Sal. Eki 27th, 2020

psakd-malatya-dersim-katliami

 

Dersim soykırımının yetmiş dokuzuncu yıl dönümü nedeniyle Malatya Turan Emeksiz Meydanında düzenlenen basın açıklamasında konuşan Tunçdemir, 79 yıl önce Dersim’deki Alevi mazlum halkın katledildiğini, Munzur’ un kan kırmızı aktığı bir vahşetin yaşandığını ifade ederek basın açıklamasını sürdürdü.

 

DERSİM SOYKIRIMINI UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ! 

 

PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) MYK Eğitim Sekreteri ve PSAKD Malatya Şube Başkanı Songül Tunçdemir:

 

“Bundan 79 yıl önce, Elazığ Buğday Meydanı’nda, Dersim’in Piri Seyit Rıza ve arkadaşları hukuksuz ve göstermelik bir şekilde yargılanarak idam edildi. Devlet, büyük kıyım harekâtı öncesi Dersim’i yalnızlaştırarak ve halkı Seyitlerinden yoksun bırakarak, katliam ve soykırımı sürdürmeyi hedeflemiştir.

 

Halk üzerindeki baskı ve korkuyu büyütmek için, cansız bedenleri günlerce teşhir edilmiş, Seyitlerimize bir mezar yeri bile çok görülmüştür. 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan Dersim katliamı, kıyımlar ve sürgünlerle başlamıştır. Bundan 79 yıl önce, insan çığlıklarının silah seslerini bastırdığı, ana karnında bebelerin süngülendiği, onurları için kadınların kendilerini uçurumlardan attığı ve Munzur’ un kan kırmızı aktığı bir vahşeti, Dersim halkı hem yaşadı, hem de bu vahşete tanıklık etti. Cumhuriyetin ilk yıllarında Şark Islahat Planı’nın yürürlüğe konmasıyla, özellikle Kürt ve Aleviler katliam, sürgün ve asimilasyon politikalarıyla yüz yüze bırakılmıştır.

 

Bu plan çerçevesinde 4 Mayıs 1937 tarihinde TC Bakanlar Kurulu, ‘sökülüp atılması gereken bir çıbanbaşı’ olarak gördüğü ve aynı zamanda Alevi inancının da kök saldığı kadim ve kutsal Dersim coğrafyasına yönelik aldığı harekât kararıyla Dersim Tertelesi başlatılmıştır. Bununla çocuk, kadın ve yaşlı savunmasız on binlerce insan katledilmiş, soykırıma tabi tutulmuştur.

 

Buna tanıklığın izleri, yaşanan barbarlığın acıları ve etkileri aradan geçen bunca süreye rağmen belleklerde tazeliğini korumaktadır. Genel Kurmay arşivlerine göre; 13.806 canımız; çoluk, çocuk, yaşlı, kadın ayrımı yapılmaksızın katledilmiş, bir o kadar canımız da, dilini-inancını bilmedikleri batı illerine sürülmüş ve asimile olmaları için, köylere sadece birer aile olarak dağıtılmışlardır. Katliam sonrası evlatlık verilen kız çocuklarının akıbeti bilinmezken, sürgünlerde yaşanan acıları unutmak mümkün değildir.1938 de Dersim’de işlenen bir insanlık suçudur ve Dersim Katliamı’nın vebali; başta mevcut hükümet olmak üzere 79 yıldır bu ülkede siyaset yapan herkesin boynundadır.

 

dersim 2

Devlet, yarım ağız özürleri bir yanan bırakıp geçmişle yüzleşmeli ve Dersimlilerden resmi bir şekilde özür dilemelidir.

 

Başta Dersim soykırımı olmak üzere, devlet kaynaklı tüm katliam ve kıyımlar aydınlatılmalıdır. Seyitlerimizin mezar yerleri açıklanmalı, Dersim 38’in devamı niteliğindeki, bütün ekolojik, ekonomik, kültürel uygulamalara son verilmelidir. Dersim adı iade edilmelidir.

 

Toprağa kefensiz düşenlerimizin hesabı sorulmadan, bizler için bu hesap kapanmayacaktır.

Tehcir treni

Aynı Muaviye zihniyet, aynı planlar,  ara verilmeden günümüzde de uygulamaktadırlar. Kendisi gibi düşünmeyen, kendisine biat etmeyen tüm toplum katmanları üzerinde bir zulüm uygulamakta, halkların demokratik savunma iradelerini ellerinden almak için her türlü vicdansız oyunlar sergilenmektedir. Halkların hak ve hakikat arayışı, diktatoryal emellerle, adım adım faşist uygulamalarla ezmek istemekte, her türlü antidemokratik baskı ve şiddete başvurulmaktadır. Ama bilinmelidir ki bu karanlık günler, halkların mücadelesiyle aşılacak ve zalimler yenilecektir. Zalimleri ve onların takipçilerini kınıyoruz…”

 

 

 

 

74

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir