Sal. Eki 27th, 2020

 

 

Fikri Demirtaş

 

fikridt@hotmail.com

 

Malatya’da divaneler baş tacıdır.

Delileri yakan Batı toplumuna karşın Anadolu’da baş tacı ederiz biz divanelerimizi. Ayrıcalıklılardır bizim milletimizde. Malatya’da da bu böyledir. Öyle ki, son yarım asırda yaşamış Malatyalı divanelerin ismi, şehrin belleğinde tazeliğini koruyor. Hatta Malatyalıların “Unutulmayan Delilerimiz” isimli fotoğraflı takvimi de bulunuyor.

Malatya’nın ünlü delilerinin halk arasında bilinen bazı isimleri ise şöyle: Deli Zeynel, Kerim, İzzo, Gız Mahmut, Faro, Deli Samet, Deli Dursun, Deli Ahmet, Şorikli Yaşar, Soba Direği, Ramo, Deli Cemo, Müdür, Haceli, Mişmiş, Fır Fayıh, Deli Nusret, Deli Fikriye, Onyedili (Zülfü), Gümüş (Mersedes Kadir) Deli Yusuf, Azet Bacı, Mısto, Adliye Bekir, Deli Gaffar, Mamılo.

Bir divanenin, Aşağışehirli Haceli’nin hikâyesi… Hemen her şehirde bir kopyası olan, saflığın, doğallığın simgesi nam-ı değer Hacıeli…

 

Haceli Eski Malatya’da yaşamış Malatya, Arapgir, Arguvan, Hekimhan ilçe ve köylerinde yaşayan her vatandaşın sevdiği bir insandı. Haceli, hayatında hiç kimseye bir rahatsızlık vermemiştir. Kendi halinde, Malatya’dan Arguvan, Arapgir, Hekimhan yolu güzergâhında, tren köprüsü, Roma surlarının karşısında Sıptırız mezarlığı önünde, Selçuklu eseri Namazgâhın karşısında bulunan kayısı, dut, söğüt ağaçlarının gölgesinde yol kenarında beklerdi.

Haceli yaşamı boyunca üstünde çizgili zıbını ve iri gövdesiyle hep ayakta yalın ayakla bekler durumdaki Haceli, konuşmaz kimseye sataşmaz kendi halinde gariban bir insandı. Bu güzergâhından geçen herkes, Haceli’yi görmeyi arzularlardı. Haceli’nin asıl özelliği şoförler için bir nevi sigorta vazifesi görmesi. Gideceği yere sağ salim ulaşmak isteyenler, Haceli’nin eline biraz para tutuşturunca rahat rahat yolla koyulurlardı. Böyle olanlar halkın nazarında veli mertebesinde algılanıyor. Anadolu’da bu tür insanlar baş tacı edilir. Bu divaneler ayrıcalıklıdırlar, memleketin gülleridir. … Halkın korkup söyleyemediklerini, söyleyen, göremediklerini gören, işin sırrını çözen divanelerdir. Aynı zamanda manevi önderlerdir. Onlarca menkıbeleri anlatılır. Hızır gibidirler.

Adı Haceli… Herhangi bir tarikata bağlı değil… Eski Malatya’da doğup büyümüş… Çocukluğu, gençliği, yaşlılığı burada geçmiş… Halka karşı görüntüsü meczup ve behlül tarzında… Bu, onun perdesi… Eski Malatya’daki bütün sokak köpekleri ona olağanüstü saygı göstermekteler… Nereye gitse hep çevresindeler… Bir yerde durduğunda onlar da durmakta… Bu sır, hiçbir zaman anlaşılamayacak bir gizemi bünyesinde barındırmakta. Her sabah aile fertleri bir ibadet gibi kollarına girip Haceli Babayı ana caddeye getirmekteler… Geçen bazı arabalara el ettiğinde onlar hemen arabayı durdurup Haceli’nin yanına koşarak bozuk para verirler.

Aşşağışehirli Haceli, paraya elini sürmez, şoförler Haceli’nin fistanının cebine koyarlarmış parayı.

Arguvan, Hekimhan, Arapgir’de yaşayan insanlarımızın Haceli’nin 1974 yılında hakka yürümesiyle bir daha Haceli’yi görme, hayır duasını alma imkânından yoksun kalırlar. 1986 yılında da Karakaya barajı yapılınca Kırkgöz köprüsü su altında kalır. Arapgir, Arguvan, Hekimhan, Malatya- Sivas yol güzergâhı da değişir. Haceli anılarda, kitaplarda yerini alır.

İşte Haceli ile ilgili olarak anlatılanlar:

Haceli ile ilgili onlarca menkıbe anlatılır. En önemlisi Haceli kazayı def eder. Bazı insanlarımız rüyalarında 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında Haceli’nin Türk Ordusunun önünde harekâta katıldığı gördüklerini anlatırlardı. Savaş süresince Haceli’yi Aşağı şehirde gören olmamış. Hatta ölünce onu yıkayan hoca, onun sağ omuzunda kurşun yarası olduğunu söylemiş.

Bu nedenledir ki, yaşam çizgisi bitmiş olsa da Haceli’nin, hiçbir ekmek ve çaba sarf etmeksizin havadan para kazananlara, geçinip gidenlere “Sen de Haceli şansı var oğlum” demek ya da o kişi için sadece ‘Haceli’ demek, Malatya’ya özgü bir deyim olmuştu.

Haceli, bir yakın akrabasına “Ben ölünce mezarımın üzeri yapılmasın” der. Vasiyeti yerine getirilir. Hak vaki olduğunda yolun kenarında Sıptırız mezarlığında bir dut ağacının altında sade bir mezar yapılır. Mezarın başının arkasında ayrı eski kavuklu bir taş dikilidir. Halk arasında Haceli denmesine rağmen Mermer mezar taşında “Besmele yazılı, Eski Malatyalı Bayram oğlu Hacı Ali Baba. D.T: 23.3. 1911 Ö.T: 1974 Mezarın alt kısmında mermer plaka üzerinde Hacı Ali Baba yazılıdır.

Meczup: Mazhar olduğu cezbe sonucu süluk etmeden Hakk’a eren veli anlamında tasavvuf terimi.

Behlul: Allah aşkından dolayı deli divane olan sufi, mecnun ve meczuplara verilen unvan.

Baba: Bazı mutasavvıflara, tarikat şeyhlerine halifelerine veya meczuplara verilen bir unvan

697

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir