Pts. Kas 30th, 2020

van 1

 

Ölenin ardından ne denilir bilmiyorum, duyduklarımın hiçbiri bana yetmiyor. Ne Hacı Memed ne de Solcu Fikret’in dedikleri beni tatmin ediyor. Herkes bir kez ölür ve ölünceye kadar da dünya kadar ölümün seyircisi olur.

 

Dünya kadar tabut gördüm, yine de ne denilir bilmiyorum. Giden nasıl gönderilir bilmediğim gibi, nasıl gider de bilmiyorum, abi. Giden ağlar mı, güler mi? Sen yine de ”güle güle git” Çetin abi.

 

Aybarlar’dan geriye kalan yaprakların sonuncuları da düşüyor. Ben en çok sizin dönemizi sevdim abi, ben doğmamış olduğum bir dönemin yurttaşıyım. Şayet yaşayabilirsem, yıllar sonra bir çocuk seni bana sorarsa: ”Depremden bir gün önce öldü!” derim.

 

“Enseyi karartmayalım” derdin.

 

Ensemiz maden ocağı şimdi, abi!

 

“Karamsar olmayın, düşünceli olan insanın kafası öne eğik olduğundan ensesinin ışığı kararır.” derdin.

 

Umudumuz savaş meydanlarında çırpınan bir çocuk şimdi!

van 3

Ensemiz karardığı kadar karardı zaten, karayı daha da karartmamaya çalışacağız da Çetin Abi, düşünürken başımızı eskisi kadar eğmeyeceğiz de; hayatımız bir ölüm garı…

 

Bu enseyi karartmama olayının üstesinden nasıl geleceğiz bilmiyorum. Cepheler arasında sıkışmış çırılçıplak bir yurttaş, kendisini koruyamadığı kadar karamsardır ve bizim üstümüzde yırtık donumuzdan gayrısı da yok!

 

Aybarlar’dan geriye kalan yaprakların sonuncuları da düşüyor. Ben en çok sizin dönemizde nefes alıyorum Abi, ben doğmamış olduğum bir zamanda yaşıyorum. Şayet ölmezsem ve yıllar sonra bir çocuk seni bana sorarsa: ”Depremden bir gün önce öldü!” derim.

 

Bende sen, artık deprem ile çağrışacaksın!

 

Ben mesela, yurdumdan savrulup İstanbul kuyusuna 23.10.2011 Saat:13.39’da düştüm.

 

Sen ise 22 Ekim 2015’te mezar çukuruna indirildin.

 

Tüm hayatımız 25 saniyede mahvoldu bizim. Sadece 25…

 

Sen ise çamurlu, kirli bir sonbahar gününde aramızdan ayrıldın ve gözlerin son baktığı yeri kaç saniye gördü bilmiyorum.

?????????????????????????????????????????????????????????
 

Rahmet yağsın üstlerine, ölenlerimizin… Hiçbir ölen kalan sağlar kadar acımadı eminim, çünkü ölüm kalanlar içindir, gidenler zaten ölmüştür.

 

Sen de, Van depreminde ölenler de ”güle güle gidin” abi, bizim işimiz sizden daha zor, çünkü durmuş hiçbir nabız gülerek mezarlık patikasında taşınmaz; ”ağlaya ağlaya” öleceğimiz günü mezarlık patikalarında yürüyerek bekliyoruz.

 

23 Ekim 2011 günü Türkiye saati ile 13.41’de Van’da meydana gelen ve 25 saniye süren depremle beraber bütün dünya Van’ı, Erciş’i konuştu. Bursa’dan bize yardım malzemeleri gelmişti, çadırlarımız delik, hava ayazdı. Kolileri açtığımızda kirli donlar ve taşlar görmüştük; dünyanın gözlerine enkaz doldu ve o gün vicdan, gözleri ağlamaktan şişmiş çaresiz bir melekti…

 

Ve ben her arife günü seni bu deprem ile anacağım. Güle güle abi.

 

Vahap IŞIK

Ben Talia’nın oğluyum

56

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir