Pts. Eki 19th, 2020

 

safe_image

Malatya Barış Bloku tarafından, İnönü Üniversitesi’nde 92 öğrenciye 6 ay bir hafta okuldan uzaklaştırma cezası verilmesi kararına karşı Malatya Barış Bloku bir açıklaması yaptı.

“Böylece okumak gibi en temel haklarından mahrum bırakılan öğrencilerin yanı sıra, tüm üniversitelerdeki diğer öğrencilere de gözdağı verilmek istenmiştir.” dendi.

 

Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti’ndeki basın açıklamasını Malatya Barış Bloku adına Hasan Kaya yaptı. Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

 

“Kötü günlerden geçiyoruz. Öyle ki savaş, baskı, ölüm ne yaş ne cinsiyet ne mezhep ne de meslek grubu tanıyor. Bizlere ‘’tarafınızı belirleyin’’ diyenlere şunu söylemek isteriz. ‘’Bizler çocukların tarafındayız. 3 aylık Miray bebeğin, 1 yaşındaki Ecrin Açıkgöz bebeğin ve 5 yaşındaki Sadık Efe Açıkgöz’ün yanındayız.

 

Bizler, antidemokratik uygulamalara ses çıkaran vicdanlı akademisyenlerin yanındayız. Bin bir emekle üniversite sınavını kazanmış, vicdanı olan, haksızlıklara dur diyen, savaş çığırtkanlığı yerine barış diyen üniversiteli gençlerin yanındayız.

 

Tabi ki baskıyla, şiddetle, hedef göstererek mevcut olan tüm demokratik tepkileri terörize eden iktidarın yanında değiliz. Ülkeyi savaşa sürükleyenler; kadınları çocukları, üniversite öğrencilerini, basını, televizyon programcılarını tehdit eden ve tehditmiş gibi gösterenlerin de yanında değiliz.

 

Bir süredir ilimizdeki İnönü Üniversitesi’nde demokrat, yurtsever, aydın öğrencilere yönelik yapılan faşizan saldırılar, baskılar, gözaltılar ve en son toplu uzaklaştırma boyutuna varan uygulamalar devam etmektedir.

Sanırız, saldırılara maruz kalmaları, darp edilmeleri evlerinin basılmaları, disiplin soruşturmaları ile okuldan uzaklaştırılmalarını hak edecek bir durum var ortada! Çünkü bu pırıl pırıl gençler, iktidarın savaş çığırtkanlığına alkış tutmamış, mevcut savaşa, katliamlara ve ölümlere dur demek için vicdanlarının sesini dinleyip kendi üniversitelerinde demokratik tepkilerini ifade etmişlerdir.

 

Dolaysız bir şekilde bu öğrenciler ‘’kral çıplak’’ demişlerdir. Gözaltına alınan öğrencilerin demokratik haklarını kullandığını beyan eden hâkimlere karşı, polis zoruyla tutuklama kararı çıkartılmaya çalışılmış. Bu da başarılı olamayınca okul yönetimi ile işbirliği içinde öğrenciler, toplu olarak uzaklaştırılarak yıldırılmaya çalışılmıştır.

 

Bu ceza yöntemi ile sistem, sadece kendi benimsediği şekilde üniversitelerde eğitim yapılabileceğini; farklı düşünen ve demokratik tepkilerini kamuoyu ile paylaşan yurtsever, aydın, demokrat öğrencilere okuyamayacaklarını göstermek istemiştir.

 

Toplu uzaklaştırma uygulaması ile yapılmak istenen, öğrencilere ‘’yıl kaybettirmek’’ ve onların okul ile bağlarını koparmaktır. Böylece okumak gibi en temel haklarından mahrum bırakılan öğrencilerin yanında bütün üniversitelerdeki diğer öğrencilere de gözdağı verilmek istenmiştir.

 

Akademisyenlerin en tepedeki yöneticiler tarafından vatan hainliği ile suçlandığı, evlerinin arandığı, hedef gösterildiği, gözaltına alınarak tutuklanmalarının istendiği, öğrencilerin bu şekilde toplu olarak okullarından uzaklaştırıldığı bu ülkede artık akademik bir eğitimden bahsetmenin olanağı kalmamıştır.

 

AKP’nin barış dediği dönemlerde hepiniz sıraya girerek barış dediniz. Barış olsun, insanlar ölmesin, analar ağlamasın diye. Tıpkı Ayşe Öğretmen gibi. Her gün bu söylemlerle açıklama yaptınız. Akil adamların heyetlerinde yer alıp halka bu süreci anlatmaya çalıştınız. Dünden bu yana ne değişti? Dün ölümler olmasın diyordunuz, bugün savaş çığırtkanlığı yapıp barış diyenlere karşı neden bu kadar pervasızsınız?

 

Barışlar, savaşlar iktidarların çıkarınadır. Gün gelir, barışı savunmak çıkarınadır, bunun gereğini yapar; gün gelir savaş çıkarınadır, savaş çıkarır. Bu anlaşılabilir bir durumdur. Bu durum, iktidar olanakları içerisinde anlamlandırılabilir. Ama bilim adamı olarak siz üniversite yöneticileri, ya da bir bilim emekçisi olarak sizler, neden bu sürecin tarafı oluyorsunuz?

 

Bilinmelidir ki barışı savunmak iktidarların çıkarlarına terk edilemeyecek kadar kutsal, insani evrensel değerlerden oluşur. Çünkü insan yaşamı kutsaldır. Dün bütün toplumun söylediği, bugün bir azınlığın ifade ettiği barışta ısrar etmek, ölümlerin durmasını istemek, asla dünden bu yana değişecek ve vazgeçilecek bir durum değildir.”

 

102

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir