Paz. Eki 25th, 2020

 

Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası, demiryollarının özelleştirilme uygulamalarına karşı yazılı basın açıklamasıyla bir dizi eylem gerçekleştireceklerini bildirdi:

“  Bugün biz demiryolcular, bir kez daha yollara düştük.

 

 Balıkesir, İstanbul(Halkalı), Van, Antep ve Zonguldak Garlarından bugün (17 Kasım’da)  başlayan yürüyüşümüz 24 Kasım’da Ankara’da TCDD Genel Müdürlüğü önünde son bulacaktır.

 

 Bizleri yollara düşüren, isminde “adalet” olan, ancak bu kelimenin tam tersi uygulamalar sergileyen AKP’nin ve AKP bürokratlarının demiryollarındaki “adaletsiz” uygulamalarıdır. 

 

 Demiryolu hizmetini, kamu hizmeti olmaktan çıkararak ticarileştirmeyi, ulaşım hakkının metalaştırılmasını ve parası olanın bu hizmetten daha pahalı bir şekilde yararlanmasını, ucuz ve güvencesiz işgücü kullanımının önünü açmayı planlayan "Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkındaki yasa tasarısı Meclis Genel Kuruluna getirilmiş ve Sendikamız tarafından verilen mücadeleye rağmen tasarı Meclis’ten kabul edilmesinin ardından 1 Mayıs 2013 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

 1995'li yılların ardından başlayan ve demiryollarının yeniden yapılanması adı altında atılan adımlarla bugün gelinen noktada demiryollarının 158 yıllık kurumsal işleyişi bir kenara atılmış, TCDD yönetimi tarafından liyakat, kariyer, hizmet, başarı vb. gibi ölçüler bir kenara bırakılarak taraflı davranılmakta, özellikle siyasi kadrolaşmayla birlikte, bilgi, birikim ve deneyim isteyen kadrolara siyasi yandaşlık üzerinden ehil olmayan atamalar yapılmaktadır.

 

  Personelin emekliliğe sevk edilmesi amacıyla yapılan düzenlemeler ile yakın zamanda yüzlerce personel emekli olurken 1995’li yıllardan bugüne kadar çalışan sayısı % 35 oranında azaltılmıştır. Çalışan sayısındaki bu azalma sonucunda demiryolu hizmetlerinin üretilmesinde taşeronlaşma hızla yaygınlaşmış, esnek ve kuralsız bir çalışma hayatı önümüze konmuştur.

 

 Bu süreç içerisinde demiryollarında işletmecilik güvenliği hiç olmadığı kadar güvenilirliğini kaybedip ölümlü büyük kazalar yaşanırken, madenlerde, inşaat sektöründe, tersanelerde, sanayi sitelerinde, fabrikalarda yaşanan iş kazaları, kaza olmaktan çıkmış kitlesel iş cinayetlerine dönüşmüştür.  

 

 TCDD’nin tasfiyesini ve çalışanların kazanılmış haklarını yok etmeyi amaçlayan Demiryolu Kanununun yasalaşması sonrası TCDD yöneticileri ile yaptığımız görüşme ve toplantılarda, personelin geleceğine dair kaygılarımızı belirtip çalışanların isteği dışında herhangi bir işlem yapılıp yapılmayacağı ile ilgili sorularımıza bu konuda çalışma yapılmadığı ve kimseye bir şey olmayacağı ifade edilirken, TCDD yönetiminin bu söylemlerinin aksine, aldığı kararlarla kimi işyerleri kapatılmış, kimileri birleştirilmiş, personelin bir kısmı kendi istekleri dışında tayin edilmiştir. Son olarak; optimizasyon adı altında 519 personelin yeri kendi istekleri dışında değiştirilirken, kimi işyerleri birleştirilmiş ve kapatılmıştır.

 

 Siyasi iktidardan güç alan TCDD yönetimi ayrımcı yaklaşımlarının yanında kazanılmış haklarımızı birer birer elimizden alınması yönünde uygulamalara imza atmaktadır. 

 

 Demiryollarının bu noktaya gelmesinin nedeni olan TCDD yönetiminin uyguladığı yanlış ve taraflı politikalar bizleri mağdur etmekte, haksızlık yaşamaktayız. Ve eğer bizler dur demezsek bu uygulamalar devam edecektir. 

 

 Diğer yandan;

 

 Sendikamızın örgütlü olduğu Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 2015 yılı bütçesi bugünlerde Meclis'te görüşülmektedir. Görüşülmekte olan bütçe, ulaştırma alanında hizmet alan yurttaşlar ve bu kurumlarda çalışmakta olan biz kamu emekçilerini yakından etkilemektedir. 

 

 Bütçeler, siyasal iktidarların kaynakların nasıl ve kimlerden toplanacağına, bu kaynakların kimler için ne şekilde harcanacağına kadar çeşitli kararları içerir.  

 

  Yakın zamanda Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından yapılan bir açıklamada; yeni dönemde devletin birçok alandan çekileceği ve buraları daha etkin, daha verimli çalıştırabilecek özel sektöre devredeceği belirtilirken, kısa vadede elektrik üretim santrallerinin, otoyol ve köprülerin, bazı limanlar ve olimpiyat tesislerinin ve pek çok kurumun özelleştirilmesinin düşünüldüğü ifade edilmişti.

 

 Geçtiğimiz 12 yıl içinde ülkenin kar eden ne kadar iktisadi kuruluşu varsa, sermayeye peşkeş çekilmiş,  temel kamusal hizmetler büyük oranda ticarileştirmiş, paralı ve niteliksiz hale getirilmiştir. 

 

 AKP geçmiş yıllarda olduğu gibi, 2015 bütçesinin yükünü de yine halkın sırtına yıkmayı hedeflemektedir.

 

 Ve AKP hükümetinin dış politikaları sonucu bugün Suriye’ye yönelik askeri müdahale çığırtkanlığı eşliğinde Ortadoğu’da sürdürülen politikalar bir yanda halkları birbirine düşman edip, sarılması zor yaralar açarken, içerde ve dışarıda uygulanan güvenlikçi politikalar sonucu savunma harcamaları 2014 yılında olduğu gibi, 2015 yılında da bütçede ciddi bir yer taşıyacağı ve yine bu yükün biz emekçilerin sırtına yükleneceği ortadadır.

 

 Gelinen süreç önümüzdeki dönemin pek çok açıdan daha da sıkıntılı olacağı, demiryolcular içinse ayrıca çalışma koşullarıyla ilgili pek çok sorun yaşanacağı, kazanılmış haklarının zarar göreceği bir süreç olacaktır. 

 

 Bu nedenle bizler tüm bu gerçekler ışığında, içinde bulunduğumuz olumsuz koşullarla ilgili olarak kamuoyu oluşturmak, toplumu bilgilendirmek ve tepkimizi göstermek amacıyla ”Demiryollarının Özelleştirilme Uygulamalarına Karşı Yürüyoruz” adı altında bu yürüyüş kararını almış olup, demiryollarında 5 koldan başlayan yürüyüşün bir kolu olarak bugün de Malatya’da yürüyüşümüze devam ediyoruz.

 

Yürüyüşümüz 17.Kasım 2014 Van’da başladı. Tatvan’ da devam etti. 18.Kasım.2014 tarihinde Muş, Batman yürüyüşümüz yapıldı. 19.Kasım 2014 Diyarbakır, Elazığ yürüyüşümüz yapıldı. Bu gün 20 Kasım 2014 Malatya da yürüyüş kolumuz yoluna devam ediyor. 21 Kasım 2014 Sivas’tayız. 22 Kasım 2014 Kayseri’deyiz. 24 Kasım 2014 tüm yürüyüş kollarının büyük buluşması ve miting Ankara garında olacaktır.”

45

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir