Paz. Eki 25th, 2020

 

Son iki gün içerisinde ikisi Malatya’da olmak üzere toplam altı kadının öldürülmesini kınayan Malatya Demokratik Kadın Platformu üyeleri, kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığını söyledi.

 

Malatya’da eğlence merkezinde çalışmaya başlayan ve boşandığı eşinin kardeşi tarafından öldürülen Canan Koçoğlu ile eşi tarafından öldürülen Ayşe Güneş’in kadına yönelik şiddetin son kurbanları olduğunu ifade eden Malatya Demokratik Kadın Platformu üyeleri, düzenledikleri basın toplantısıyla cinayetleri kınadı. Platform adına basın açıklamasını okuyan Figen Yücel Baran, kadın cinayetlerinin tesadüfi olmadığını ifade ederek, şiddetin son yıllarda hızla arttığını söyledi.

 

Kadın cinayetlerinin engellenmesine yönelik adımların bir an önce atılması gerektiğini belirten Figen Yücel Baran sözlerini şöyle sürdürdü:

“Toplam nüfusunun yüzde 49,8 ini kadınların oluşturduğu ülkemizde, kadının kadın olmaktan kaynaklı sorunları giderek artmaktadır. Kadınlar her gün şiddet ve cinayetlerle karşılaşmakta, çalışma hayatından uzaklaşmak zorunda kalmakta ve özgürlükleri kısıtlanmaktadır

 

Türkiye'de iki gün önce, bir gün içerisinde 6 kadın yaşamını yitirmiştir. Malatya'da Canan Koçoğlu, çalıştığı işyerinde, eski eşinin kardeşi tarafından on yerinden bıçaklanarak; Ankara ve İzmir'de de iki kadın bilinmeyen nedenlerle katledilmiştir. Geçtiğimiz gün ise Malatya’da Selahattin G, gece yarısı eşi Ayşe, oğlu Miraç ve kızı Berrak'ı yataklarında uyurken bıçaklayarak öldürmüştür. 

 

Kadın cinayetleri tesadüf değildir. Bu tür cinayetlerin sorumlusu kadını metalaştırarak dört duvar arasına sıkıştırmaya çalışan ve şiddeti meşru gören zihniyetin ta kendisidir. Son iki günde Malatya da ve ülkemizde işlenen kadın cinayetleri, siyasi yetkililerin, kadına yönelik şiddet konusunda acil önlemler alması gerektiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

 

Son 12 yılda ülkemizde kadına yönelik şiddetin %1400 gibi korkunç bir rakamla artmasının nedenleri açık ve nettir. Toplumsal cinsiyetçilik, yargı tarafından erkeğe tahrik ve iyi hal indirimi verilmesi, özellikle siyasilerin kadını değersiz kılan yaklaşımları ve söylemleri, kadına yapılan taciz, tecavüz, cinayetleri kat be kat artırmıştır.

 

Bunun en can yakıcı örneğini 7 Haziran Genel seçimlerinde Malatya Milletvekili Mustafa Şahin’in sandık başında seçim görevlisi bir kadın arkadaşa yapmış olduğu hakaret ve saldırgan davranışlarında gördük.

 

En son Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun  “Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören” başlıklı 230. maddesinin 5. ve 6. fıkralarını iptal etti. Bu iptalle, resmi nikâh yapılmadan kılınan imam nikâhının cezası kaldırıldı. Tek bir kadın üyesi dahi bulunmayan, 17 üyesinin tamamı erkek olan Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bu karar, Türkiye’de yaşayan her kadını doğrudan olumsuz etkileyecek bir karardır. 

 

Bu karar ile kadınların tek eşliliğinin, uygun yaş ve koşullarda evlenmelerinin, evlendikten sonra yönetsel ve ekonomik haklara sahip olmalarının, miras haklarının ve boşanırken boşanma hakkı başta olmak üzere nafaka ve tazminat haklarının kullanılmasında önemli hak kayıplarına sebep olacak bir ortam yaratılmıştır. İptal ile birlikte kadın, evlilik hayatında ikincil konuma düşürülmüş ve kararda belirtildiğinin aksine eşitlik ilkesi kadın aleyhine ihlal edilmiştir.

 

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı ile resmi nikâh önceliği kalkacak, dini törenle yapılan evlilik ve özellikle küçük yaşta olan evlilikler çoğalacak, çok eşliliğin önü açılacak ve bunların sonucu kadına karşı şiddet daha da artacaktır.

 

Bu durum, kadının toplumsal hayatta desteklenmesi, sosyal konumunun düzenlenmesi ve kadının önündeki engellerin kaldırılması için pozitif ayrımcılık uygulamasının tamamen ihlaline neden olacaktır. 

 

Dünya üzerinde yaşayan tüm kadınların ve kız çocuklarının giderek artan ve hayatın her alanında maruz kaldıkları cinsiyete dayalı şiddetin, hem kadını hem de tüm toplumu saran sosyoekonomik koşullar, politik gelişmeler ve kültürel etkenlerle birlikte değerlendirilerek çözüm yolları aranmalıdır.

 

 Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ancak temel hak ve özgürlüklerin korunduğu bir ortamda korunup gelişebileceği bilinci içerisinde, aile içi şiddetle ilgili yenilenen mevzuat ve 'Toplumsal cinsiyet eşitliği' bilincinin geliştirilmesi için eğitim çalışmaları yapılmalıdır. Bu konularda toplumun her kesimine eğitim verilmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik eğitim, sağlık, ekonomi, yetki ve karar alma süreçlerine katılım, yoksulluk, medya ve çevreye ilişkin politikalar hazırlanarak uygulanmalıdır.

 

Kadına yönelik şiddeti engelleyecek adımlar bir an önce atılmalıdır.

 

Malatya Demokratik Kadın Platformu olarak kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz olaylarının son bulması için atılması gereken adımlarının takipçisi olacağımızı bir kez daha belirtiyor;

 

İlimizde işlenen kadın cinayetlerini kınıyor;

 

Sorumlularının hak ettikleri cezayı çekmeleri için, konunun takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

56

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir