Per. Ara 3rd, 2020

 

Sultan KILIÇ

Malatya’dan İzollu (Kale)’ya kadar belediye otobüsleri çalışıyor. Malatya İzollu arasında, yaklaşık iki saat aralıkla karşılıklı sefer yapılıyor. Çevreyolundan hareket eden otobüs, yol boyu, köylüleri köylerinin yol ayrımında indire indire ilerliyor.

Bu arada çevrenizdekilerle tanışıyor, sohbet ediyorsunuz. Ön koltuktaki Eda ve annesi, Salkımlı köyüne, dedesini ziyarete gittiklerini söylüyorlar. Kuzeyde, Beydağı’nın yamacında ağaçların arasında zor görünen evlerden oluşan Salkımlı köyüne kadar sohbet ediyoruz.

 İzollu’ya Kale adı uygun görüldüğüne göre muhteşem bir kalesi, en azından kale kalıntılarının olması gerektiğini, nerede bulabileceğimi soruyorum. Öyle dağınık bir yerleşim yeri ki her yanı gezmeniz, hem de yaya olarak çok zor, diyorlar.

Benim hayalimdeki ilçe, şu ana kadar gördüğüm ilçelerle sınırlı. Ortasından geçen bir küçük cadde, caddenin iki yanına sıralanmış dükkânlar, kahvehaneler, kaymakamlık, belediye binası, okul, cami, çeşme… Çarşı merkeziyle bağlantılı dar sokakların iki yanında en fazla iki katlı, bahçeli evler… Kale de olduğuna göre kuzeydeki Beydağı’nın yamacında ya da üstünde, Fırat nehri manzaralı bir İzollu hayaliyle çevreme dikkatle bakıyorum.

Yanımda oturan bibi, Bent köyüne kurbanını kestirmek üzere gittiğini söylüyor. Yol ayrımında otobüsten iniyor. Alıştığım tarzda bir ilçe beklentisiyle ilerlerken Eda ile annesi, beni köylerine davet etme nezaketini gösteriyorlar. Köylerinin yol ayrımında vedalaşarak iniyorlar otobüsten. İki yanımızdaki kayısı bahçelerinin, elektrik direklerinin tepesindeki leylek yuvalarının arasından akan yolda Elazığ istikametinde yol alıyoruz.

Kömürhan köprüsüne gelince otobüs, bir U dönüşüyle burnunu Malatya’ya çeviriyor. Arkadaki gençlerden ‘beş dakika mola’ sözünü duyuyorum. Yolcular, otobüsten iniyor. Ben de beş dakikalık molayı, otobüs kaptanına onaylattıktan sonra iniyorum otobüsten.

Malatya’yı Elazığ’a bağlayan Kömürhan köprüsünü, Fırat’ı kucaklayan dağları, Fırat’ın birikimi Karakaya baraj göletini görüntülüyorum. Dağların eteğindeki ve köprü ayaklarındaki ize bakarak en az beş metre düşmüş su seviyesi, diyorum kendi kendime. Tarihi Kömürhan köprüsü olmayınca sonradan yapılan bu köprüye fazla yüz vermiyor insan.

Beş dakika sonra otobüse biniyoruz. Yerler boş olunca kaptana yakın oturarak sorularımı bu kez kaptana yöneltiyorum. Malatya’ya dönüşe geçtiğinize göre şimdi dağlara doğru kıvrıla kıvrıla Kale’ye çıkacaksınız, sanırım. Ben Kale’yi görmeye gidiyorum, diyorum.

Herhalde içinden gülmüştür; ama saygısından olmalı ciddiyetle ‘Bu gördüğünüz alanları hepsi Kale ilçesi.’ diyor. Yolun sağında; yani güneydeki Kele Belediyesi binasını, Kale Kaymakamlığı binasını gösteriyor. İki binanın arasında birkaç kilometrelik mesafe var. Sonra İzollu Lisesi, lisenin yanına yapılmakta olan ek bina inşaatları…

Meğer Kale ilçesinin, alıştığımız tarzda bir ilçe merkezi, çarşı meydanı yokmuş. Çevredeki tüm köyler, mahalleler Kale ilçesini oluşturuyormuş.

Birkaç yıl önce Kale’ye bağlı Kozluk köyüne gitmiştim. Köyün epeyce uzağında, Beydağı’nın tepesindeki taş yığınlarını göstererek bunların tarihi kale kalıntısı olabileceğini söylemişlerdi. Onu hatırlıyorum ister istemez.

İzollu (Kale) gezim de otobüs yolculuğuyla tamamlanıyor. Kömürhan köprüsü, Harput’a bakamıyordu doğal olarak… 4 Ekim 2014

sultankilic44@hotmail.com

 

209

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir