Sal. Kas 24th, 2020

Sultan KILIÇ  

“Malatya Film Festivalinde açılışlar, kapanışlar pek görkemli: Işık bol, alkış bol, sini büyüklüğünde plaket bol; yeme içme, turistik geziler hoş… Seçkin bir grup eğleniyor. Eğitici, öğretici paneller, izleyicisizmiş, ne önemi var? Siz, eğlenmenize bakın… Yiyin için gezin, alkışlanın, plaket alışverişi yapın. Fildişi kulenizde, festivalinizi kendi kendinize kutlayın…”

 

Malatya 2. Uluslararası Film Festivali kapsamında düzenlenen panellerden biri daha gerçekleştirildi.  Malatya Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinin Fahri Kayahan Salonunda düzenlenen panelin konuşmacıları, Plato Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyeleri Yrd. Doç. Aslı Kotaman, Aslı Akdağ ve Sermin Çakmak, neredeyse boş salona sunum yaptılar.

Konuşmacıların, ‘Türkiye Sinemasında Yol Öyküleri’ konusunda oldukça donanımlı, hazırlıklı, etkileyici bir sunum yaptıkları bir gerçekti: ama koca salon bomboştu. Konuşmacıların dışında beş kişi vardı; onlar da film festivalinin organizasyonunda görevli kişilerdi. Panelin başında iki basın çalışanı, görüntü alıp çıktılar. Bu paneli, tek benim için sunulmuş sayabilirim.

Haber formatında yazmayacağım. Bana dert olanları, haber formatında yazamam. Bırakın da rahat rahat anlatayım.

Panelistler, önce salona baktılar, gözlerine inanamayarak. Sonra, birbirlerine bakarak gülümsediler canları acıyormuş gibi. Tiyatrocular, sahneye çıkar tek seyircileri olsa dahi. Öğretmenler, ders işler tek öğrencileri olsa da. Bu değerli panelistler de öyle yaptılar.

Aslı Kotaman; Türkiye Sinemasında Yol Öyküleri konusunu,  Charles Baudelaire’in “Her nerede değilsem, orada mutlu olacakmışım gibi gelir.”sözünden yola çıkarak seçtiklerini… Yol öykülerinin, bir yeri önce terk etmek fikrinden kaynaklandığını… Terk etmenin, her zaman bir şeye erişme, bir şey bulma amacında da olmadığını… Karakterlerin içsel yolculuğunun, edebiyatta da olduğunu ifade etti.

Aslı Kotaman; Yeşilçam sinemasını karşıtlıkların beslediğini, Türkiye filmlerinin karşıtlıklar olmadan da var olabilmesini umut ettiklerini sözlerine ekledi.

Aslı Akdağ;Bizim Büyük Çaresizliğimiz’ ve ‘Pandora’nın Kutusu’ filmlerini, yol öyküleri açısından irdeledi. Türkiye, kendi gerçekleriyle yüzleşinceye kadar yol öyküleri işlenecek, diyerek zorunlu büyük göçlerin acısına vurgu yaptı.

Sermin Çakmak ise kadının ataerkil yaşamdaki yerinin Yeşilçam Sinemasında da işlendiğini… Batı’nın kadını kurtarmaya soyunduğunu; ama şu anda dirençli, onurlu bir duruşu Doğulu kadın olarak görülen Kürt kadın hareketinin sergilediğini söyledi. Doğu; ne Batı’nın tanımladığı zorbadır ne de Doğu’yu kurtaracak olan Batı’dır, diyerek Batı’nın kurtarıcı olarak gösterilmesine karşı çıktı.

Zülfü Livaneli’nin ‘Mutluluk’ ve Yılmaz Güney’in ‘Yol’ adlı eserlerini irdeledi.

Panelin sonunda Sermin Çakmak’a yaklaşarak salonun boşluğunun nedeni konusunda düşüncelerini sordum. Kendilerine, üniversite öğrencilerinin vize sınav dönemi olduğunu, o nedenle etkinliklere katılımın az olduğunun söylendiğini ifade etti.

 Organizasyon görevlilerine göre paneller, sadece üniversite öğrencilerini ilgilendiriyor bu mantıkla. Organizatörler, suçu ve suçluyu hiç zahmet çekmeden bulmuş ve rahatlamışlardır.

Organizasyon, İstanbul ve Ankara’da yapılırsa… Yerelde kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılmazsa… Neredeyse tüm çalışanlar ve katılımcılar, il dışından getirilirse… O, il dışından getirilen elemanlar, burunlarından kıl aldırmazlarsa…

Açılış törenine sadece elitlerin katılması, emir komuta zinciriyle halktan soyutlanırsa… Güvenlik şirketinin saldırgan elemanlarına, sponsor medyanın dışındaki basın çalışanlarını püskürtme görevi verilirse… Kıymetli sponsor medya dışındaki basın çalışanları, üvey evlattan beter besleme muamelesiyle kakılmış durumuna sokulursa…

Açılışlar, kapanışlar pek görkemli: Işık bol, alkış bol, sini büyüklüğünde plaket bol; yeme içme, turistik geziler hoş…

 Seçkin bir grup eğleniyor. Panelistler, özene bezene sunumlar hazırlamışlar… Eğitici, öğretici paneller, izleyicisizmiş, ne önemi var? Siz, eğlenmenize bakın… Yiyin için gezin, alkışlanın, plaket alışverişi yapın. Fildişi kulenizde festivalinizi kendi kendinize kutlayın

 (21 Kasım 2011)

 

sultankilic44@hotmail.com

 

53

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir