Per. Kas 26th, 2020

 

 tezat

Sultan KILIÇ

 

El ele tutuşarak kırlarda gezdi dolaştılar.

Ağaçları siper alarak ‘yakalayamaaaz, yakalayamaaaaz!’ kışkırtıcı cilveleriyle hep yakalanmak istediler.

Kelebek kovaladı, karıncaları okşadılar.

Yan yana çimenlere uzanıp bulutlarda yattılar.

Temmuzun, ağustosun cehennem sıcağında ayacıklarını Türkiye ormanının serin sularına sokarak birbirlerine avuç avuç su attı, gülüştüler.

En çok da papatyaların taç yapraklarını yolarak ‘seviyoooor’ ‘sevmiyooooor’ fallarına dadandılar.

Birbirlerine gümüş tepsilerde çikolatalar götürdüler. Şiirsel övgülerle yücelttiler birbirlerini.

Oynaşmaları ‘istikşafi istikşafi’ sürerken çok bilmiş bilim adamları, kesin bilmiş anketçiler, her boku bilen gazeteciler; car car car yorumlar yaparak her gün her saat, halkın beynini şey ettiler.

Koskoca bir ay, koskoca devlet adamları, etek dolusu maaşlar alarak; sürüyle koruma, katarla makam araçları kullanarak istikşafi istikşafi cilveleşti, oynaştılar.

Birinin niyeti upuzun beraberlikken, ötekinin niyeti üç aylık muta nikâhıymış meğer…

Padişahın emri gereği, istikşafi oğlan; ancak kısa süreli muta nikâhı kıyabilirim, demiş.

Aldatılan taraf, aldatılmaya doyamamış. İstikşafi istikşafi aldatıldık; istikşafi oğlan beni istiyor ama padişah pederi, cihan imparatoru olmanın dayanılmaz hırsıyla mutluluğumuza engel oldu, diyerek karalar giymiş.

Gökten üç kelepçe, üç de kurşun düşmüş…

 

damat kaçırılır

Yazık

sultankilic44@hotmail.com

100

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir