Pts. Kas 23rd, 2020

LÜTFEN, GÜNEŞİMİ KAPATMAYIN ARTIK…

Yüreğinde sanatı, tiyatroyu, beyaz perdeyi  ve en önemlisi de yaşamı seyredebileceğiniz genç gazeteci Hakan Yağız Bozdemir; sinema eğitmeni kimliğiyle de oyunculuk ve tiyatro alanındaki deneyimlerini  yeni yüzler ve yeni oyuncu adaylarıyla paylaşmak için var gücüyle çalışıyor. Hakan Yağız Bozdemir, bu kez kısa metraj film yönetmeni olarak çıkıyor karşımıza.

Adından söz ettirebilmeye yeni yeni başlamış bir gazeteci Bozdemir. Önümüzdeki günlerde, kendi söyleyişiyle belki de gündem oluşturabilecek  ‘Hilal Nöbeti’ adlı kısa metraj filmini, filmin can alıcı noktalarını konuştuk.

Önümüzdeki günlerde ikincisi düzenlenecek olan Malatya Uluslar arası Film Festivali kapsamında sinemaseverlerle buluşacak olan ‘Hilal Nöbeti’ adlı filminizin doğuşu nasıl oldu?

 “Hilal Nöbeti”aslında plansız gelişen bir hikâye diyebilirim. Londra Film Festivali için çekmeyi planladığım 3 senaryom vardı. Bir ay önce Adana-Mersin arası tren seyahatimde tanıştığım bir şehit annesi, filmle ilgili bütün düşüncemi değiştirdi. Böylece şehitlikle birlikte aşkı ele alan bir senaryo yazdım.

Aslında buna, hikâye diyerek haksızlık yapmak istemiyorum. Çünkü gerçek hayattan bir kesiti anlatıyor. Film, zor aşamalardan geçti. Çok profesyonel diyemem belki; çünkü amatör bir ekiple çalıştım. Ama elimizden gelenin en iyisini yaptık diyebilirim. Kasım ayında Malatya’da filmin ön gösterimi yapıldıktan sonra İstanbul’da bir gala düzenlenecek ve neticeyi hep birlikte göreceğiz.

Yıllardır ülke gündeminden düşmeyen ve şu anda gündemde olan şehitlerimizle bir bağlantısı var mı? Yoksa bu tarihte yayınlanacak olması tamamen tesadüf mü?

Kesinlikle bir plan yapılmadı bununla ilgili. Zaten yapılması da imkânsız bir durum. Keşke bu olaylar yaşanmasaydı, kimse hayatını kaybetmeseydi.

Malatya da ve Türkiye’de bir ilk olarak nitelendirdiğiniz yeni filminizde ana tema nedir? Hangi yönüyle bir ilki gerçekleştiriyorsunuz?

Aslında temasıyla ilgili çok detay vermek istemiyorum; ama siz zaten montaj aşamasında filmimi ilk seyreden kişilerden birisiniz. Bir şehit annesinin, nişanlısını askerde şehit vermiş bir genç kızın ve nişanlısını askere gönderecek olan bir başka kızın, konukevinde karşılaşmalarıyla birlikte duygu dolu anların yaşandığı bir film diyebilirim. Çok detaya girmiyorum; filmin büyüsünün kaçmasını istemiyorum.

Hangi yönüyle ilk olduğuna gelince; ülkemizde birçok kısa metraj film çekildi. Şehit aileleri ve şehitliği tema edinen başka bir yönetmen olmadı. Bu anlamda, teması bakımından Türkiye’de bir ilke imza attığımızı söyleyebilirim.

Kısa metraj filminizi, montaj aşamasında seyreden biri olarak hemen sormak istiyorum. Filminizde şehit anasına neden “kanın helal olsun seni vuran soysuzlara” sözünü söyletiyorsunuz? Şehit anasına, oğlunun katillerine bile kanını helal ettirmenizin nedeni nedir?

Aslına bakılırsa çok ağır bir söz kullandığımın farkındayım. Bununla ilgili yanlış anlaşılmaktan çok korktum. Benim ülkemde şehit olan herkes, ailemden biriymiş gibi tesir eder bana. Acısını tarif etmek çok zor benim için.

Neden bu cümleyi kullandırttım? Bizler toplum olarak çok badireler atlattık; ama asla başımızı önümüze eğmedik. Kimseye de teslim olmadık. Yıllardır savaşıyoruz ve ülkemiz için savaşmaya devam edeceğiz. Şehit annesini güçlü göstermek adına kullandığım bir cümleydi. Her ne olursa olsun, şehit annesi güçlüdür mesajını vermek için o repliği kullandık. Fakat sizin bir röportajınızda okuduğum “benim vatanım oğlumdu” sözü yüreğimi çok acıttı. Ve farklı şeyler düşünmemi sağladı. Lütfen bu sözlerin altında kimse art niyet aramasın. Tek amaç şehit analarını düşmana karşı, her zamanki gibi güçlü göstermektir.

Kısa filminizle iletmek istediğiniz mesajı, okurlarımızla paylaşmak ister misiniz?

Filmimin bir mesajı var. Film, şehit annesine yapılmış bir sahtekârlığı vurguluyor diyebilirim. Bizler, ülke olarak gerçekten duyarlı insanlarız. Belirttiğim gibi gerçek bir hayat hikâyesini beyaz perdeye taşıdık.

Şehit anaları zaten en büyük yarayı, evlatlarını bu vatan için feda ederek alıyorlar. Bir de biz onlara acı yaşatmayalım. Liceli Zehra ananın yaşadığı acıya bir acı da bizler eklemeyelim diye çektim bu filmi. Zehra anaların yüreği yanmasın… Türk toplumunda ahde vefa kalmamış, Türk toplumunda vicdan kalmamış denmesin; herkes, bir pay çıkarsın diye çektim bu filmi.

 

Oğlunu kaybeden bir ananın “vatan sağ olsun”  sözünü içinden gelerek söyleyebileceğine hâlâ inanıyor musunuz?

Cevap verilmesi çok zor bir soru sordunuz. Empati kurmaya çalışıyorum; fakat yüreğim kaldırmıyor. Dayanılabilecek bir acı değil. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın; ama analarımız, öyle bir yüreğe sahip ki cennet dahi ayaklarının altına serilmiş. Bu sevgiyle yaratılmış ve donatılmış anaların yüreği. Evlatlarını vatan uğruna feda edecek kadar yürekleri engindir, diye düşünüyorum.

Ama evladını, vatana feda etmek kelimesi şu anki verilen şehitlerimizin anaları için çok daha zor. Ülke birlik ve beraberliği için verilen bir savaş olmadığını düşünüyorum. Belki sığ düşünüyorum. Bilmiyorum şu an nasıl bir cevap verebileceğimi; ama ne mutlu Kurtuluş Savaşı’nda savaşıp şehit düşen askerlerimize ve analarına ne mutlu… Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir.

“Hilal Nöbeti” adlı kısa metraj filminizde kimlerle çalıştınız?

Malatya şartlarında çok iyi bir ekiple çalıştığımı söyleyebilirim. Filmi ben yönettim ve senaryosu bana ait. Kamerada Salih Kayhan, kurgu da yine Salih ağabey ve Rüya İrem Sabancı, teknikte Kenan Efe Alkan gibi önemli isimler yer aldı.

 Oyuncu kadrosunda ise Nebahat Ulukaya, Mustafa Eyidemir, Esma Oğraş, Yasemin Balcı, Volkan Oğuz, Sait Canbay, Burcu Gülcan ve Yaser Asaf Salmanoğlu yer aldı. Oyuncu kadrosu içerisinde tecrübeli oyuncu yoktu. Hepsi ilk kez kamera karşısına geçti ve bu proje için fazlasıyla çaba gösterdiler. Daha iyi projelerde birlikte çalışabileceğim bir ekip olarak görüyorum. Umarım Malatya’da bu insanların kıymetini bilirler.

Daha önceki sorunuzda tema olarak bir mesaj vermek için çektiğimi söyledim; ama önemli bir diğer nokta ise bu filmin çekilmesinde en büyük etkenlerden biri öğrencim Nebahat oldu. Gerçekten azmederse gelecekte beyazperdede veya sahnede nerde olursa olsun çok başarılı olacağına inanıyorum. Ekipteki herkes için aynı şeyi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Neden “Hilal Nöbeti?”

Çok zor bir süreçti filmin adını belirlemek. Çünkü filmde izleyiciyi ilk etkileyecek öğe, filmin adıdır. Bu süreci ifade edemem. Birçok isim düşünüldü, yurtdışından arkadaşlara dahi senaryo gitti ve isim için öneriler istendi. Yani bu kadar çok uğraştırdı. Montajın bitmesine birkaç gün kala görüntü yönetmeni arkadaşım Âdem Baba ile konuşurken aniden“Hilal Nöbeti” olsun dedi. Önce anlamadım, hatta dalga mı geçiyorsun diye tepki gösterdim. Ne dalgası, ciddiyim deyince işin ciddiyetini anladım. Sizin sorduğunuz gibi neden Âdem dedim?” Başrol oyuncusunun adı Hilal ve uğruna savaşılan, kan dökülen de ay yıldız- hilal değil mi? Öyleyse Hilal Nöbeti” deyince; evet, dedim aranan isim bulundu ve “Hilal Nöbeti” olarak karar verildi.

Son olarak yakın zaman için yeni projeleriniz var mı? İsterseniz bunlardan bahsederek söyleşimizi tamamlayalım?

Aslında birçok projem var fakat Malatya’da iyi projelere değil; saçma sapan projelere destek veriyorlar. Mesela yakın zamanda Malatya’da çekilecek olan uzun metraj bir sinema filmi var. Filmin adı “Kumpas”.Temasını yine asker oluşturuyor. Bu filmin yönetmenliği, yapımcısı Suat Kınay tarafından bana teklif edildi ve senaryoyu beğendim. İstanbul’da bulunan diğer meslektaşlarımla görüşüp ekibi oluşturduk. İmza atmayı bekliyoruz. Kısa bir süre sonra Malatya’dan gişe rekorları kıracak bir sinema filmi çıkabilir. Biz ekip olarak buna gönülden inandık çünkü. Umarım Malatya da inanır ve Malatyalılar, yapımcıya destek olurlar.

Malatya’daki sanatsal çalışmaları yeterli buluyor musunuz?

Ben Malatya’da bugüne kadar sanat adına yapılan her şeyi içi boş bir kabak gibi görüyorum. Dıştan albenili görünen her şeye aldanıyorlar; ama bir süre sonra içi boş çıkınca kahretsin, paramız boşa gitti diyorlar. Ama insanlar artık kabaktan sıkıldılar. Malatya’mızın ayçiçeğine ihtiyacı var. Güneşin önünde dimdik duran ve yürek motiflerini ilmek ilmek göğün huzurunda işleyen ayçiçeklerine… Lütfen, güneşimi kapatmayın artık…

Sultan KILIÇ     sultankilic44@hotmail.com 

51

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir