Çar. Ara 1st, 2021

 

 

 

 

Akülü tekerlekli sandalye kullanmaya başladıktan sonra mümkün olduğunca evden çıktıktan sonra gideceğim yerlere yolda gezerek gidip gelirim…

 

İnsanların arasında gezerek gitmeyi, onlarla aynı havayı solumayı, karşılaştıkça selamlaşmayı, arada bir ayaküstü durup hasbıhal etmeyi sevdiğim için daha çok tercih etmekteyim…

 

Kış mevsiminde yağmur ya da kar yağdığı zaman, yaz mevsiminde ise kavurucu sıcaklara ve toz topraklara aldırış etmeden gezerek gidip gelirim…

 

Mecbur kalmadıkça toplu taşıma araçlarını kullanmam… Bunun nedenlerinin başında birçok sürücünün tutum ve davranışlarının incitici olması ile yaya kaldırımlarında bulunan otobüs duraklarının uygun olmaması gelmektedir…

 

Çok zorda kaldığımda toplu taşıma araçlarını kullanırım… Daha çok da Büyükşehir Belediyesine bağlı olan Engelliler Koordinasyon Şube Müdürlüğüne bağlı hizmet veren asansör tertibatlı minibüsleri kullanırım…

 

Gezerek gidip gelirken kendimi yürüyüş sporu yapan insan gibi düşünürüm… Onlar adımlarıyla yürüyerek yol alırken bende sandalyemle yol alırım… Bu yürüyüşlerim esnasında ise yollarda, sokaklarda, kaldırımlarda vb. gibi yerlerde erişilebilirlikle ilgili birçok sorunla karşılaşmaktayım…

 

Özellikle akülü tekerlekli sandalye kullanıcısı olan biri olarak yollarda ve yaya kaldırımlarında karşılaştığım ve yaşadığım sorunlar günlük yaşantımı olumsuz yönde çok etkilemektedir…

 

Malatya’nın şehir içi yollarının yetersizliği yıllardır dile getirilip duruluyor… Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Malatya Bölge Müdürlüğünün Şubat 2021 de açıkladığı istatistik bilgilere göre Malatya’da trafiğe kayıtlı toplam motorlu taşıt sayısı 186 bin 997 olduğu ve bunun da 100 734′ ünün ise otomobillerden oluştuğu anlaşılıyor… Yetersiz olan yollarımızda bu kadar aracında trafikte dolaştığını düşünün… Tam bir keşmekeş yaşanmaktadır…

 

Sadece yollarımız mı? Caddelerimiz, sokaklarımız ve kaldırımlarımızda yetersizdir…

 

Binlerce aracın konulacağı yeterli otoparkların olmaması da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır… Otoparklar yeterli olmayınca sağlı sollu yolun her iki tarafına da araçların park edilmesi yetmez gibi bazen de yaya kaldırımın üzene çıkarak gelişi güzel park edilmektedir…

 

  1. yüzyılda halen engellilerle ilgili TSE Standartlarına uygun erişilebilir şekilde yapmayı beceremediğimiz yaya kaldırımlarını kullanmaya çalıştığımızda ise araçların park ederek geçişlerimizi engellemesi dışında başka sorunlarla da karşılaşmaktayız…

 

Giyim ve tuhafiye mağazaları ne kadar çorap, iç çamaşırı, etek, pantolon, gömlek vb. gibi giyim ürünleri varsa doldurdukları sepetlerle, askılarla taktıkları rafları,

 

Çocuk oyuncakları satan yerlerin satış yaptıkları oyuncaklardan bebekler, arabalar, futbol topları, bisikletler, vb gibi çeşit çeşit oyuncakları,

 

Kimi lokantaların masa sandalyelerini, kimi büfeler ile pastanelerin ise dondurma ve soğuk içecek dolaplarını,

 

Market ve manav gibi gıda satışı yapan yerlerin kuru gıdaların yanı sıra kasalar dolusu meyve ve sebzeleri,

 

Kitapevlerinin kitap ve defterlerden tutunda öğrenci çantalarına, kalemlere, kalemliklere, su mataralarına vb gibi ürünlere kadar kapılarının önünde yayaların geçişlerini engelleyecek şekilde koyarak sorun yaşamamıza neden olduklarını görmeniz mümkündür… Bu sorunu sadece engelliler yaşamıyor elbette… Yaşlı genç demeden, kadın erkek demeden her insan yaşamaktadır…

 

Ürünlerin dışında ise bazı işletmelerin ayaklı reklam panolarını, billboardlarını vb. gibi nesneleri yayaların geçiş yolunu kapatacak şekilde koyduklarını görmeniz mümkündür…

 

Yaya kaldırımları adı üstünde sadece yayaların kullanacağı alanlardır… Araçların park edeceği, ürünlerin teşhir edileceği ya da satış yapılacağı alanlar değildir…

 

İşletme sahipleri işyerini kiraladıkları için yaya kaldırımlarını da kiraladıklarını sanıyorlar galiba… Babalarının tapulu malları gibi yaya kaldırımlarını sahiplenerek ürünleriyle işgal etmektedirler…

 

Şehir içi yollarımızın yetersizliği ile yaşanan trafik yoğunluğu nedeniyle insanların yaya kaldırımlarında gitmesi gerekirken yollarda gittiğini, araçların ise otopark yerine kaldırımlara park ettiğini görüyoruz…

 

Bahsettiğim yollar, caddeler, sokaklar, yaya kaldırımları, otoparklar vb. gibi yüzlerce konu, sorun ve çözümleri belediyelerin görev alanlarına girmektedir…

 

Açıkta sergilenen gıda gibi ürünlerin insan sağlığını tehdit ettiği bir gerçektir… Açıkta teşhir edildikleri için birer mikrop yuvasına dönüşmektedir… İşte bu gerçek bilinmesine rağmen işletme sahipleri halen açıkta ürünlerini teşhir ediyorlarsa insan sağlığını tehdit ettiklerinden suç işliyorlar…

 

Sözün özü olarak, buradan başta Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan olmak üzere Battalgazi Belediye Başkanı Osman Güder ile Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar’a soruyorum… Yaya kaldırımları yayalara mı ait, yoksa bu işgalci işletmecilere mi? Bunlar bu işgal etme ve insan sağlığını tehdit etme cesaretini nereden ve nasıl alıyorlar? Bunlarla ilgili bir işlem yapmanız için daha neyi bekliyorsunuz?

 

Ali Haydar KOYUN

 

Yazar/Engelli Aktivist

 

E-Posta: alihaydarkoyun@hotmail.com

 

Facebook, Twitter, İnstagram: @alihaydarkoyun

107

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir