Sal. Eki 27th, 2020

 

Sultan KILIÇ

Sayın Selami Yücel “Malatya Gımılıyı” başlıklı güzel bir gözlem; hatta temenni yazısıyla karşımızda. Malatya’nın kendini tanıtmaya başladığını, örnekler vererek, sevinerek anlatıyor. Malatya tanıtım günleriyle Malatya’nın uyuşukluktan kurtulmak için silkindiğini ima ediyor. Tanıtımda, turizme açılmada şimdiye kadar geç kalınmasının olumsuzluğuna değiniyor. Artık Malatya kabuğunu kırdı, kendini tanıtmaya başladı, gerisi de gelecek, umudunu sunuyor.

Gerçekten güzel izlenimler. Umut verici gelişmeler. Malatya günleri etkinlikleriyle Ankara rüzgârının her yana savrulması güzel. Malatya’nın tanıtımının, Malatya’ya turist akınının artmasını sağlaması elbette olumlu gelişmedir. Kayısı fuarına şarkıcıları getirerek etek dolusu parayı boşuna harcamaktan çok daha olumludur. Malatya ekonomisine canlılık getireceği öngörüsü de yerindedir.

 

Tüm bu çabalar, Malatya’nın tanınması, turistlerin Malatya’ya gelmesi; yatırımcıların, ilimizi yatırım yeri olarak seçmesi için. Ekonominin canlanması, refah düzeyi yüksek, daha sosyal bir kent ortamına kavuşmak için. İyi güzel de pek kıymetli bir eserimizi niye saklıyorsunuz? Herkes, ilindeki, ülkesindeki eserlerini tanıtmak için onca para harcarken, biz bunca değerli eserimizi niye saklarız? Nasıl bir mantıktır bu? Bu eserin çirkinliğinden mi utanıyoruz? Eser, çirkin değil; üstelik bir sanat eseri, el emeği, göz nuru, tarih kokan bir değer. Yoksa yıllar önce restorasyonu için trilyonları harcayıp da yüzüstü bıraktınız diye harabeye döndüğü için suçluluk duyduğunuzdan mı gizliyorsunuz? Aman, bu ayıbımızı kimseler görmesin, kimseler bilmesin, diye mi tüm bu saçma sapan saklamalarınız? Yasaklama gerekçeniz buysa; haklısınız, yerden göğe kadar haklısınız utanmakta. Evet, utanın, onca para harcanarak iyileştirilen bu güzel eseri, insandan soyutlarsanız olacağı budur. İnsanları, konaktan uzak tutarsanız, konak da kısa sürede harabeye dönecektir. Bu konakta olduğu gibi.

 

 

Sözünü etmeye çalıştığım, tarihi bir konak. Ben de adını anamıyorum. Kolay mı, ya bunca gizlenen konağın adını anmak da yasaksa? Nice olur o zaman halimiz? İlimizi tanıtmak için böylesine yoğun çaba harcarken, bu güzel konağı neden gizleriz? Benim aklım ermedi. Kafam karıştı. Hani, ilimizi tanıtacaktık? Hani “Malatya gımılıyı” idi? Malatya, en değerli eserlerinden birini, halkına anlamsız yasaklar koyarak mı tanıtacak? İncirlik Üssü gibi işlem görüyor bu konak. Dışarıdan bir fotoğrafını çekmiştim. Önündeki arsayı, şartlı bağışladığını söyleyen bir beyefendi geldi, fotoğraf makinemi alıp fotoğrafı sildi. Konağın fotoğrafını çekmek yasak, dedi. Konağın içine girerek konağı görmek, fotoğrafını çekmek zaten büyük yasak. Bu konak, askeri üs mü; tarihsel değeri olan turistik bir yapı mı? Bizim bilmediğimiz, çok tehlikeli bir hastalığa tutulanları tecrit ettiğiniz karantina binası mı? Değerli hazinelerin saklandığı gömü alanı mı? Bu olağanüstü, garip yasak niye? Yoksa reklamda değişik bir taktik mi? O zaman, sittin sene, bu konağı, insanlara yasaklayacaksınız demektir. Birkaç güvenlik görevlisine de maaş veriyoruz; üstelik bizim olanı, bizden saklasınlar diye.

 

 

 Malatya’da yaşayan ya da Malatya dışında yaşadığı halde gönlü hep Malatya’da olan duyarlı insanlar, anlamıştır hangi konaktan söz ettiğimi. Ünlü Karakaş Konağı’ndan söz ediyorum. Bir ili tanıtırken sadece o ilin yemeklerini tanıtmıyoruz. Sadece türkülerini, meyvelerini, sebzelerini, çerezlerini tanıtmıyoruz. Tarihin tanığı olan o vakur, ince beğeni ürünü, emektar konaklarımızı da tanıtıyoruz. Daha doğrusu tanıtmamız gerekiyor. Karakaş Konağı’nın tanıtılmaması bir yana, neden bu kadar yasaklı oluşunu bir türlü anlayamıyorum. Lütfen, biri bana açıklar mı bu yasağın gerekçesini?

 

Bu güzel konak, atalarımızın bize bıraktığı yaşanmışlık andacı, diye niye övünemiyoruz? Niye göremiyoruz, başkalarının da beğenisine niye sunamıyoruz? Restorasyonu bitmedi ki, diye sudan bahaneler üretmeyin lütfen. Ben razıyım, Karakaş Konağı’nı bu haliyle görmek ve konağın fotoğrafını bu haliyle çekmek istiyorum. Hayran olduğum bu konağı, işte, bu bizim değerlerimizden biri, bu bizim geçmişimiz, diyerek konuklarıma sunmak istiyorum. Bakımsız hiç mi eserimiz yok, bir bu mu ki askeri üsmüş gibi yasaklar koyuyorsunuz? Hani Malatya gımılıyı idi? Beyle mi gımılıyı Malatya?

GÖRMEK İSTEYEN DİLEKÇE VERECEKMİŞ

 

Sonra Başbakanlığa, Malatya’daki Karakaş konağını görüntülemek isteğimi yazdım. Başbakanlık, Kültür Bakanlığına; Kültür Bakanlığı da Vakıflar Bölge Müdürlüğüne iletmiş dilekçemi.

Vakıflar Bölge Müdürlüğünden dilekçeme gelen yanıtta: “Karakaş konağını hangi gün, hangi saatte görüntüleyeceğinizi bize yazılı olarak bildirmeniz gerekmektedir.” deniyordu. Düşünün ki yerli ya da yabancı turist olarak Malatya’ya gelmişsiniz. Malatya’da da hepi topu bir ya da iki gün kalacaksınız. Turist olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğüne dilekçe vermekle uğraşacak, bir de dilekçenize yanıt bekleyeceksiniz…

Not: Malatyaca “gımılamak”: Kımıldamak, harekete geçmek demektir.

Malatyaca “beyle” : Böyle, demektir.

sultankilic44@hotmail.com

85

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir