Cts. Eki 24th, 2020

Maleteli Azzet Bibi: “Aha bu gözel ite, it oğlu itin biri arabasıynan çarpmışdır gurban. Çarpdığı gibi de ardına bahmadan, bir canı incittim demeden gaçmışdır. Bir can, şimdi acı çekiyi; aç susuz, soğuhda buymuşdur, acıdan baygınlıhlar geçiriydir demeden gaçmışdır alçah.”

 

   Azzet bibiyle yola çıkıyoruz. Kentin dışında, gazellerin çıtırtıları kulaklarımızda, karga sesleriyle mutlu olma umuduyla başlıyoruz yürümeye.

Paşaköşkü’nden, Kuyuönü mezarlığınınüst yanına çıkıyoruz. Kanal boyunca yürümek niyetindeyiz. Kanalın suyu, bir karış seviyesine düşmüş. Kanalda neler yok ki? Sandalye, koltuk bile var. Çevredeki konutlardan ellerine geçen tüm atıkları, kanala yuvarlamışlar.

Gözlerimizi, kanaldan kaçırmaya çabalıyoruz. Henüz yapraklarını dökmemiş olan iğdelere, sapsarı yapraklarıyla bahçeleri süsleyen kayısılara, sürüyle bağrışan kargalara bakmayı yeğliyoruz.

Azzet bibinin hafiften canı sıkılmaya başlıyor. Başına örttüğü siyah beyaz, kareli çarşafını hırsla çekiştiriyor. Çarşafına sıkıca bürünüyor. “Gız gurban olam, belediye çep tenekelerini düzmüş yollara. Emme bu Malete’nin avratları, çep tenekesine deel de ganele niye atıylar her bi şeylerini?

Aboooğğğ, aha elleriğiz gırıla! Şu gözelim mişmişleri nası kestiğiz? Bah, bah bıldır mişmişini yedikleri ağaçları, kökten kesmişler. Yahında apartumanları dikerler bu bahçalara.” diyor. Kayısı bahçelerinde ne kadar ağaç varsa kesmişler. Bilmem ne inşaat, diye pek çok tabela dikmişler.

Mutlu olmak için kent dışına doğru yürüyüşü yeğlemiştik güya. Kanalı takip ediyoruz. Aşağıbağlar’dan Tecde bahçelerinin üst yanından Çırmıhtı (Yeşilyurt) sınırına giriyoruz.

Barguzu (Bostanbaşı) yol ayrımına varmadan, samancının karşısında bir köpek ağlamasıyla olduğumuz yere çakılıyoruz adeta.

Açık sarı tüylü, bal rengi gözlü bir köpek, yardım isteyen sesler çıkarıyor. Sadece başını kaldırabiliyor. Bölünmüş yolun kenar taşı ile çam fidanının arasındaki çukura atabilmiş kendini. Sağ arka bacağını, gövdesinin üst düzeyinde bulunan kenar taşının üstüne uzatmış. Yalvaran gözlerle bakıyor bal bal. Bal bakışlı bir köpek, mırıltılarla yalvarıyor.

Canı acıdığından elimizi de ısırabilir endişesiyle tam inceleyemiyoruz da. Canı, orada yatmak istediğinden böyle yatıyor da olabilir, şeklinde yorumlar yapıyoruz.

 İlerliyoruz Gedik Mahallesi’ne doğru. Yokuştan inip Çırmıhtı’yı dolaşıyoruz. Huzursuz olduk ya görmekten mutlu olduğumuz Çırmıhtı, bu kez bize güzel gelmiyor. Çok fazla dolaşmak bile istemiyoruz. Köpeğin oradan kurtulup gitmiş olmasını diliyorum içimden. Azzet bibi, ofluyor pufluyor. Çırmıhtı’dan dönüş yolunda köpeği yine görecek miyiz, diye birbirimize soruyoruz.

Bu kez daha hızlı yürüyoruz merakımızdan. Hâlâ aynı şekilde yatıyor, hâlâ imdat sesleriyle ağlıyor bal bakışlı köpek. Oysa bağlasanız durmaz bu hayvan burada. Üstelik, aynı şekilde yatıyor. Sağ arka bacağını, gövdesinden yüksek taşın üzerine uzatmış. Yardım isteme mırıltılarıyla ağlıyor.

Yine yaklaşıyoruz, kanaması var mı diye bakmaya çalışıyoruz. Kaburgalarının olduğu bölgede, açık sarı tüylerinin üzerindeki tekerlek izlerini fark ediyoruz kara kara. Azzet bibiyle göz göze geliyoruz. Aynı şeyleri düşünüyoruz. Aklımızdan aynı şeyler geçiyor şu anda. Yanından da ayrılamıyoruz güzel köpeğin. Pek çok araç geçiyor, belki bize kızanlar da oluyor yollarında duruyoruz diye. Azzet bibi, daha fazla sabredemiyor:

 “Aha bu gözel ite, it oğlu itin biri arabasıynan çarpmışdır gurban. Çarpdığı gibi de ardına bahmadan, bir canı incittim demeden gaçmışdır. Bir can, şimdi acı çekiyi; aç susuz, soğuhda buymuşdur, acıdan baygınlıhlar geçiriydir demeden gaçmışdır alçah.

 İnsanlar hayvanlaşsa eyi olur; emme hayvanlar insanlaşırsa dünya yaşanmaz olur. İşde gıyamat o zaman gopar. Sen heç yalan söylüyen, duzah guran, fitnelik yapan hayvan gördün mü?

 Ölem ölem, şu hayvanın sızlanmaları yüreemi yahdı gavurdu çağam. Bi şey de yapamıyıh, yardım da edemiyik. Bu umarsızlıh da en beteri. Goya mutlu olacaadıh bağların bahçaların gazellerinin arasında. Nere getsek bela gelip bizi buluyu çağam, neydek?”diyor.

Sonra neler yaptığımızı yarın anlatacağım.

 

Sultan KILIÇ   sultankilic44@hotmail.com 

58

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir