Per. Kas 26th, 2020

Mahkûmlar bu cezaevinde çırılçıplak aranıyor, bütün kıyafetleri çıkartılıyor. Bir mahkûm, “30 saniyelik yaşadığımız bu çıplak arama bize bir yıl gibi geliyor. Hayatımızda bu kadar ağır bir işkence görmedik. Bakan beye duyururuz, bir gün çıplak aramaya tanıklık etmesini isteriz. Bakan gelsin, nasıl utandığımızı görsün” diyor. Çıplak arama konusunda Bakan gelsin, nasıl utandığımızı görsün TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Cezaevleri Alt Komisyonu, hafta başında Antalya ve Alanya’daki cezaevlerini ziyaret etti. Alanya’daki incelemelere Ak Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, BDP Adana Milletvekili Murat Bozlak katıldı. Antalya’daki incelemelere ise Türkmenoğlu, Ağbaba ve Bozlak’ın yanı sıra Ak Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner de katıldı. Tüm cezaevlerinde ailelere girişte “ince arama” yapılıyor İnsanlığın karşılaşabileceği en büyük işkencelerden biri: Çıplak Arama Adalet Bakanının cezaevine gelip çıplak aramada utanıp utanmadıklarını kendisinin görmesini isteyen mahkûmların yakınları da aynı uygulamadan şikâyetçi. Bakan gelsin, nasıl utandığımızı görsün diyorlar. Bebeklerin alt bezine dahi bakılıyor. Alanya L Tipi Cezaevi: 478 kişi kapasiteli olarak kuruldu, eklentilerle kapasitesi artırıldı, şu an 1491 kişi kalıyor. Sıcak su haftada iki kez aktığı için yetmiyor. Televizyonlar gece 01.15’te kapanıyor. Halk TV, IMC TV, Cem, Yol, Hayat ve Halk TV gibi muhalif kanallar gösterilmiyor. TV kanalları tek tipleştirilmiş, belgesel kanalına dahi yer verilmiyor. Yemeklerden çok büyük şikâyet var. Cezaevinde 6 kitap sınırı var. Çıplak arama yaygın. Alanya L Tipi’nde dayak atmak için “halılı oda” kuruldu. Mahkûmlar fiziki şiddet ve dayaktan şikâyetçi. Sırf bu insanlık dışı uygulamalar için halılı oda kurulduğunu belirtiliyorlar. Sevk büyük sıkıntı Erzurum ve Rize’de bulunan aileleriyle mahkûmlar uzun süredir görüşemiyor. Bir mahkûmun babası Erzurum’dan ancak 5 yıl sonra gelebildi. 2-3 senedir ailesi ile görüşemeyen mahkûmlar var. Hastaneye sevkler de çok kötü. Ramazan Çoban isimli mahkûm diş için sevk talep etmesine karşın ancak 1,5 yıl sonra hastaneye sevk edilmiş. Engelliler ve yaşlılar için koşullar çok sorunlu. Mahkûmlar klozet olmadığı için tuvalet ihtiyaçlarını sandalyeleri keserek karşılıyorlar. Belirlenen 3 görüşçünün değiştirilmesinde büyük zorluk yaşanıyor. Bir kalp hastası ancak 2 yılda sevk alabiliyor. Cezaevinde atılan dayağın seslerinin dışarı yansımaması için “halılı oda” uygulaması bulunuyor. Burada gardiyanlar mahkûmlara dayak atıyor. Çıplak arama uygulamasında mahkûmlara elbise giydiriyorlar. 3 kez otur/kalk yaptırılıyor ve öksürtülüyor. İlk girişte çıplak arama uygulaması yaygın. Spor haftada bir saat, açık görüş ise 45 dakika. Ortak kullanım alanlarında ve bahçelerde kamera bulunuyor. Mahkûmlar bu kameraların kaldırılmasını istiyor. Beyin tümörü olan Mehmet Tek isimli mahkûm 7 aydır sevk bekliyor. Ailelere girişte ince arama uygulanıyor. Koğuş ağası sistemi var bu cezaevinde. 13 çocuk kalıyor, hiçbirinin ayakkabısı yok. Kadın Koğuşu Kırmızı fular taktığı gerekçesiyle Gezi kapsamında tutuklanan Ayşe Deniz Karacagil, 1993 doğumlu. Karacagil, “Evimde dahi kırmızı fular yok, zaten olaylar nedeniyle gazdan korunmak için fular takılıyordu ama asla ben kırmızı renkli fular takmadım. Kırmızı renkli fular taktığıma ilişkin öyle bir görüntü yok. Taş ve molotof atmadım, şiddet kullanmadım. 12 Eylül’de basın açıklamasına katıldığı için tutuklandım” dedi. Bileklik yapmak için idareden istediği ip verilmiyor ama çamaşır asmak için ip veriliyor. Keçeli kalemi içeri almıyorlar, kalemtıraş yasak. Kalemleri gardiyanlar açıyor. Elbise yönetmelikleri sadece kadınlar için yapılmış. Antalya’ya sevk istiyor ama sevk edilmiyor. Yabancı koğuşu Andrea isimli bir Hollandalı mahkûm, Hollanda büyükelçiliğine 5 kez faks çekmiş, kemik kanseri, ilaçları bitiyor ancak yenisi verilmiyor. Hollanda’dan bir mektup 4-5 ayda geliyor. Filistinli bir mahkûm ise Türkiye’de sadece bir tek kişiyi tanıyor. Ancak soyadı tutmadığı için cezaevi idaresi görüşmesine izin vermiyorlar. Yabancı Mahkûmların çoğunun ailesi cezaevinde olduklarını bile bilmiyor. Alanya Açık Cezaevi Ot yolduruyorlar, muz toplatıyorlar, elbise parasını mahkûmlar ödüyor. Antalya L Tipi 479 kişi için inşa edilmiş, kapasitesi bin 315’e çıkarılmış ancak bin 600 kişi kalıyor. Mahkûmlar tuvalet önlerinde merdiven boşluklarında yatmak zorunda kalıyorlar. Hatta kapasite sorunu nedeniyle, üst üste yatan mahkûmlar mevcut. CHP Cezaevlerini İnceleme Komisyonu üyeleri Manisa Milletvekili Özgür Özel, Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, bu cezaevinin şimdiye kadar gördükleri en kötü cezaevi olduğunu belirttikten sonra kendilerince hazırlanan ve cezaevinde mahkûmlara tecavüz edildiğine ilişkin raporunun ardından cezaevi müdürünün değiştirildiğinin ifade ediyorlar. Haftada 2 gün 2 saat sıcak su akıyor. Su Yetmiyor Birçok cezaevinde bulunan sıcak su problemi bu cezaevlerinde de mevcut. Mahkûmlar su sıkıntısı nedeniyle çamaşırlarını yıkayamıyor. Hijyen çok ciddi bir sorun. Hasta Sevkleri ciddi sorun Diş sevki için 26 ay, göz sevki için 6 ay bekleyen mahkûmlar var, gecikmenin jandarmadan kaynaklandığı belirtiliyor. Necdet Özkan isimli bir mahkûm, Sandıklı’dan sevk ediliyor, yatakta tedavi alması gerekiyor ancak 9 aydır unutulduğunu anlatıyor. İlaçlar 4-5 gün gecikiyor. Engelli yakınları için cezaevi ayrı bir zulüm yaratıyor. Olağandışı sakal uygulaması Sakal bırakmak isteyen emekli bir yüzbaşı: “Sakal sünnettir, sadece kendilerine serbest bırakıyorlar sakalı” diyerek tepki gösteriyor. Bir emekli öğretmen ise ancak dilekçeyle sakal bırakıyor. Kuru kaleme ve banta izin yok. Çocuklu kadınlar için çok zor koşullar barındırıyor MLKP davası DİP Merkez Komite üyesi Mustafa Cihan Yılmaz, MLKP davasından tutuklanıyor, bu durumu eleştiriyor. Yine MLKP’den alınan Murat Sezgin isimli bir tutuklu, cezaevinde antropolojiyi kazanmasına karşın okula gidemiyor. Hamit Umut Baran isimli tutuklu ise açık lisede okuyor. Baran, “MLKP’nin açılımını cezaevinde öğrendim” dedi. 18 kişilik koğuşta kalıyorlar, 15 gün süreyle battaniye verilmemiş. Dergi ve gazeteler çok geç geliyor. Mesane tümörü olan bir mahkûm tedavi olamıyor. Mehmet Hanifi Eridi, kronik astım, 6 ayda bir kontrol olması gerekiyor ancak 4 yıldır kontrole gidemiyor LGBT koğuşu Gay ve translar aynı koğuşta kalıyor. “Dengemiz bozuldu” diye şikâyet ediyorlar. Bir travesti, “Geldiğimde kadın görünümündeydim, şimdi öyle değilim” diyor. Açık cezaevine gidememelerini eleştiren bir mahkûm, “Cinsel kimliğimizden dolayı ikinci kez ceza çekiyoruz” diyor. Cezaevinde sadece bu koğuşta kamera yok. Antalya E Tipi’nde suşi 510 kişi kapasiteli cezaevinde bin 800 kişi kalıyor. Heyetin gördüğü en kötü cezaevi. 25 kişilik koğuşta 36, 35 kişilik koğuşta 50 kişi kalıyor. Yemeklerde kıl ve böcek var. Mahkûmlar “Biz burada suşi yiyoruz” diyorlar. Nedeni sorulduğunda, “Balık pişmediği için suşi oluyor” yanıtını veriyor. Cezaevinde kurulan müşahede odasında dayak var. 50 kişilik bir koğuşta sadece bir tuvalet, bir banyo bulunuyor. 1 saat akan sıcak su yetmiyor. Koğuşlara 280-320 TL elektrik parası geliyor, mahkûmlar bu parayı ödeyememekten şikâyetçi. Koğuş değişikliği isteyeni dövüyorlar. Revir için bir türlü sıra gelmiyor. Fare, hamamböceği, böcek çok yaygın görülüyor. Haftada iki gün tıraş zorunluluğu var. Çıplak arama konusunda Bakan gelsin, nasıl utandığımızı görsün Mahkûmlar bu cezaevinde çırılçıplak aranıyor, bütün kıyafetleri çıkartılıyor. Bir mahkûm, “30 saniyelik yaşadığımız bu çıplak arama bize bir yıl gibi geliyor. Hayatımızda bu kadar ağır bir işkence görmedik. Bakan beye duyururuz, bir gün çıplak aramaya tanıklık etmesini isteriz. Bakan gelsin, nasıl utandığımızı görsün” diyor. Sultan KILIÇ

50

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir