Per. Ara 3rd, 2020

Sultan KILIÇ

 

Üç yüz yıldır nice büyük depremlere, hırsız definecilere, ırkçı saldırılara göğüs geren kilisenin şu son iki yılda zemin sorununu keşfetmişler.

Fırat Havzası’ndaki turizm potansiyelini artırma toplantısı, Eski Malatya (Battalgazi) Tacan Kışlası alanındaki bir tesiste yapıldı.

 

Toplantıya; Malatya Valisi Vasip Şahin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Dr. Adnan Aslan, Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Arapgir Kaymakamı Ercan Turan, Yeşilyurt Kaymakamı Nesim Babahanoğlu, Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu ve Kültür Turizm Bakanlığından gelen uzmanlar katıldı.

Basın çalışanlarının, Malatya merkezindeki Surp Yerrortutyun (Taşhoran) Ermeni kilisesiyle Venk şapelinin restorasyonunun birkaç yıldır bekletildiği, bu eserlerin restorasyonunun ne zaman başlatılacağı sorusu üzerine de Vali Vasip Şahin: “Venk şapelinde sorun yok, onarım sürüyor; ama Taşhoran kilisesinin zemin sağlamlığı sorunu çıktı. Zeminin güçlendirilmesi gerekiyor; bu nedenle onarıma başlanamadı.” şeklinde yanıtladı.

2010’da Vali Ulvi Saran zamanında kiliselerin restorasyon işlemleri, hızlı bir şekilde başladı. Aynı tarihte Bahri’ye de KUDEB’le birlikte birçok kez gittim. Mimar Nüvit Bayar’ın çizim aşamalarına da tanık oldum. 345 yıllık kerpiç caminin eski halini de defalarca gördüm. Kısa sürede onarılan bu tarihi değerin yenilenmiş halini de görmekle memnun oldum.

 

Venk’teki koskoca manastırdan yıka yıka beş altı metre karelik bir şapel bırakmış hırsız defineciler. Ahşap oyma bölümleri bile olmayan, çoğu bölümleri moloz taştan, çok az bölümü kesme taştan örülmüş olan şapelin bile onarımı dört yılda bitirilemedi.

Malatya Çavuşoğlu Mahallesi ile Salköprü Mahallesi arasında yer alan Surp Yerrortutyun (Taşhoran) Ermeni kilisesinin ise içerisine iskeleleri kuruldu, öylece bekletiliyor. Yarım asır kadar bir süre, kilisenin pencere ve kapıları, taş ve çimentoyla kapatılarak insansızlaştırılmıştı. Şimdi de onarım için açılan kapı, ziyaretçilere özel istek üzerine açılsa dahi, ziyaretçilerinin rahatça girip ibadet edemeyeceği kadar iskelelerin işgalinde bekletiliyor.

İnsanın aklına ister istemez takılıyor işte. Aynı tarihlerde onarımına başlanan camilerin en kısa sürede tamamlanmış olması; buna karşın kiliselerin onarımının sürüncemede kalması… Devlet, sıra kiliselere gelince ipe un mu seriyor?

Turizme katkı sağlamak için Fırat Havzası Projesi oluşturan devletin, Malatya’nın merkezindeki bu tarihsel, kültürel, dinsel önemi olan eserleri Fırat havzasında görmemesi düşünülebilir mi?

Üç yüz yıldır nice büyük depremlere, hırsız definecilere, ırkçı saldırılara göğüs geren Surp Yerrortutyun (Taşhoran) Ermeni kilisesinin şu son iki yılda zemin sorununu keşfetmişler. Bu tutum, ipe un sermenin devletçesi olmasın sakın?

sultankilic44@hotmail.com

72

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir