Çar. Eki 21st, 2020

 

Sultan KILIÇ

Ne de olsa üniversite hastanesi dedim, bir de temizlik hastası bir arkadaşımın ‘bal dök yala’ methiyesiyle gittim randevu almaya. 2012 yazında aldığım diş tedavi randevusu, 2014 yazında ancak yarılanmış. 12 bin küsurlardan 6 bin küsurlara yaklaşmış randevu sıram.

Tabi ben bu sıralamayı bekleyemedim, dişimi kaybetmeyeyim diye Malatya TOKİ Diş Hastalıkları ve Tedavisi Hastanesine gittim. Burada dişime yapılan kaplama; ancak iki ay dayanabildi. Dişimle inşaatların betonlarını kırmıyorum herhalde. Aynı hastaneye, dişime yaptığınız kaplama iki ay geçmeden kırıldı, diyerek başvurdum. Kırılan kaplamayı çıkardılar. Yeni baştan kalıp alındı. Daha sağlam olsun diyerek kenarları porselen, üzeri metal olsun dediler. Provalar, yapıştırmalar, derken ikinci kaplama da iki ay dayanabildi.

Yine gittim hastaneye, bir de şikâyet dilekçesi yazdım. Kalitesiz malzeme mi kullanılıyor; yoksa laboratuvarda çalıştırdığınız teknisyenleriniz mi yeterince becerikli değil diye. Hasta hakları biriminden aranarak hastaneye davet edildim. Başhekim yardımcısının açıklaması ilginçti. Askerde de tatbikat sırasında ölünebiliyormuş, buna da askeri zayiat deniyormuş. Benim dişimdeki durum da buna benziyormuş, doğal bir durummuş.

Bari Ramazan ayında hasta yoğunluğu olmaz, gidip üniversite hastanesine başvurayım. Bakalım ne diyecekler diye yola koyuldum. Oruç nedeniyle gerçekten hasta sayısında gözle görülür bir seyrelme var. Randevu sıram altı bin küsurlarda henüz. Sekreter hanım, randevusuna gelmeyenlerin yerine sizi alabilirim; ama garantisi yok. En sona bekleyeceksiniz, dedi benimle birlikte üç kişiye.

 

Neyse en sonunda kliniğe alındık, hasta koltuğuna oturduk. Hocalarının gözetim ve denetiminde öğrenciler çalışıyor ağzımızda. Bu arada elinde ıslak mendil olan bir temizlik görevlisi geldi. Aynı bezle aletlerin konduğu masayı, lavaboyu, ağız içerisine sokulan alet başlıklarını sildi. Aynı bezle diğer masalarda da aynı temizliği (!) gerçekleştirdi. Temizlik hastası olan arkadaşım, böyle bir sahneyi görmedi mutlaka. Asistan yanıma gelince az önce gördüklerimi sessizce anlattım. Ben onun üstü değilim, size söylüyorum, dedim.

Klinik muayenesinde beş dişe yan dolgu yapılacak, denmişti. Üç diş üzerinde çalıştıktan sonra, bugünlük bu kadar, başka hastalara da fırsat tanımamız gerekiyor, dediler. Hasta hakları denince akan sular durmalı. İki diş için Malatya dışındaki üniversite hastanesine yeniden gelmek, bunun için de bir gün daha harcamak gerekecek.

Bir hafta sonra sabah erkenden İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin yolunu tutuyorum. Saat 7.50’de Diş Hastalıkları ve Tedavisi Kliniğinin önündeyim. Bölüm sekreteri Serpil Hanım bile benden 50 dakika sonra geliyor. Randevulu hastalar alınıyor önce. Bize de randevusuna gelmeyen hasta olursa yerine sizi alırım; ama garantisi yok, boşuna umutlanmayın, diyor. Saat 11.20’de hasta kalmıyor; ama sekreter hanım, kısa süre kaldı, bu süre diş tedavinize yetmez gerekçesiyle kliniğe alınmama onay vermiyor. Gideceğim sanıyor belki; ama ben burada öğleden sonrayı bekleyeceğim, diyerek onun canını sıkmayı başarıyorum.

Beklediğim süre içerisinde gazete ve dergilerimi okuyorum. Öğleden sonra kliniğe alınıyorum. Kısa sürede diş tedavim tamamlanıyor. Doktorum, rahatsızlığınız olursa yine gelin, bakarız, diyor. Serpil hanımın demir perde engeliyle hekimin gösterdiği kolaylık arasında içimdeki camlar kırılıyor. Bu aksi, acımasız sekreterleri bilerek mi seçiyorlar, diye geçiriyorum aklımdan.

Sekreterlikten randevu alanlar, umutsuzca iki ay sonra ancak gelir sıramız değil mi, diyorlar sekretere. İki ay sonraya kalabilme ihtimallerine sıkıyorlar canlarını. Bir de bilseler dört yıl bekleyeceklerini. Bu arada tedavi ettirmeyi bekledikleri dişi kaybedeceklerini bir bilseler…

Klinikte öyle çok hasta tedavi masası var ki… Kliniğin ilk salonundaki masalar, her zaman bomboş. İkinci bölümündeki masalarsa yüzde elli kapasiteyle çalışıyor. Üniversite rektörüne göre diş hekimliği fakültesinde öğretim elemanı eksikliği yok. Niye o zaman bir hasta dört yıl bekletiliyor? Fizik bölümü, tercih edilmediğinden birkaç öğrenciyle yürütülüyor; ama diş hekimliğine daha fazla kontenjan neden tanınmıyor? İhtiyaca göre çalışmıyor mu bu üniversiteler?

sultankilic44@hotmail.com

52

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir