahçelere, Karakaya Barajına kadar gidilmektedir.

Demiryolu köprüsünün eni 6 metre, uzunluğu 10 metre kadardır. Yüksek gabarlı arabaların geçmesi için, daha önce 3,20 m olan köprü yüksekliğinin 19. 12. 2013 tarihinde yapılan çalışmalarla 4,70 metre çıkarılmıştır. Köprünün zemini yaklaşık bir metre açıldığından temel taşları yüzeye çıkmıştır. Köprünün tarihi dokusuna zarar verilmiştir. İnsan kaynaklı yapısal hasarlara yol açabilecek etkiler altında kalmıştır. Tarihi demir yolu köprüsünün temelleri açığa çıkmış sahipsiz ve perişan halde olması vicdanları sızlatıyor. Tarihe vefasızlığımızı yansıtıyor. O yüzden bir asra yakın sayısız faydalı hizmetleri olan bu nostaljik Cumhuriyetin eseri köprümüzden ilgiyi ve desteği esirgemeyelim. Halbuki yanına ikinci bir köprü yapılarak bu sorun çözülebilirdi.

 

Bu tarihi köprünün korunmaya, bakıma şiddetle ihtiyacı var. Battalgazi ilçesinin kentsel dokusu ve peyzajıyla bütünleşmiş bir tren hattının ve köprünün kurgulanmasında yönlendirici bir aşama olarak değerlendirilmelidir. Köprünün çevresinin ve demiryolu boyunca ağaçlandırma çalışmaları mesire alanı yapılması estetik değer katacaktır.

Köprünün demiryolunun altındaki taş kemerin üstüne boydan boya özel bir firmaya ait reklam panosu, yan tarafına Turgut Özal Üniversite tabelası asılmıştır. Çirkin bir görünüm oluşturmuştur. Demiryolunun koruma duvarına da yağlıboya ile yazılar yazılmıştır. Demiryolu geçit levhasından başka köprüyle ilgili tarihi bilgi levhası yoktur. Bu köprüye bir kitabeyi de çok görmüşler…

Köprüler kimi zaman acılara, kimi zaman neşeye tanıklık ederler. Bu köprünün taşları da çok sayıda olaylara tanık olmuştur. Ayrılık vakti geldiğinde son kez taşlara bir kez daha baktım. Sırtımı taş duvarlara verdim, kadrajıma birkaç kare daha aldım.. Karşımda yazıtların, motiflerin yer aldığı duvarın iki yakanın ortasında gökyüzüne doğru yükseliyordu taşın fısıltıları Köprünün üstünden tren, altından arabaların geçtiği çilekeş taşları yine insanlara ayrım yapmadan verilen görevini yapıyordu. Cep telefonumda kayısı dalından yapılan duduk sesi “Sarı Gelin” melodisi yayılıyordu. Kayısı çiçekleri açacak insanların barış ve dostluk içerisinde geçmişten ders alarak nasıl da iç içe yaşayabildiğini geçmişten örnekler vererek…

Şu an dünyanın dört bir tarafında trenler yollardadır. Onlara Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirinden birkaç dize ile seslenmek istiyorum:

“… Haydi, yolun açık olsun

Geçtiğin köprüler sağlam

Tüneller aydınlık olsun”…

110

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir