Per. Eki 22nd, 2020

                   

Malatya’nın Arapgirilçesini, ilk kez ziyaret etmiş, Arapgir’le ilgili yazımı yazmıştım. Yayımlanması için bekliyor, demleniyordu yazım.

Silivri’de yayınını sürdüren Demokrat Haber gazetesinin imtiyaz sahibi Hayri Günel’den elektronik postayla bir ileti alıyorum. Hayri Günel, iletisinde şöyle diyor:

60'lı yılların başından beri bilirim o aileyi… O yıllarda göçmüşlerİzmir'e Arapgir'den… Rahmetli Mehmet Amca, halen yaşamakta olan eşi Zeynep Teyze ve 6 çocuk… Halil, Şinasi, Ali, Abdullah ve ikizi Şengül’le Esengül… Sıralama böyleydi... Hepsi sanki bizim aileden biri olmuşlardı, İzmir'deki o mahallemize göçtüklerinden beri… Hele Şengül ablam…

 

 Daha sonra taşındıkları gecekondu mahallesi olan Gürçeşme'den, ayda en az 2 defa bize yatıya gelirdi… Onlarla ilgili o kadar çok anım var ki… Şimdi Şengül ablam, altmışına yaklaştı ve kanserle boğuşuyor… İzmir'e, babamgillere telefon etmeye korkuyorum artık, "Şengül öldü." diyecekler diye…

 

            Bu aileyle ilgilihiç unutamadığım bir şey var, onca yaşanmışlığın içerisinde… Bir gazete… Sarı saman kâğıdına basılı "Arapgir Postası"… Okuma yazmayı öğrendiğim günden, üniversiteye başlayıp İzmir'den ayrıldığım güne kadar, Gürçeşme'ye her gittiğimde mutlaka okuduğum… Bir tanecik haberi bile beni hiç ilgilendirmeyen; ama bunu bildiğim halde ısrarla okuduğum Arapgir Postası…

 

Hâlâ çıkıyor mu, yayınlıyorlar mı bilmiyorum…

Eğer devam ediyorsa ömrüne, bana bir tane yollasana…”

 

İşte bu hasret kokan, yürek burkan ileti, beni yine yollara düşürüyor. Arapgir Postası’nın yönetimini, emekçiliğini, babası Nevzat Sezer’den devralan Kâmuran Sezer’i ziyaret ediyorum.

 

2010 yılının Ekim ayında ilk kez gitmiştim Arapgir’e. Meydandan hastaneye doğru uzanan çarşısı, Sabahattin Ali’nin öykülerindeki Anadolu kasabalarının çarşılarıydı. Bir eski zaman yolculuğundaydım. Caddenin iki yanında tek katlı, eski dükkânlar… Bir kısa caddede tüm ihtiyaçlara hitap eden çeşit çeşit dükkânlar. İyi ki de sözüm ona geliştirmemişler. Geliştirme adı altında ilk yapılan, o şirin dükkânları yıkıp yerlerine soğuk, itici, yabancı apartmanları dikmek oluyor. İyi ki karışmamışlar Arapgir’e.

Meydandan belediyeye giderken soldaki asmalı kahvehane ve dükkânların ikinci katındaki Arapgir Postası tabelasını görüyorum. Mıknatıs gibi çekip yukarı alıyor insanı bu ad. Çok büyük olmayan; ama temiz, derli toplu, müze havası taşıyan bir yer. Masada, postaya verilmek üzere hazırlanmışArapgir Postası gazeteleri. Bir yanda, kibirsiz bekleyen, eski, yılların yorgunu dizgi ve baskı makineleri. Yine Sabahattin Ali’nin romanlarından birinin sayfalarında yaşıyorum.

1 Haziran 1954tarihinde Nevzat Sezer ve Abdul Vahap Aydınlar ortaklığıyla yayın hayatına başlıyor Arapgir Postası. Arapgir, 1900’lerde dokumacılıkta çok ilerlemiş, 40 bini aşkın nüfusa sahip bir ilçedir. Ermenilerin göçe zorlanmasından sonra el zanaatları geriler. İnsanlar, yaşam mücadelesini başka il ve ülkelere göçerek sürdürürler. Göçen Arapgirlilerin gözünde tüter sıla.

 

Bu hasrete merhem olmaktır Arapgir Postası’nı hayata geçiren. Gurbetteki Arapgirliler ile memleketleri arasında "köprü" görevini üstlenen Arapgir Postası, haftada bir kez gurbettekilere memleket haberleri ulaştırmakta, "sıla mektubu" olmaktadır.

 

 Arapgir’in iğde çiçeği kokularıyla, köhnü üzümü tadıyla gider sıla hasreti çeken gurbetçilere. 57 yıl, tek başına, her hafta yollara düşüp ulaşır Arapgir’den uzaklarda yaşamak zorunda kalanlara.

 

Abdul Vahap Aydınlar’ın İstanbul’a göçmesi sonrasında, Arapgir Postası gazetesini Nevzat Sezer çıkarır. 9 Aralık 1973’te Nevzat Sezer rahmetli olur. Oğlu Kâmuran Sezer, lise 1. sınıf öğrencisidir. İlkokula başladığından beri, okul dışındaki zamanlarını, gazetede geçirmektedir. Böylece Arapgir Postası’nı, lise öğrencisi Kâmuran Sezer, çıkarmayı sürdürür. Liseyi bitirince de profesyonel olarak gazetecilikte bulur kendini.

 

1984 yılına kadar el dizgisiyle basılır gazete. Bu yıldan sonra makine dizgisine geçilir. Teknolojik gelişmelere ayak uydurulur. Bilgisayar sistemine geçilir. 1992’de de ofset baskıya geçilir. Arapgir Postası, Arapgir’de yayınını sürdürürken Kâmuran Sezer, Malatya’da ofset baskıyla yerel gazetelerin fason basımını hazırlayan matbaasını kurar. 25 Ocak 2005’te Malatya’da Bakış gazetesini de çıkarmaya başlar.

 

Kâmuran Sezer, resmi kurumlardan bile ilan ücretlerini zamanında alamamalarının sıkıntısından yakınıyor. Halkın, yerel gazetelere sahip çıkmasını istiyor. Arapgir Postası’nın okuyucularının oldukça duyarlı, ilgili olduklarını memnuniyetle anlatıyor. 1000’in üzerinde abonesi olduğunu, 1500- 2000 arasında baskısının olduğunu… Yaptıkları araştırmaya göre Türkiye genelinde, ilçe bağlamında, kuruluş tarihi açısında 13. sırada Arapgir Postası gazetesinin yer aldığını söylüyor.

 

Kaç ömür harcanmış 1 Haziran 1954’ten 5 Ağustos 2011’e kadar her hafta sıladan gurbete yollanan 2954 sayı Arapgir Postası için.

 

Arapgir’in tozlu, daracık sokaklarında koşan çocuk ayaklarını… Çimdikleri derelerin çağıltısını… İğde kokulu, yarım kalan aşklarını… Buğulu köhnü üzümünün, dişlerinin arasında çıkardığı kırılgan sesi… Kerpiç damların serin gölgesini… Karda, kınalı kekliklerin ötüşünü… Anaların sac ekmeğinin, ebelerin kömbesinin nefis kokusunu Arapgir’den alıp dünyanın dört bir yanına ulaştıran Arapgir Postası gazetesi… Yolun açık, yaşın uzun olsun.

 

 

Sultan KILIÇ            sultankilic44@hotmail.com

 

 

 

  

65

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir