Sal. Eki 27th, 2020

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

Sultan KILIÇ

Sivas katliamının yıl dönümü nedeniyle Malatya Kuyuönü Mezarlığı yanında toplanan grup, İsmet Paşa Caddesi boyunca sloganlarla yürüyerek Turan Emeksiz Meydanına geldi.

Turan Emeksiz Meydanında Sivas’ta 22 yıl önce yakılarak öldürülen canlar anılırken Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Songül Tunçdemir, basın açıklamasını sundu.

Tunçdemir, basın açıklamasında:

 

“35 insanımızın, tempolu alkışlar ve sevinç naraları eşliğinde ateşe verilerek öldürüldüğü Madımak katliamının üzerinden 22 yıl geçti.

 

22 yıl Önce Madımak’ta “bizi kurtarın” feryadını duymayan resmi kulaklar, dışarıdaki güruha “Gazanız mübarek olsun” mesajı verdi. Otelin önündeki kalabalık “Allahu ekber!”, “yak ulan yak!” diye oteli ateşe verdi.

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Ateşin korlarına düştü tek tek atan yürekler. Yerde birbirine sarılmış iki kardeşin bedeni. Merdivende ölümsüzlüğü bekleyen üç şiir. Kapı eşiğine yaslanmış bağlama. Ateşler arasında semaha durmuş canlar. Karanlık büyüdü Sivas’ta. Utanç sayfalarından biri açıldı insanlık tarihine. Temmuz ayının sıcaklığına düşen soğuk hikâye gibi.

 

Sıralanmış 35 cansız beden. Sivas’ı saran is ve yanık kokusu. Ölümcül sessizlik içinde insanlık temmuz sıcağında dondu. Hasret Gültekin susturuldu, türkülerini söyleyemiyor,   Ateşte semaha dönenler gökyüzünde güvercin oldu,

 

Devlet aklı bu! Akıl tarlası devlet diniyle zehirlenmiş güruhla “İslami usule ”göre tekbir eşliğinde 35 insanımızı yaktı. Yakan katillerini “zamanaşımı” ile akladı.

 

Namaz kılmanın nedenini “Ey iman edenler, rüku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz” diye açıklayanlar, Cuma namazından çıkıp 35 insanı yakarak mı “hayır işledi?” İnsanlığı yakarak mı “kurtuluşa erdi?”

 

Diyanet, 2 Temmuz’da nasıl bir Cuma “hutbesi” yazdı ki, o gün Sivas’ta “müminleri” insanlık dışı suç işlemekten ve vahşice insan yakarak öldürmekten korumadı?

 

Sivas’ta “Allah’ın sevgisini” ya da “cennetin anahtarını” kazanmak uğruna insan yakarak ibadet edenler ve Maraş’ta “Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diyen imam, hangi “acıları” yaratmak için eğitildi?

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Devlet ve siyasi iktidarlar, 22 yıldır katliamı aydınlatmaktan, hesap vermekten kaçıyor. Tıpkı Dersim 38, 1 Mayıs 77 Taksim, Çorum, Maraş, Gazi’nin hesabını vermediği gibi… Tıpkı Roboski’de Kürtlerin üzerine bomba yağdırma emri verenin açığa çıkartılmadığı gibi… Tıpkı Gezi eylemlerinde hayatını kaybeden gençlerimizin katillerinin yargı karşısına çıkarılmadığı gibi…

 

Dersim’in kayıp kızlarının yaşadığı acılardan da, Kızıltepe’de 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın öldürülmesinden de 12 yaşındaki Koray Kaya’nın Madımak’ta ateşe verilmesinden de 14 yaşındaki Berkin’in öldürülmesinden de sorumlu olan devlet, aynı devlettir.

 

O dönem faşizan söylemlerde bulunan devletin başbakanı ve cumhurbaşkanıyla, zamanaşımı kararına ‘’ Hayırlı uğurlu olsun’’ diyen ve “Madımak” adını kaldırıp “İl Özel İdaresi Bilim ve Kültür Merkezi” şeklinde tabela astıran Recep Tayyip Erdoğan arasında hiçbir fark yoktur…

 

Ortaçağ dönemlerine özgü mezhep çatışmaları kapımızda. Ne yazık ki AKP iktidarıyla birlikte Türkiye, Ortadoğu bataklığının parçası oldu. Mezhep eksenli iç ve dış politika sonucu Türkiye’nin Suriye’de, Irak’ta lojistik destek verdiği IŞİD, Nusra, El Kaide, DAİŞ gibi cihatçı örgütler, toplumsal barış ve güvenliğimizi tehdit ediyor. Alevilere karşı uygulanan sosyal, kültürel, ekonomik kuşatma günümüzde daha da sistematikleşti.

 

Ortadoğu’nun hamisi, Türkiye’nin halifesi, padişahı, Osmanlı’nın Yavuz Sultan Selimi olmak isteyen Erdoğan, laikliğin artık lafına bile dayanamazken bizler inadına bu coğrafyada, kadim inançların, dillerin ve dinlerin kardeşçe bir arada yaşamasından, haklarının anayasal güvenceye kavuşturulmasından yanayız. Farklı din, dil, inançlardan oluşan halklarımız kardeşçe barış içerisinde bir arada yaşamaya inadına devam edecektir.

 

Bu topraklarda birçok katliam yaşandı. Yüzleşmezsek acılar ve katliamlar devam edecek. Hakikatlerle, acılarla ve geçmişin karanlık tarihiyle yüzleşmeliyiz. Korkak, ürkek, sessiz, hakikatlere kör olamayız, umursamadan yaşayamayız. Sivas’ta yükselen ateşi yüreğimizde, aklımızda hissetmeden, hesaplaşmadan; aydınlık, barış ve kardeşlik içinde bir gelecek kuramayız.

 

2 Temmuz gibi, insanlığa karşı işlenmiş suçlar ve katliamlar karşısında susma ve unutmak yerine, hesaplaşmalıyız. Bu topraklarda birikmiş ve yüzleşilmemiş tüm katliamlar vicdanımızda büyüyen yaradır. Bu öyle bir yaradır ki, kabuk bağlamaz ve kendiliğinden iyileşmez. Devletin ötmeye çalıştığı yaralar, mağdurların vicdanını kanatmaya devam ediyor.

 

Acılarımız hesaplaşmadan ve yüzleşmeden iyileşmeyecek derinliktedir.

 

“Yarayı Kaşımak” için değil, adalete ve vicdana çıkacak bir yol bulmak için, 2 Temmuz ve tüm katliamlarla yüzleşmek zorundayız.

 

Vicdanımızı kandırarak değil, vicdanımızı kanatarak hesaplaşmalıyız.

 

Bizler, laik, evrensel insan hak ve özgürlüklerinin güvencede olduğu, hiç kimsenin kaygı duymadığı bir ülkeyi mutlaka inşa etmeliyiz. Türkülerimiz kardeşçe söylenmeli, derelerimiz özgürce akmalı ve herkes özgür olmalı.

O halde yitirdiğimiz tüm canlarımızı unutmadığımızı göstermek için, Madımak’ın utanç müzesine dönüştürülmesi için; Bugün Irak’ta Suriye’de görülmedik bir barbarlık ve vahşet sergileyen çetelerin, ülkemize yönelen tehdidini bertaraf etmek için, 2 Temmuz’da Sivas’ta Madımak Oteli önünde buluşmalıyız. “ diyerek katılımcıları, 2 Temmuz’da Sivas Madımak Oteli önünde buluşmaya davet etti.

 

sultankilic44@hotmail.com

92

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir