Çar. Eki 21st, 2020

“Katil, ‘ahlaksızlık yaptı öldürdüm’ diyor. Çünkü devletin ve toplumun geneline egemen olan toplumsal cinsiyet ideolojisinin kadına biçtiği bir ahlak sınırı olduğunu ve bu sınırın da kadının bedeninin, davranışlarının, cinselliğinin; aile, erk, koca, baba, devlet, ahlak, din tarafından belirlenerek denetlendiğini biliyor.”

 

“Malatya Demokratik Kadın Platformuadına bir basın açıklaması yapan Malatya Eğitim Sen Basın Yayın- Kadın Sekreteri, aynı zamanda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Songül Canpolat, kadına şiddet konusunda ilgili kurum- kuruluşları göreve çağırdı.

 

AKP hükümeti tarafından önce hadımlaştırma, sonra kelepçe yöntemlerinin ortaya atıldığını, bunların çözüm olamayacağını, medyaya da bu konuda önemli görev düştüğünü belirten Songül Canpolat, kamuoyu bilgilendirmesinde sözlerini şöyle sürdürdü:

 

TECAVÜZ ET, EVLEN, CEZA ALMA

 

         “AKP hükümeti, kadına yönelik şiddet konusunda en son ‘kelepçe’ konusunu gündeme getirdi. Hatırlanacağı gibi bundan önce de taciz ve tecavüz suçları konusunda ‘hadımlaştırma’ önerisini gündeme getirmişti. Gelen tepkiler üzerine bu konu gündemden kaldırılmıştı. Şimdi de tecavüz edilen kadın tecavüzcüsü ile evlendirilirse, tecavüzcünün caza almaması gündemde. Tecavüzcüler korunacak mı yoksa? Bu nasıl bir zihniyet aklımız donuyor.

 

         Çözüm hadımlaştırma, tecavüzcüsü ile evlendirme ya da kelepçe mi yoksa zihniyetlerde mi? Kadına yönelik şiddetin gerisinde kontrol edilemeyen dürtüler, kelepçelenerek engellenecek davranışlar değildir. Kadınlığa ve erkekliğe yüklenen farklı ve eşitsiz roller, kadınlar ve erkekler arasında eşitsiz güç ilişkileri bulunmaktadır.

 

 Katil, ‘ahlaksızlık yaptı öldürdüm’ diyor. Çünkü devletin ve toplumun geneline egemen olan toplumsal cinsiyet ideolojisinin kadına biçtiği bir ahlak sınırı olduğunu ve bu sınırın da kadının bedeninin, davranışlarının, cinselliğinin, aile, erk, koca, baba, devlet, ahlak, din tarafından belirlenerek denetlendiğini biliyor.

 

İşkenceci koca ‘seviyordum, işkence yaptım’ diyor; çünkü babanın, kocanın, devletin vb. her türlü muktedirin şiddetinin ‘ döver de sever de’ yaklaşımıyla meşrulaştıracağını biliyor.

 

  Aslolan mevcut eşitsiz cinsiyet ilişkilerini, bu ilişkilerin yeniden üretildiği aileyi korumaksa; aslolan babanın, devletin, kocanın, kadınların, çocukların ve toplumun bütün güçsüzleştirilenlerinin üzerindeki mutlak hâkimiyetini garantiye almaksa; kadınların bedenleri ve hayatları kaçınılmaz olarak önemsiz hale geliyor.

 

         Bugün hükümetin her kadın cinayetinin ardından hadımlaştırma ya da kelepçe gibi yeni bir açılım yapması bu nedenle hiçbir önem taşımıyor. Kadına yönelik şiddet bu şekilde önlenemez.

 

         Katliama kurban giden kadınların katillerinden çoğu ailedendir. Ağabey, eş, amca ya da eski eş. Son zamanlarda korkunç bir artış gösteren kadın cinayetleri, yıllardır cinayete kurban giden ve devlet tarafından korunmayan kadınların, benzeri olaylarda yeterince ceza almadığı içinnamus ve benzeri bahanelerle erkeklere öldürme hakkı veren toplumsal mekanizmaların sonucudur. Ve olan bitenden gerekli tedbirleri almayan siyasi iktidar yani AKP sorumludur.

        

-Kadına yönelik şiddet görünür kılınmalıdır. Resmi kurumlarca aylık ve yıllık olarak kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri ile ilgili veriler düzenli olarak yayınlanmalıdır.

 

-Öldürülen kadınların katillerinin çoğunlukla aile üyelerinin olması aile yapısını, ailenin içinde bulunduğu şiddet üreten ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasi koşulları, aile içinde egemen olan ve kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran zihinsel alt yapı ciddi bir şekilde irdelenmelidir.

 

-Kadına yönelik şiddeti doğuran temel unsurun cinsiyet ayrımcılığı olduğu göz önünde tutularak toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmaya yönelik eğitim programları düzenlenmelidir. Bu program anaokulundan başlayıp eğitimin üst kademelerine kadar uygulanmalıdır.

 

-TV dizileri ve gazete haberleri başta olmak üzere medyada şiddetin, özellikle kadına yönelik şiddetin önlenmesine karşı mücadele edilmelidir.

 

-Kadına yönelik şiddet davalarında uygulanan haksız tahrik indirimleri derhal kaldırılmalı, 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uygulanmamalıdır. Namus cinayetleri, uluslararası hukuk açısından yargısız infaz olarak kabul edilmelidir.

 

-Kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir yer tutan sığınma evlerinin sayıları çok yetersizdir. Birçok uluslar arası sözleşmeyi imzalayarak bu konuya ilişkin düzenlemeleri yapacağını vaat edendevlet kurumları ve yerel yönetimler bu konuda etkin ve hızlı çalışmalıdır.

 

         Malatya Demokratik Kadın Platformu olarak kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini kınıyor; sorumluluk sahiplerini, yani hükümeti, ilgili bakanlıkları, hukuk sistemini, kolluk kuvvetlerini ve medyayı, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerin önlenmesi yönündeki önlemleri almaları için göreve çağırıyoruz.”

Katılımcı Kurumlar: Eğitim Sen, SES, BES, EMEP, ESP, ÖDP, BDP, PSAKD, İHD 

 

 
 
 
Sultan KILIÇ   sultankilic44@hotmail.com

                                                                                                 

  

58

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir