Per. Eki 22nd, 2020

                                            

 

Sultan KILIÇ

 

Malatya’dan Elazığ’a, oradan Harput’a gidiyorum. Harput’un mistik ortamının huzuruyla Elazığ’a iniyorum.

Elazığ’dan 60 km sonra, göl haline gelen Fırat’tan feribotla on dakikada Çemişgezek yakasına varıyorum. Daha önce bu yolculuk, yarım saat sürüyormuş. Birkaç yıl önce yeni yol ve yeni iskelenin yapımıyla su yolculuğu on dakikaya inmiş.

Martı çığlıkları eşliğinde, dağların gölgesinde, dalga hışırtıları, rüzgâr uğultularıyla ürpertili bir yolculuk bu. Feribotun dışında seçeneğiniz de yok, karşıya geçmek için. İskelede feribottan iniyorum. Çemişgezek’e 24 km asfaltın iki yanı, şimdiden yeşermiş tarlalarla kaplı. Çemişgezek’e giderken pek çok Şavak köyü görüyorum. Köylerde yaşam olduğunun iki belirtisi var: Biri bacalardan yükselen duman; öteki de karanlık çökmüşse, pencerelerde şavkıyan ışıklar. Kış yaşamında köylerde başka bir yaşam belirtisi görünmüyor.

Çemişgezek’e girmeden tarihi köprü Tağar’ın tabelasıyla karşılaşıyorum. Solda, ana yola çok yakın, ana yoldan görünüyor zaten. Tağar çayının üstünde kendinden emin, ne günler gördüm de bu günlere geldim, dercesine bir yakadan öbür yakaya uzanıyor.  İnsanları, hayvanları, kağnıları, arabaları karşıya taşıdım. Tağar çayının öfkesinden ben korudum, kurtardım onları, diyor Tağar köprüsü.

Kesme taşlardan örülü tarihi köprü, tam bir şaheser. 1807-1808’de Yusuf Ziya Paşa tarafından ova köyleriyle bağlantı için yaptırılan Tağar köprüsü, daha sonra birkaç kez onarılmış. Birbirine yaslanarak taşıma sistemi oluşturan kesme taşlardan oluşan Tağar köprüsü, tam ortada keskin bir kavis oluşturuyor. Kesme taşların birbirini desteklemesiyle, çimento demir gibi malzemeler olmaksızın yapılan başka köprüler görmüştüm; ama Tağar köprüsü kadar dik, keskin kavislisini görmemiştim. Mimari açıdan bir gerekçesi vardır mutlaka. Heybetinin yanı sıra zarafeti de ihmal edilmemiş. Tağar çayının üstünde, iki dağı birbirine bağlayan, harika bir gerdanlık Tağar köprüsü.

Tağar köprüsünden yukarı doğru çıkıp sola dönüyoruz. Çemişgezek’in girişine, ilçenin doğal güzelliklerini simgeleyen bir anıt yapılmış. Heybetli bir anıt bu, ister istemez önünde durup fotoğraf çekiyorsunuz. Bir çift kınalı keklik ve tepede bir dağ keçisi heykeliyle Çemişgezek’in doğal varlıkları simgelenmiş. Çemişgezek’in girişine, Çemişgezek Gönüllüleri tarafından 2008’de yaptırılmış olan ceylan ve keklik figürleri de Çemişgezek’in doğal güzellikler açısından ne kadar zengin olduğunu anlatmaya yetiyor.

Çemişgezek’in konumu biraz Eğin’e benziyor. Kendisi bir tepeye kurulmuş. Tepenin dibinden Tağar suyu akıyor. Tağar çayının karşı geçesi yalçın kayalıklardan oluşuyor. Yalçın kayalıkların yüzü, sayısız mağarayla kaplı. İnsan eliyle oyulan antik mağaralar. Bu mağaralara Çemişgezek’ten ya bir köprü ya da teleferik düzeneği oluşturulursa turizme kazandırılabilir. Yalçın kayalıklar ve mağaralar çok güzel görünüyor. İnsanı, yüzyıllar öncesine alıp götürüyor dağın yüzündeki mağaralar. İlçenin tarihinin, kültürünün zenginliği şaşırtıyor beni. Kendimi başka bir dünyada, yüzyıllar öncesinde, kirlenmemiş bir doğada hissediyorum. Huzur doluyor içime, ruhum dinleniyor burada. Çemişgezek’e lapa lapa kar yağıyor. Parke taşlarıyla kaplı düzgün caddesi, dükkânları, eski çeşmesi, eski konakları, cana yakın insanlarıyla şirin bir ilçe Çemişgezek.

           

Doğal güzellik açısından zengin olan Çemişgezek ilçesinin halkı, baraj suları arasına sıkışmaktan dertli. Savaş bey: “Bakın, dükkâna gelen giden yok. Esnaf, iş yapamıyor. Alışveriş eden yok. Keban barajı yapıldı da Çemişgezekliye ne getirdi? Yolumuzu, köprümüzü yok etti. Barajdan önce köprüden geçip ürünlerimizi Elazığ’da, Dersim’de rahatça pazarlıyorduk. Baraj, en verimli ekim arazilerimizi de yuttu. Artık pazarlayacak ürünümüz de kalmadı. Bir de feribota mahkûm olmak, bize masraf getirdi. Dün su dalgalıymış, insanlar korkuyla geçmişler. Köprümüz, yolumuz, verimli arazilerimiz, sular altında kaldı. Terör, dağ köylerimizi; Keban barajı da ova köylerimizi mahvetti.” diyor.

            78 yaşındaki Mehmetşah Gökalp de Çemişgezek tarihini anlatıyor. Pek çok savaş görmüş, pek çok acı yaşamış Çemişgezek, Mehmetşeh Gökalp’e göre. Kıymetinden dolayı, stratejik konumundan dolayı bir türlü paylaşılmamış bir kale ilçe, Mehmetşah Beye göre Çemişgezek.

Çemişgezek’in konuksever, içten, dürüst insanlarına veda ediyorum. İki dağın arasında, doğal güzellikleri; mistik, tarihi, kültürel değerleriyle Dersim’in güzel ilçesi Çemişgezek’i ağır ağır yağan karla baş başa bırakıyorum. Gönlümün bir kısmını Çemişgezek’te bırakıyorum, yine gelmek için. Çemişgezek’e tekrar gelinceye kadar, Çemişgezek’le bağım hiç kopmasın diye. Pertek’e doğru yola çıkıyorum. Kar yağıyor hem de savura savura… (28 Mayıs 2011)

 

sultankilic44@hotmail.com

 

134

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir