Per. Eki 22nd, 2020

edirne

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da değişiklik öngören teklifini TBMM’ye sundu. Teklif, denetimli serbestlikte üst sınırın genişletilerek 1 yıldan 2 yıla, çocuk hükümlüler ile 0-6 yaş grubunda çocuğu olan kadın hükümlüler için 2 yıldan 3 yıla, ağır bir hastalık, engellilik ve kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyenler için ise 3 yıldan 4 yıla çıkarılmasını öngörüyor.

 

Denetimli serbestliğin hasta, çocuk, engelli mahpuslar ile 0-6 yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler için mutlaka genişletilmesi gerektiğini ve hem cezaevlerinden hem de hükümlü yakınlarından bu konuda çok sayıda taleple karşılaştıklarını ifade eden Ağbaba ayrıca denetimli serbestlik kurumunun tüm hükümlülere eşit şekilde uygulanması gerektiğini belirtti.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

 

 

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifim, gerekçesiyle ekte sunulmuştur. Gereğini arz ederim.

 

 

Veli AĞBABA

 

Malatya Milletvekili

 

 

 

 

 

GENEL GEREKÇE

 

 

Denetimli serbestlik kurumunun uygulanabilmesi için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda öngörülen sınır hali hazırda hükümlüler için bir yıl, sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler için iki yıl, ağır bir hastalığa maruz kalan, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler için üç yıl olarak uygulanmaktadır.

 

 

Cezaevlerindeki hasta mahpuslar, zor şartlar altında bulunmakta ve sağlık durumları her geçen gün daha kötüye gitmektedir. Adli Tıp Kurumu siyasi iktidarın tutumuna göre raporlar düzenlemekte ve istenmeyen olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Cezalandırma müessesinin amacına uygun olarak bu kişilerin yaşam hakkının sınırlandırılmaması ve cezaevinde zor şartlar altında hayatını sürdüren hasta mahpuslar ile tek başına yaşamlarını sürdürmekte zorluk çeken engelli ve kocamış hükümlülerin mümkün olduğunca denetimli serbestlik müessesesinden yararlandırılması gerekmektedir.

 

 

Cezaevlerinde 0-6 yaş aralığında çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile birlikte çocukları da cezalandırılmaktadır. 0-6 yaş aralığında çocuğu bulunan kadın hükümlülerden bazıları çocukları ile birlikte cezaevinde kalmakta bazılarının çocukları ise annelerinden ayrı şekilde yaşamlarını sürdürmektedir. Her şeyden önce 0-6 yaş aralığındaki çocukların anneleri ile birlikte büyümelerinin kişisel gelişim ve sağlıkları bakımından önemi uzmanlar tarafından vurgulanmaktadır. Cezaevinde anneleri ile birlikte kalmayan çocukların yaşamı ve gelişimi bu yönden olumsuz etkilenmektedir. Anneleri ile birlikte cezaevinde kalan çocuklar ise adeta işlemedikleri bir suçun cezasını çekmek durumunda kalmaktadırlar. Anneleri ile birlikte cezaevi koşullarında yaşamlarını sürdürmeleri hem mevcut gelişimlerini ve ruh sağlıklarını olumsuz etkilemekte hem de ileride olumsuz etkilerini gösterebilmektedir.

 

 

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un uygulanması için çıkarılan yönetmelikler ile açık cezaevine ayrılma ve denetimli serbestlik uygulamasından yararlanma hakkı sınırlandırılmaktadır. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’e göre, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”. Açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmeye dair şart, 5275 sayılı Kanun m.105/A hükmü gereğince bireyin cezasını özgür olarak dışarıda geçireceği süre ile doğrudan ilgili olduğundan, temel hak ve hürriyetleri sınırlandıran bir unsurdur. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılabilmesi ise, Anayasa m.13 gereği sadece kanunla mümkündür. Anayasa m.13’de öngörülen “kanun” şartı, Anayasada ve buna uygun çıkarılan kanunda özel sınırlama sebep ve dayanakları gösterilmeksizin, yalnızca konunun veya usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceğinin kanunda ifade edilmesi, kişi hak ve hürriyetlerine sınırlama veya farklılaştırma getirilmesi ile ilgili düzenlemelerin kanunla ortaya konulduğunu göstermez. Esas olan, şeklen bir kanun çıkarıp meseleyi yönetmeliğe bırakmak değil, kişi hak ve hürriyetlerinin güvencesi olan ve yasama organı tarafından çıkarılan kanunlarda kişi hak ve hürriyetleri ile ilgili düzenlemelerin, sınırlamaların ve “eşitlik” ilkesine aykırı düşmeyecek şekilde farklı statü hükümlerinin öngörülmesidir. Yönetmelik, yalnızca kanunlarda gösterilen net hükümlerin uygulamaya koyulmasında yardımcı olan, kanunun dışına taşmayan,

 

kanundan somut dayanak almadığı sürece, kanunda öngörülmeyen bir hususu düzenlenmesi mümkün olmayan alt normdur. Bu nedenledir ki yönetmelik, kanuna aykırı olamaz ve yönetmelikle de kişi hak ve hürriyetlerine kısıtlama veya “eşitlik” ilkesine aykırı uygulama getirilemez.

 

 

Bu sebeplerle, toplumsal gereksinimler de göz önüne alınarak denetimli serbestlik sürelerinin birer yıl uzatılması ve tüm hükümlülere eşit ve ayrımsız şekilde uygulanması toplumsal barışın tesisi ve ayrımcı uygulamalara son verilmesi bakımından da önemli olacaktır.

 

Kanun teklifi ile denetimli serbestlik hükümlerinin tüm suçlar için eşit ve ayrımsız olarak uygulanması ve denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanması noktasında üst sınırın tüm hükümlüler için 1 yıldan 2 yıla, çocuk hükümlüler için 1 yıldan 3 yıla, 0-6 yaş grubunda çocuğu olan kadın hükümlüler için 2 yıldan 3 yıla, ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyenler için 3 yıldan 4 yıla çıkarılması amaçlanmaktadır.

46

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir