Per. Ara 3rd, 2020

silopili - Kopya

Amed’den akademisyenlere mektup var:

“…Sevgili hocalarımız,

Diyarbakır’da 3 gündür kadınların, hele hele annelerin, öğrencilerin, insanların ağzında isimleriniz…

Biz bu havan topu sesleri arasında, sokakta ve buzlukta bekleyen cesetler çölünde, biraz da korkarak, ‘yapayalnız değilsiniz aslında’ diyorduk onlara. Bizi haklı çıkardınız…

Bu ülkede bir çağrıya imza atmak hiç bu kadar anlamlı olmamıştı… Hiç şüpheniz olmasın, çocuklarımız da okuyacaklar yıllar sonra bu listeyi…

Adlarınız birer barış tohumu oldu artık… Avlanan çocukları gördükçe evdeki sağ salim evlatlarımızı sevemez olmuştuk neredeyse… Tam nasırlaşırken yakaladınız yüreklerimizi…

Burada sadece insan kıyımı yok. Sabaha kadar süren bombalamalarla ölmeyenlere de had bildiriyorlar…

Suruç ve Ankara’da yol verdikleri kıyımın Batı’ya mesajı, ‘karışmayın, konuşmayın, el uzatmayın onlara’ idi… Biz, istedikleri oldu sandık. Ne güzel, yanılmışız!

Yine çok kızdılar, bir cadı avı daha başlatıyor yeni-ittihatçılar. Kimileri pişman, kimleri ibretlik yapacaklarını seçiyor…

Yazdıklarınızı okuyarak aklımızı, adlarınızı o listede okuyarak yüreğimizi besliyoruz, bunu bilin…

Sizlerin öğrencisi, okuyucusu, dostu, çocukluk arkadaşı, kardeşi olduğumuza şükrediyoruz…

Adlarınızı sımsıkı aklımızda tutuyoruz. Çünkü adlarınız onurdur…”

 

savaş

Tahir kızı

 

Avukat Turgut Kazan:

“Bir kere biz sanıklar olarak hiç bu kadar telaşa kapılmamıştık. Ama bugün bu bildiriyi imzalayanların inanılmaz bir panikle bizi aradığını görüyorum.

Bakın, o günlerde Kenan Evren bize idam cezası bile verdirebileceğini düşünmüştü. Çünkü sıkıyönetim savcısından brifing almıştı.

Fakat böyle bir linç ortamı yaratılmamıştı –ki zaten yaratılamazdı. Çünkü linç ortamında insanlar linç edilir.

O günlerde Başbakan Turgut Özal bile ‘Bu ülkede insanlar dilekçe verebiliyorsa ve bu haber olabiliyorsa bu ülkede demokrasi var demektir.’ diye açıklama yapmıştı.

Bakın, o günlerde bugünkü gibi işe yeraltı dünyası karışmamıştı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı da yargılama sırasında bizim avukatlığımızı üstlenmişti.

Ne evimizden gözaltına alındık, ne evimizde, büromuzda arama yapıldı.

Savcı bile telefon etti, ifadeye çağırdı. Zaten ifade de, gırgır gibi bir şeydi, muhabbet eder gibi ifade vermiştik.

Yargılama sırasında da başımıza bir iş gelmedi. Çünkü yargılama gösteri gibiydi, demokrasi gösterisiydi ve beraatla sonuçlandı.”

 

T. Kazan

66

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir