Pts. Eki 19th, 2020

 

Eğitimci Hasan GÜL

 

Bugünlerde yaşanan siyasi ortamın iç karartan olaylarından kaçmak için size 12 Eylül günlerine ait bir anımı yazacağım.12 Eylül’ü takip eden günlerde Yeşilyurt Jandarma Komutanı Yüzbaşı Ahmet, köylere operasyon düzenliyordu.

 

Bu uygulamaların birisinde eski köyümüz olan Doğangeçit’e de gidilir. Yaşlı annem ve babam da orada oturuyorlardı. Köylülere kahvaltı yapabilecekleri bir ev sorarlar. Bizim ev gösterilir. Eve gelirler.

 

O gün köyde olan bir oğlum ve annem kendilerine kahvaltı hazırlar. Masada o zaman solcuların okuduğu Yeni Ortam gazetesi gören yüzbaşı oğluma gazeteyi kimin okuduğunu sorar. O da kendisinin okuduğunu söyler. O tarihte oğlum bir Eğitim Enstitüsünde öğrenci idi. Adını soramaz veya sorduysa da unutur. Köye her operasyona geldiğinde muhtarın torunu olarak bildiği oğlumu aratır.

 

O sıralar aradığı oğlum okula gitmiştir. Bir diğer oğlumu gösterirler. Gözaltına alırlar. Biz Malatya’da oturuyoruz. Haber verdiler. Araştırdım. Akçadağ Jandarmasında gözaltında olduğunu söylediler.

 

Bazı hatırlı kişileri aracı koyduk bıraktılar. Oğlana köye gitmemesini söyledik ama dinletemedik. Her hafta dersene çıkışı köye gitti. Ama her hafta gözaltına alındı.

 

Yüzbaşı ile görüşmeye karar verdim. Bir gün Yeşilyurt içerisinde görevden dönerken yolumuzun üstündeki karakola gitmeye karar verdim. Yanımda genç, kaba bıyıklı yiğit arkadaşım Enis Keskin vardı. Kapıdaki nöbetçi askere müfettiş olduğumuzu, yüzbaşı ile görüşmek istediğimizi söyledik. Kendimi kimliğimle söylesem görüşmeyebileceğini düşündüğümden kendimi böyle tanıttım.

 

Asker haber verdi. Geldi, içeri girebilirsiniz, dedi. Girdiğimizde Yanında komşu köyümüzün muhtarı ile oturuyordu. Bir tükenmez kalemi çekiştiriyorlardı. Muhtarı gördüğümde girdiğime pişman oldum. Çevrede muhtarı muhbir olarak biliyorlardı. Halk, onunla ilgili çok hikâye anlatırdı. Ama bana hiç bakmadı. Tanımazlıktan geldi. Ben de öyle davrandım. Çay içiyorlardı. Bize de çay söyledi. Çaylarımızı içerken geliş sebebimizi sordu. Örnek köylü olduğumu, Ali Gül adında bir oğlum olduğunu, bir suçu olduğunu sanmadığımı, buna rağmen her hafta gözaltına alındığını, eğitimci olduğumu, bir suçu varsa yardımcı olabileceğimi özet olarak söyledim.

 

İlgiyle dinledi. Tek cümle ile “Bundan sonra Ali Gül’ü hiç kimse götürmeyecek!”dedi. Teşekkür ederim, dedim. Biraz sonra yanımdaki arkadaşa siz nerelisiniz dedi. Artvinliyim dedi. Dik dik yüzüne baktı.”Artvin’de çok komünist var.”dedi. Enis şaşırdı, durakladı. Biraz sonra Enis yüzbaşıya “Yüzbaşım, siz nerelisiniz?” dedi. Yüzbaşı da Trabzonluyum, dedi. Enis, zor duyulur bir sesle “Trabzon nüfusunun yüzde sekseni Rum’dur” dedi. (Herkesten özür dilerim. İfadeyi aynen kullanmak zorunda kaldım.)

 

Yüzbaşı sarardı, sert bir ses tonuyla ben “Rum muyum?” dedi. Enis, ben ne kadar komünistsem siz o kadar Rum’sunuz dedi. Ortalık buz gibi oldu. Benim işim zora girebilirdi. Biraz sonra ” Gidebilirsiniz!” dedi. Bizi kovar gibi gönderdi. Oğlum Ali’yi bir daha gözaltına almadılar.

80

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir