Pts. Eyl 27th, 2021

 

 

 

Devletler, hükümetler, bazı kamu kurum ve kuruluşları, siyasi partiler vb gibi resmi ya da özel oluşumlar tarafından kendilerince en hassas oldukları, olmazsa olmaz dedikleri konuları vurgulamak isterken kırmızı çizgi sözünü kullanırlar.

 

İşte bu kırmızı çizgi dedikleri herkesin olur da benim olmaz mı? Tabi ki benim de var! Benim de kırmızı çizgim en hassas olduğum konu engelliliktir…

 

Özellikle de engellileri üretmekten çok tüketmeye yarayan insan olarak değerlendiren, üniversiteyi bitirmiş, yüksek lisans yapmış, doçent ya da profesör olmuş olsa dahi halen bir şey bilmeyen insan gibi hakir gören, konuşmalarda dikkate almayan, küçümseyerek davranan, çocuk sever gibi başını ya da sırtını sıvazlayıp okşayarak yapmacık sevgi gösterisi yapan, ahret korkusu nedeniyle acıma duygusuyla yaklaşan seçilmiş siyasilerle atanmış idarecilerde dâhil olmak üzere her insan benim bu kırmızı çizgime dokunmuş olur.

 

Böylesi durumlarla karşılaştığım an damarıma basılmış gibi gerilerek sinirlenirim. Bam telime basılmış gibi tepki gösteririm. Karşımdaki kim olursa olsun yetkisine, görevine bakmadan gereken cevabı hiç esirgemeden veririm.

 

Elimizden, kolumuzdan, gözümüzden ya da kulağımızdan engelli olabiliriz ancak bu demek değil ki düşünce ve görüş belirtmede, fikir üretmede, üretken bir birey olarak topluma faydalı olmada da engelliyiz! Düşünce yapıları ve fikirleri engelli olan bu gibi insanlar galiba bizleri kendileriyle karıştırıyorlar.

 

Yıllardır arşivimde bulunan ve bazı programlarda da severek okuduğum ancak yazarının kim olduğunu bulamadığım/bilmediğim “Utansın” isimli şiirin dizeleri tamda bu şekilde davranış gösteren insanlara cevap niteliğinde yazılmış gibi.

 

Utansın

 

Şu yalan dünyada hiç sıkılmadık

 

Bizi mutsuz bilen, bilen sıkılsın

 

Sakat kaldık diye hiç utanmadık

 

Bizi görmez gelen, gelen utansın

 

******

 

Bu bedeni bize tanrı vermişse

 

Başımıza türlü işler gelmişse

 

Eğer utanacak biri var ise

 

Bizi görmez gelen, gelen utansın

 

******

 

Tüketici denen şeyler değiliz

 

Üretken olmayı elbet isteriz

 

İşveren iş versin işe geliriz

 

Bizi görmez gelen, gelen utansın

 

******

 

Kimi ayağıyla kimi koluyla

 

Aldılar yerini hep onuruyla

 

Dünya nüfusunun yüzde onuyla

 

Bizi görmez gelen, gelen utansın

 

******

 

Yalan dolan ile sözler verilen

 

Sakatın oyunu alıp seçilen

 

Mürekkep yalamış aydın geçinen

 

Bizi görmez gelen, gelen utansın

 

******

 

Bu yara bizlerin derin yarası

 

Milletin kamburu hem yüzkarası

 

Duyarsız toplumun olduk aynası

 

Bizi görmez gelen, gelen utansın

 

******

 

Yasalar yetersiz hizmet gelmiyor

 

Gelecek bize hiç umut vermiyor

 

Başını kaldırıp kimse görmüyor

 

Bizi görmez gelen, gelen utansın

 

******

 

Sakatına sahip çıkmayan toplum

 

Uygarlıktan bahis edemez oğlum

 

İçimdeki isyanla bir asi oldum

 

Beni asi yapan, yapan utansın.

 

Sözün özü olarak, şiirde vurgulandığı gibi utanırlar mı bilemem! Ancak bildiğim tek bir şey var ki o da yukarıda belirtmeye çalıştığım duygu ve düşünceye sahip olan insanların düşüncelerinde engellilerle ilgili ön yargılar yıkılmadıkça bir arpa boyu yol alınmayacağıdır.

 

Ali Haydar KOYUN

 

Yazar/Aktivist

 

E-Posta: alihaydarkoyun@hotmail.com

 

Facebook, Twitter, İnstagram: @alihaydarkoyun

157

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir