Cts. Eki 24th, 2020

DSCF0090

Hopalılar can derdindeyken Kızılay’ımız ne yapsa beğenirsiniz?

 

Sultan KILIÇ                        

 

2012 yılının 22 Eylül’ünü 23 Eylül’e bağlayan gece Hopa’daki sel felaketinde yüzden fazla konut sel sularının altında kalmıştı ve ben de doğal olarak güzel Hopa’daydım.

DSCF0137

Üç gün, aralıksız yağdı ama ne yağma… Denizi alıp Hopa’nın tepesinden aktardı. Sonunda büyük felaket yaşandı Hopa’da. Yaşlılar, son elli yılda böyle büyük sel felaketi yaşamadıklarını dile getirdiler.

 

Dağlardan Hopa’ya su getiren içme suyu borularını da sel, darmadağın ettiğinden selden sonraki iki gün sular hiç akmadı. Ardından borular yeniden döşendi ama bu kez de üç gün borulardan çamur aktı. Hopalılar, bunca suyun içerisinde beş gün susuz kaldı.

DSCF0354

Hopa’nın artasından geçen Sundura deresi, çamurdan bir dere olarak denize kavuştu. Denizdeki dalgalarsa metrelerce yüksekliğe ulaştı. Balıkçılar denize açılamadı, olta balıkçıları bile iskelede boş gözlerle çamur deryasına bakakaldı.

 

Sel felaketinden üç gün sonra çıkabildiğim Hopa dağlarında ağaçların sürüklenmiş, yolların da sel tarafından adeta yutulmuş olduğuna tanık oldum.

 

Aileler, on gün kadar evlerine giremedi, eşyalarını çamurdan arındırmaya çabaladı. Bir genç kadın: “Yağmur hiç dinmemişti; ama sabah ezanıyla uyandığımda yağmurun sesinin yanı sıra bir garip ses daha duydum. On aylık bebeğimle yer yatağında yatıyorduk. Bebeğimi kaptığım gibi kendimi dışarı attım. Aynı anda eve çamur doldu. Ezan sesi bizi kurtardı.” diyor.

DSCF0106

Sokakları dolaşırken Kızılay’ın çadırlarını, gezici aşevini, su dağıtan araçlarını göreceğime öyle inanmıştım ki… Bu sokakta değilse bile ötekinde göreceğim umuduyla dolaşa dolaşa ilçe merkezindeki kaymakamlık binasına doğru gidiyordum. Oh, nihayet Kızılay aracı görünmüştü. Demek ki sel felaketiyle perişan olan halka kaymakamlık gözetiminde yardım edecekler, düzeli olsun, diye mantık yürütmeye başlıyorum.

DSCF0488

Evlerini selin getirdiği çamurların doldurduğu aileler, günlerce giremediler yuvalarına. Akraba ve komşularına sığındılar geceleri, gündüzleri de hortum elde eşya yıkadılar. Bir tek Kızılay çadırı, yemek ve su dağıtan bir tek Kızılay aracı göremedik, günlerce bekledik de. Ama o şiddetli yağmur diner dinmez kaymakamlığın önüne park ettikleri Kızılay aracıyla Hopalılardan kan almaya gelmişti Kızılay. Kızılay kan bağışı aracı, bir gün önce de Arhavi meydanındaki caminin önünde Arhavililerin kanını almak üzere bekliyordu.

IMG_4720

Kızılay, İnsana Neler Çağrıştırmaz ki

 

İster istemez aklıma Gölcük depreminde hayatını kaybeden kadının kefen parasını depremden kurtulan kocasından tahsil eden Kızılay geldi. Biz ilkokuldayken yardıma muhtaç öğrencilere bile zorla verilen Kızılay’a yardım zarfları geldi aklıma. Kızılay genel başkanlığı için adayların birbirine silah çekmesi geldi…

Malatya’da da Kızılay kan merkezine giderek oradaki görevlilere, kendilerine bağışlanan kanları, ihtiyacı olan insanlara satıp satmadıklarını sormuştum. Aldığım yanıt, tam da ülkemizin politikalarına uygundu. Yok, Kızılay olarak bize bağışlanmış olan kanları, ihtiyacı olanlara satmıyoruz; ama bazı masrafları var tahlil gibi mesela. İşte o yaptığımız masrafları alıyoruz, kanı öyle veriyoruz, demişlerdi.

 

Keyif için hiç kimse kan aramaz, diye düşünüyorum. Yaşamsal önem taşıyan kanı, herhangi bir karşılık beklemeksizin bağışlayan insanlara, kana ihtiyaç duyduklarında bu kanlardan ‘masraf’ adı altında para alarak veriyor Kızılay. Ört ki ölem, denmez de ne denir bu durumda?

DSCF0114

 

Hadi TUİK, Tak Sepetini Koluna da Git Hopa’ya

 

Yaşamın Hopa’daki kadar pahalı olduğu başka bir yerleşim birimi var mıdır? İstanbul’un adı çıkmış pahalı kent, diye. TUİK, enflasyon ölçümünü yaptığı şu ünlü sepetini koluna takıp Hopa’ya gitse ya.

Her şeyin çok pahalı olmasını, Türkiye’nin Sarp sınır kapısına en yakın, iç kesimlere en uzak ilçesi oluşuyla açıklayan Hopalılar, araçlarına Batum’a geçerek Türkiye’dekinin yarı fiyatına akaryakıt alıyorlar.

Bir lira ödeyerek pasaportsuz, vizesiz, sadece kimlik göstererek Sarp sınır kapısından Batum’a geçebiliyorlar. Akaryakıtlarını Türkiye’dekinin yarı fiyatına alarak Kemalpaşa üzerinden Hopa’ya dönüyorlar.

Yine de ilçe merkezindeki kısa mesafeyi dolmuşla kişi başına 1,25 liraya kat edebiliyorsunuz. Malatya’da daha uzun mesafeyi aynı dolmuş ücretiyle alabiliyorsunuz. Olmazsa olmaz iki gıda maddesinin fiyatlarını söyleyeyin. Diğerlerini de bunlara göre kıyaslayın. Ekmek, Malatya’da elli kuruşken Hopa’da bir lira; süt, Malatya’da bir buçuk lirayken Hopa’da üç lira.

Tarım müdürlükleri, hiçbir getirisi olmayan; hatta kuş katliamı ve esareti olan atmaca avcılığı kursu düzenleyeceğine, dört mevsim her yanından ot fışkıran Hopa’da inek beslemeyi teşvik etse daha iyi olmaz mı?

 

 

 

DSCF0009

 

sultankilic44@hotmail.com

 

135

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir