Cts. Tem 24th, 2021

4. Doğanyol Kültür ve Nar Festivali’niizlemek üzere basın çalışanları için gönderilen dolmuşla Malatya’nın 90 km uzağındaki 1700 nüfuslu Doğanyol ilçesine doğru yola koyuluyoruz.

            Yaygınbeldesinin girişindeki Sevserek Han kalıntılarına dikkatlice bakıyorum. Bundan birkaç ay önce Malatya Valisi Ulvi Saran, bir kokteyl vererek Sevserek Han’ın gün yüzüne çıkarılan kalıntılarını basın aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştu.

Sevserek Han’ın günümüze kadar kalan ortalama bir metre yüksekliğinde kalın duvarlarının üzerine örtüler örtülmüş. Kapı ve penceresine de demir parmaklıklar geçirilmiş. Nasreddin Hoca’nın kabri gibi, kapı ve pencere demirli; ama yarım metre yüksekliğinde kalan duvardan atlayan define hırsızları rahatça kazabilirler.

Yaygın’dan sonra yol, dağların doruklarına doğru kıvrıla kıvrıla ilerliyor. Bu kıvrımlardan dolayı, 90 km’lik yol 1,5 saat sürecek. Dağların doruklarına çıktıktan sonra inişe geçiyoruz.

Doğanyol’a yaklaşmışken, ana yolda tüyler ürperten bir durumla karşılaşıyoruz. Katırın yularını sol eliyle kavramış iki ayaklı bir yaratık, sağ eline kelep ettiği yuların öteki bölümüyle katırın gözlerine vuruyor. Adam demeye dilim varmıyor, bu yaratığa. Gözleri, öfkeden dışarı fırlamış, hırsla, tüm gücüyle art arda yapıştırıyor hayvana yüzü, gözü demeden.

Aracın duracağını, araçtakilerin zavallı katırı, katırın zalim sahibinin işkencesinden kurtaracaklarını umut ediyorum. Nerde, araç hızla ilerliyor. At, şaha kalkıyor, diye mırıldanıyorlar Malatya’nın duyarlı (!)basın emekçileri. Bense: “Durdursanız da biz de onu dövsek. Umarım katır, o iğrenç yaratığı sürükler de uçurumdan aşağı yuvarlar.” diyebiliyorum.

Yolculuğum, o andan başlayarak yürek sıkıntısına dönüşüyor. Gökçe köyünün yakınlarında bir kadın gözüme çarpıyor. Bahçedeki güzel bir ineğin sırtına, karnına sopayla kıyasıya vuruyor. Bir kez daha içim eziliyor. Yüreğim sıkışıyor. Biraz ilerliyoruz, iki oğlan çocuk, ellerindeki değneklerle ineklerin peşine düşmüş. Keşke gelmeseydim, görmeseydim demeye başlıyorum.

Her yan meyve bahçesi; kayısı, dut, elma, üzüm, nar… Mevsim üzüm ve nar mevsimi. Malatya’nın ürettiği 170 ton narın 68 tonu Doğanyol’da üretiliyor. Birkaç yıldır özel nar bahçeleri oluşturuluyor. 2 bin metrelik dağa çıkıp 7 yüz metre düzeyindeki Doğanyol’a iniyoruz. Kışlar çok soğuk geçmezmiş burada. Nar da eksi 10 derecedeki soğuğa dayanırmış. Özel ve güzel narları, üzümleri var.

Nar ve üzüm denince Ermeniler geliyor aklıma. Buralar eskiden Ermenilerindir, diye düşünüyorum nar ve üzümleri görünce. Ermeniler yurttan kovulunca bunlar gelip konmuştur Ermenilerin bağlarına bahçelerine diye düşünmeden edemiyorum.

Doğanyol’un ilçe meydanına 64 kasa nar dizilmiş. Seçici kurul, üç kişiden oluşuyor. Bu narlardan alıp birisi kesiyor, birisi tadıyor, birisi de seyrediyor. Yarışmaya konan narların ve üreticilerin kaderleri üç kişi gibi görünse de tatçı bir kişinin elinde. Bu üç kişi kenarda bir masaya oturup değerlendirme yaparken ben, protokolle değil halkla ilgileniyorum.

On- on üç yaşlarındaki bir grup, kendi narlarının da yarışmada olduğunu, heyecanla sonucu beklediklerini söylüyorlar: Birkan Sevinç, Abdülbaki Aram, Taner Öztürk, Yaman Elmas

Bir grup kız çocuğuyla sarmaş dolaş olup fotoğraf çektiriyoruz. Nar şenliği için Tosunlu köyünden Doğanyol’a gelmiş olan 77 yaşındaki Menekşe Fırat’la kucaklaşıyoruz.

Meydandan yukarı yürüyorum. Çok eski, şahnişinli, işlenmiş kanatlı kapılı, taş konakları görünce Ermenilerin ustalıkları olduklarına karar veriyorum. Doğanyolluların, Ermeni mülklerine konduklarına ilişkin görüşüm ağır basıyor. Kanatlı kapının üstünde Eğin Ermeni konaklarında gördüğüm ahşap oyma yazı ve rakamlarını yakın çekimle görüntülüyorum. Bir yerde ahşap oymayla 1912 rakamını görüyorum. Ahşap olan bölümleri dantel gibi işlenmiş, iki görkemli konak ilgi çekici…

Doğanyol Emniyet Müdürlüğüçıkıyor karşıma konak merakıyla dolaşırken. Karşılaştığım ilk polis memuruna ilçeye gelirken rastladığım, içimi acıtan, hayvanların dövülme sahnelerini aktarıyorum. İlçedeki suç oranını ve hangi dallarda yoğunlaştığını soruyorum. En fazla “kadına şiddet” konusunda olayların yaşandığı, bunuarazi sulama kavgalarının takip ettiği yanıtını alıyorum. İçimden, hayvanını öldüresiye döven, eşini ve çocuğunu da döver, diyorum.

Malatya Halk Eğitim Merkezi’nin halk dansları ekibi, çifte davul zurnayla halay çekiyor. Halaylardan sonra sunucu, siyasi aday adaylarını aratmayan tiradlarına başlıyor. Özellikle “Doğanyol’da hiç kimsenin kimliğinde vatan haini yazmaz.” sözünü vurguluyor. Bu sözü niye bu kadar kalkan yapıyor, kimlere gönderme yapıyor merak ediyorum.

Sahneye çağırdığı belediye başkanı da aynı, ucuz kahramanlık ve suçlama yargısını vurguluyor. Narın dışında, siyasi şova dönüşen protokol konuşmasını ve dakikalarca sürecek plaketleşme komedisini izlemektense bu kez ilçenin girişine doğru yürüyorum.

 Çitleri olmayan bahçedeki hindi ve tavukları, inekleri, bir grup genci görüntülüyorum. Pencereden bakan bir kadın yanıma geliyor. Nar ağacının dallarına dolanmış asmanın dallarını açıyor. Nar ve üzümün birlikteliğini rahat görüntülememe yardım ediyor. İki salkım da elime üzüm tutuşturarak uğurluyor beni.

 

Bahçelerden meydana döndüğümde nar yarışmasının sonuçları açıklanıyor. Narlar;olgunluk, sağlamlık, çeşit özelliği, bir örneklik, tat ve koku ölçütlerine göre değerlendirilmiş. Birinciliğe 3 yüz puanla Konurtaylı köyünden Hüsnü Göktaş adlı nar üreticisi değer görülmüş. İkinciliğe yine Konurtaylı köyünden 297 puanla Hilmi Saltıkalp; üçüncülüğe de 290 puanla Gökçe köyünden Ali Minnetoğlu, değer görülmüş. Dereceye giren nar üreticilerine maddi armağanlar verileceği söylenerek plaketleri sunuluyor. Altınlar veriliyor. Para ve gübre armağanlarının daha sonra verileceği söyleniyor.

Şenliğe katılanlar, yemeğe giderken biz de Doğanyol’dan Malatya’ya dönüyoruz.  Dönüş yolunun solunda çok ama çok heybetli bir çınar duruyor. Anıt ağaç olarak korunmalı bence.

Doğanyol’un iktidarla arası iyi sanırım. Birkaç yol yapmışlar,duruma göre yol tercihleri var: Yazlık, kışlık, sahil manzaralı…

Bendeki yürek dolusu sıkıntı ve hüzünle dönüyoruz Doğanyol nar şenliğinden…

 

Sultan KILIÇ   sultankilic44@hotmail.com 

223

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir