Per. Eki 22nd, 2020

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

“HRANT DİNK’E ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ”

 

Sultan KILIÇ

 

Zengin kültürel dokusu ile bir kültürler mozaiği olan Anadolu’nun yine aynı kültürel dokuya sahip bir yöresi olan Malatya; yıllar boyu bağrında barındırdığı kültürlerin yansımasıyla önemli bir merkez olmuştur. Günümüzde de bu önemini devam ettirmektedir.

 

Bu sebeple 2006 yılında MİAD’da “Malatya Kültürü neyi Anlatır?” konulu bir söyleşi düzenlenmişti. Kenan Işık, Hrant Dink, Prof. Dr. Mesut Parlak ve Cumali Ünaldı’nın katılımıyla gerçekleştirilen söyleşi ile kültürümüzün zenginliği gözler önüne serilmişti.

 

10 yıl sonra 30 Ocak 2016 Cumartesi günü; saat 17.00’de yine “Malatya Kültürü neyi Anlatır?” konulu söyleşinin ikincisi gerçekleştirildi.

Rahatsızlığı dolayısıyla Kenan Işık ve elim bir şekilde katledilerek aramızdan ayrılan Hrant Dink’in olamayacağı söyleşiye, önceden duyurulmasına rağmen bu kez; Gazeteci Yazar Vahap Munyar, Hrant Dink’in eşi Rakel Dink katılamadı.

Malatya Eğitim Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mesut Parlak, Malatya Girişim Gurubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Kavuk, Gazeteci Yazar Cumali Ünaldı, Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan ile Malatyalı Ermeniler Derneği’nin Kurucu Başkanı Hosrof Köletavitoğlu katıldı.

Afişte de bu isimler yer aldı. Ancak Rakel Dink ve Vahap Munyar’ın söyleşide olmadıkları görüldü.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Örnekleri ile kültürümüzün tüm ayrıntılarının konuşulduğu söyleşi ile geleneklerimizin ve kültürümüzün inceliklerinin yaşatılması; gelecek nesillere unutulmadan ve değişmeden iletilebilmesinin amaçlandığı söyleşi; kalabalık bir dinleyici kitlesiyle Malatya Hilton Oteli’nin toplantı salonunda gerçekleştirildi.

 

“MALATYALILAR, 1915’TEKİ YARALARINI KEKLİK GİBİ TEDAVİ ETTİ”

 

Söyleşinin moderatörlüğünü Cumali Ünaldı yaptı. Ünaldı, Malatya’nın geleneğinde barış ve uzlaşma kültürünün yer aldığını belirterek, Türkiye’nin, Ortadoğu’nun ve dünyanın barış ve uzlaşma kültürüne her zamankinden fazla ihtiyacı olduğunu söyledi. Malatyalıları; yarasını menengiç sakızıyla tedavi eden bir kekliğe benzeten Ünaldı, “Malatyalılar keklik gibidir. Türkiye’de herkes 1915 Ermeni olaylarını yaşadı. En ağır yaşayanlardan birisi de Malatya’ydı. Ama Malatya, kendini öyle bir tedavi etti ki, ben bunu kekliğe benzetiyorum. Kekliği yaralarsınız gider bir menengiç bulur, en menengiç sakızını yarasına sürer, kendini tedavi eder.” dedi ve panelistlerin yaşamöykülerini sundu.

 

Söyleşinin moderatörlüğünü yapan gazeteci yazar Cumali Ünaldı, 2006 ‘da Malatyalı İşadamları Derneğinin aynı adlı söyleşinin ilkini gerçekleştirdiğini belirterek, oraya kendisinin daveti üzerine Hrant Dink’in de katıldığını söyledi. Ünaldı, Dink’in burada 1915’te emperyalist Batı’nın kendilerine “Osmanlı’ya karşı sizin arkanızdayız, Osmanlı’ya karşı çıkın” dediğini, kendilerinin de karşı çıktığını ancak dönüp baktıklarında arkalarında kimsenin olmadığını söylediğini anlattı. Ünaldı, Dink’in, “Bugün aynı oyun Kürtlere oynanıyor. Bütün Kürtlere, Leyla Zana dâhil olmak üzere, bunu söylüyorum. Biz bu oyuna geldik, siz gelmeyin, diyorum” dediğini aktardı.

 

Malatya’nın, Alevi-Sünni ayrımını da en ağır yaşayan illerden biri olduğunu kaydeden Ünaldı, “Ben şunu iddia ediyorum; bugün bazı insanlar olamasaydı, mesela Eşref Doğan Dede, Hasan Meşeli, Zeki Şengöz, Ramazan Kayan olmasaydı, bugün Malatya’da bazı mahalleler, bazı mahallelere pasaportla girerdi. Malatya bugün hepimizin Malatya’sı, bir tek Malatya ve biz bu Malatya içerisinde çok mutluyuz. Bunu sağlayan insanlar, bu insanlar.” diye konuştuktan sonra sözü Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan’a verdi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

Eşref Doğan, Malatya’nın beş bin yıllık tarihi, yetiştirdiği değerleri, kayısısıyla örnek bir il olduğunu ifade ederek söze başladı. Doğan, “İnternetten Malatya’ya dair fotoğraflar indirirken ilginç bir şey dikkatimi çekti. Malatya 38. enlem ve 38. boylamda yer alıyor. Bu bir lütuf mu? Bu bir şans mı? Bu bir tesadüf mü? Bilemiyorum ama buna bakın. 38. enlem ve 38. boylamda olan bir başka şehir bulamayız.” İfadelerine dikkat çekti.

 

Malatya’nın barış ve kardeşlik konularında da örnek bir geçmişi olduğunu kaydeden Eşref Doğan, Arslantepe’de İtalyan kazı heyetine başkanlık eden Prof. Dr. Marcella Frangipane’ye ilişkin bir de anısını sundu. Eşref Doğan:

 

“Malatya’nın belki M.Ö 5 binlere dayanan tarihi var ama tarihe intikal etmemiş bazı bilgiler de var. Bundan üç yıl önce, Arslantepe Höyüğü’nde kazı yapan İtalyan Arkeoloji Heyeti başkanı olan Prof. Dr.Marcella Frangipane’yi, Kırlangıç Köyü’nde Hüseyin Doğan Dede’nin evinde yemeğe davet etmiştim. Evin her tarafını gezdi ve fotoğrafladı. Şunu söyledi: ‘Biz, Arslantepe Höyüğü’nde bulmuş olduğumuz değerleri, bilim dünyasına intikal ettirdiğimizde, dünyanın insanlık tarihi değişir.’

Bugün Malatya örnek bir il durumunda. Kayısımızla gurur duyuyoruz ama başka gurur duyduğumuz değerlerimiz de var. İki Cumhurbaşkanı çıkardık. Rahmetli İsmet Paşa’yı, rahmetli Turgut Özal’ı çıkardık. Bakanlar verdik. Toprağından mı, yoksa kayısıdan mı bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var; herhalde bu insanların yakınlığı, sıcaklığı, birbiriyle kaynaşma içgüdüsü  bu değerleri ortaya çıkarıyor.”

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

“ESKİDEN MALATYA’DA IRKÇILIK, MEZHEPÇİLİK, ŞAHSİ İDEOLOJİK BİR PARTİ TEFRİKİ YOKTU”  

1950’lerin Malatya’sına dair anılarını da aktaran Eşref Doğan: “Rahmetli babam Demokrat Parti milletvekiliydi. Dini bayramlarda Hüseyin Doğan Dede’nin ilk ziyaretçileri CHP milletvekilleriydi. 10 tane CHP, 1 tane Demokrat milletvekili gelirdi. Biz bunları gördük. Sınıf arkadaşlarımızla koyun koyuna yattığımız geceler oldu. Eski genel müdürlerimizden ve milletvekillerimizden Gazi Barut, Köy Hizmetleri Genel Müdürü olarak Malatya’ya geldiğinde, bazı köylerdeki hizmetleri yerinde karara bağlamak için gezdiğinde bir Alevi köyünde, ‘Ben Hüseyin Doğan Dede’nin yatağında yatmış adamım’ demiştir. Şimdi gece 24.00 olacak, dışarıda kar yağacak, Hüseyin Doğan Dede de Gazi Barut’a ‘sen evine git’ diyecek. Olacak şey mi? Elbette ki ona da bir yatak düşer. Yetiştiğimiz dönemde kesinlikle ırkçılık, mezhepçilik, şahsi ideolojik bir parti tefriki yoktu. Bize öğretilen değer ‘insan kutsaldır’ Ne inancına dokunabilirsiniz ne siyasi iradesine.” şeklinde konuştu.

 

“TÜRK’ÜN TARİHİNİ, SANATI, KÜLTÜRÜ MALATYA HALK EVİ’NDE ÖĞRENDİM”

İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak ise, 1970’lerin Malatya’sına özlemini dile getirdi. Cumhuriyet çocuğu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Parlak “Benim okuduğum dönemde Malatya Lisesi’nin (şimdiki Milli Eğitim Müdürlüğü’nün olduğu bina) karşısında bir Halk Evi vardı. Şimdiki Atatürk Evi. Biz yaşamı orada öğrendik. Sanatı, kültürü, insan olmanın erdemlerini öğrendik. Bayrağımızı, Mustafa Kemal’i, İsmet Paşa’yı ve tüm Türk’ün tarihini orada öğrendik. En ağır, batı tiyatro eserlerini orada izledim. Şiiri orada dinledim. Ben her şeyimle Atatürk Cumhuriyeti’nin çocuğuyum ve bununla gurur duyuyorum. Hep de gurur duydum ve gurur duymaya devam edeceğim.” dedi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

“BANA 1970 YILINDAKİ MALATYA’MI VERİN”

Prof. Dr. Mesut Parlak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

“Bir televizyon programına katıldım. Seyircilerin de katılımı sağlandı ve herkes Allah razı olsun ‘Mesut hoca şöylesiniz, böylesiniz’ dedi. Ben de cevap verdim ve bir şey istedim. Dedim ki, ben bugüne kadar elimden geldiğince Malatya için de bir şeyler yapmaya çalıştım. İnsanlara destek oldum. Bana karşılığında bir şey verilecekse, 1970 yılındaki Malatya’mı verin. Ben bütün emeklerimi helal ediyorum, demiştim. Eğitim yok, sivil toplum örgütlerinin sesi çıkmaz, kalkıp da bir yerde eksiklik varsa müdahale etmezsiniz. Ardından çıkıp ‘Ee, ben Malatyalıyım.’! Ne yapalım Malatyalı iseniz? Bu böyle gitmez. Böyle yapmamalıyız. Bu kente sahip çıkmalıyız. Malatya her şeyiyle, insanıyla, kaynağıyla, kişiliğiyle, her şeyiyle var olan bir kent. Görüyorsunuz, bu topraklarda şu ülke için çok değerli insanlar yetiştirildi. Bunları söylerken bunlar ne yapmış? Hangi koşullarda yetişmiş? Bugün eğitimci kişiliğimle baktığımda, lise hocalarımı düşünürken ‘Bu hocaların hepsi profesörmüş’ diyorum. Ben o günlerimi, o günün Malatya’sını özlüyorum.”

 

“Malatya insanının saygısına vurgu yapan Parlak, Malatyalı kadınların okumasının; Malatya’nın geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Parlak, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

“GÜZEL DEĞERLERİ, OKUMA YAZMASI OLMAYAN ANNEMDEN ÖĞRENDİM”

 

“Bu kentte hiç kimse Doğan Dede’nin önünden geçmemiştir. Halen Mehmet Kavuk ağabeyimi görünce ayağa kalkarım; büyüğümdür. Büyüğümüzü biliyorduk, küçüğümüzü de biliyorduk. Bu kentte biz Alevilerle, Ermenilerle, Sünniler hepimiz birlikte yaşadık. İstanbul’da bir 6-7 Eylül olayları yaşandı. Peki, ne oldu? Bütün o kaliteli değerlerimiz gitti. Rumlar gitti, Ermeniler gitti, bazı Süryaniler gitti. Türkiye’yi terk ettiler. Bu kentin en büyük değeri, en büyük kıymeti, en büyük varlığı, sanatı, kültürü, bazı değerlerine o insanlar çok büyük katkı verdiler. Biz burada hepimiz bir iken bir şeyiz, yoksa Alevi ile şöyle yapalım, Ermeni ile böyle yapalım dersek bir yere gelemeyiz.

Bunun temelinde bir şeyi çok önemsiyorum. Türk kadını eğitimli olacak, Türk kadını okuyacak. Malatyalı anneler okuyacak. Çünkü çocuklarımız ortaokulu bitirene kadar bence gerçek eğitimi Türk annesinden alıyor. Anaların kucağında yetişiyor. Benim annemin okuma yazması da yoktu. Babam mektep bitirmiş midir, onu da bilmiyorum. Ama ben namuslu olmayı, erdemli olmayı, vatanını, bayrağını sevmeyi, Mustafa Kemal’i, İsmet Paşa’yı sevmeyi ondan öğrendim. Eğitimli anaların toplumu bir yere taşımalarını istiyorum. Bugün eğer biz Malatya’da eğitimi, o geçmiş yıllardaki eğitim boyutuna getiremezsek, konuşuruz, kalkarız gideriz.”

 

İstanbul’da kurulan Malatyalı Hayırsever Ermeniler Derneği (HAYDER)’nin kurucusu ve eski başkanlarından Hosrof Köletavitoğlu da, bu topraklarda yaşayan herkesle kader bağlarının olduğunu ifade ederek söze başladı.

 

“MUTLAKA BİR YERLERİNDE ERMENİ OLACAKTIR”

 

Hosrof Köletavitoğlu, Malatya’ya 25 yıl gelmediğini ve 25 yıl sonra geldiğinde ‘Malatya için bir şeyler söyle’ dediklerinde, Malatya’yı herhangi bir Ermeni’ye soracak olursanız, ‘Bu topraklardaki izlerimiz, sözlerimiz, sevgimiz, özlemimiz, sevdamız, türkülerimiz, acılarımız, sevinçlerimiz, hayallerimiz’ diyeceklerdir. Başka bir şey demeyeceklerdir. Malatya Kültürü ile Anadolu’da kültürle ilgili konuşuyorsak, mutlaka bir yerlerinde Ermeni olacaktır.

 

 

“BABAMIN CENAZESİNİ OMUZLARINDA TAŞIDILAR”

 

1955’te Malatya’da doğduğunu, çocukluğunun Salköprü Mahallesi’nde geçtiğini anlatan Köletavitoğlu, Türk komşularıyla birlik içinde yaşadıklarını, kadınların yemeklerini beraber yaptığını, erkeklerin de kentte aynı birliktelikte çalıştığını ifade etti.

 

Dayısının sekseni aşkın Türk ailenin kirveliğini üstlendiğini dile getiren Köletavitoğlu, “Halkın inanışına göre, çok yaşamayan çocuklara gayrimüslim biri kirve olursa, o çocuk ölmezmiş. Bu nedenle kirve olarak tercih ediyorlarmış, diye açıklama getirdi.

 

Terzilik yapan babasının 1968’de 45 santimetre kar yağan bir gecede vefat ettiğini belirterek, “Ertesi gün babamın tabutunu o karda taşımak üzere bir naylon araba getirdiler. Komşularımız geldi. Malatya esnaf ve zanaatkârının yarıdan fazlası denecek bir kalabalık, babamın cenazesi için evimizin önündeydi.

Bir naylon araba getirdiler. Babamın tabutunu naylon arabaya koyacaklar. Bir tanesi bağırdı ‘Bir dakika, ustamızı arabaya koymayın, biz sırtımızda taşırız!’ O arabaya sadece beni, çocuk olduğum için, onları takip edebileyim diye koydular. Babamı, Kiltepe’deki Ermeni Mezarlığı’na kadar sırtlarında götürdüler. Nereden baksanız 1,5 kilometre yol. Karda bata çıka götürdüler.” dedi.

 

“ÇİRKİN SIFATLARLA BİRLİKTE ANILMAK BİZİ RAHATSIZ EDİYOR”

 

Köletavitoğlu, şöyle devam etti: “Ermeni sorunu şu anda bir endüstriye dönüşmüş durumda. Tam bir endüstri. Birileri bundan faydalanıyor. Birileri ‘bu yoktur’ diyerek çok büyük paralar harcayarak lobiler yapıyor. Birileri ‘var, bunu söyleyerek şunu şunu yaparım, başına bela açarım’ diye Demokles’in kılıcı gibi kullanmaya kalkıyor. Bu kadar para, bu kadar zaman, o kadar efor eğer gelişmemiz için kullanılacak olsa, inanın çok daha çabuk ilerleyecek durumdayız.

Bir diğer nokta da bu meselenin temcit pilavı gibi her sene belli sezonlarda önümüze gelmesinden gerçekten çok rahatsızız. Ayrıca, toplumsal her olayda çirkin sıfatlarla beraberce çağrıştırılmak da bizi rahatsız ediyor. O yüzden bizim insanlar olarak, bu toprakların insanları olarak, bu yaşadıklarımızı tüm Anadolu için, Anadolu’daki herkes için çok trajik bir olay olduğunu kabullenmemiz. Bununla yüzleşmemiz lazım. Hepimiz, geçmişimizi de geleceğimizi bununla daha da özgürleştireceğiz diye düşünüyorum.

Bunu oradan arındırmak mümkün değil. Tabi bu gerçek tabloysa. Picasso’nun tablosunu konuşuyorsak, Picasso’nun tablosunun gerçeğinde bu var. Bugün bazı sahte olanlarda olmayabilir. Ama biz gerçekleri konuşuyor olursak, biraz daha doğru düzgün iş yaparız, diye düşünüyorum.” dedi.

panel

“ACILARI KONUŞMAK YERİNE ÜRETİME DEVAM ETMELİYİZ”

 

“Artık acıları konuşmak yerine, farkındalığımızı artırıp bunun üzerine gidip, acıları birlikte paylaşıp, doğru düzgün üretime devam etmemiz gerekiyor” diyen Köletavitoğlu:

 

“Bazı küçük istisnalar dışında Malatya’daki Ermenilerin tamamı çiftçi, esnaf veya tüccar içerisinde yer almış, bazıları devlet erkânı içerisine gitmiş. Aralarında sadrazam olanlar bile var. Bütün Osmanlı şehirlerinde olduğu gibi Malatya’da da Ermeniler, esnaf ve tüccarlık yapmışlar. Malatya’da Ermeniler ürettikleri ile yerel üretimde çok çok etkili olmuşlar. Öyle ki, 1870 yılında ilk derneği kurmuşlar. Bunu, doğru düzgün yapılandıracak bir kanun yapısı olmadığı için 1910’da bir daha kurmak zorunda kalmışlar. Malatya’da kurulan hatta Anadolu’nun ilklerinden biri olan bu dernek Bakırcı ve Kalaycılar Derneği. Daha sonra Marangozlar Derneği, daha sonra Berberler Derneği.

Tanzimat sonrasında yerel meclislerin içeresinde insanlarımız olduğunu düşünürsek, Malatya Sancağı içerisinde 23 tane kilise ve manastır var. 15 tane okul var. Büyük bir çoğunluğu şehrin merkezinde. Dolayısıyla çok da az değillermiş. Peki, neler oldu neler bitti? Bunun hepsini siz biliyorsunuz. Ben o acıları yeniden anlatacak değilim. Ben başka bir açıdan bakmak istiyorum.

panelde 2

“ERMENİLER VE BU TOPRAKLAR NELER KAYBETTİ”

 

Biz neler kaybettik? Bu insanlar neler kaybetti? Bu topraklar neler kaybetti, öyle bakmak istiyorum. Bugün bu kayıplarımız olmasaydı, Avrupa çok daha gerilerde kalırdı. Artık acıları konuşmak yerine, farkındalığımızı artırıp bunun üzerine giderek acıları birlikte paylaşıp doğru düzgün üretime devam etmek. Bu noktada Hrant Dink’e çok şey borçluyuz. Hrant kardeşim, hiçbir olaya sadece Malatyalı gibi bakmadı. SadeceTürkiyeli gibi de düşünmüyordu. Dünya vatandaşı gibi düşünüyordu. ‘Ezilen kimse onun oradan kaldırılması ’gibi düşünüyordu. Evrensel bakış adamı lafını ona kondurabiliyorum. Sadece ve sadece vicdanlara seslenerek, bize bizi anlattı. Bize bizi anlaştırdı. Bize bizim kayıplarımızın neler olduğunu anlattı. Neler yapmamamız gerektiğini anlattı. Nurlar içinde yatsın. Onu hiç unutmayacağız.”

 

“BİZ, BİRBİRİMİZİ GÖRMEDEN EVLENDİK”

 

Yeşilyurt ilçesi eski belediye başkanı, Malatya Park Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Kavuk ise, aile hayatından kesitlerle anılarını anlattı. “Eşimi bana göstermemişlerdi. Biliyorsunuz, o zamanlar Malatya’da gıyaben, vekâletle nikâh kıyarlardı. Yani biz, birbirimizi görmeden evlendik.” diye Malatya kültüründen örnekler vererek konuşmasını sürdürdü,

 

‘Malatya Kültürü’ konulu söyleşiyi Hekimhan Belediye Başkanı Aliseydi Millioğulları, Arguvan Belediye Başkanı Mehmet Kızıldaş, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ali Selvi, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir dizi ziyaretler ve açılışlara katılmak üzere Malatya’ya gelen Doğu Türkistan Hükümeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hızırbeg Gayretullah, Irak Türkmen Bağımsız Hareketi Türkiye Temsilcisi Veysel Şahin, Suriye Türkmen Cephesi Meclis Başkanı Mahmut Zengin ile İstanbul’da faaliyet gösteren MİAD, MASTÖB ve Ataşehir Malatyalılar Derneği’nden çok sayıda isim katıldı.

 

Kokteylle başlayan Malatya kültürü neyi anlatır konulu panel, yine kokteylle sona erdi.

 

sultankilic44@hotmail.com

 

 

128

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir