Paz. Eki 25th, 2020

 

“Bir damla kanın akmasına, bir insanımızın canının acımasına, yeni ocaklara ateş düşmesine tahammülümüz kalmadı. Yaşamını yitirenlerin, evlerine ateş düşenlerin, bedel ödeyenlerin hep yoksul kesimlerin olması gerçeği karşısında egemenlerin hâlâ savaş çığlıkları atmasına tahammülümüz kalmadı. Artık yeter! Kimse ölmesin!”

 

 Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Malatya Dönem Sözcüsü ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Malatya Şube Başkanı Kasım Otur, AKP iktidarının, sendikal örgütlenmelerine baskı yaptığını söyledi. 

 

  Bir basın açıklaması yapan Kasım Otur, öncelikle Hakkari’de yaşanan çatışma sonucu 24 gencin yaşamını yitirmesi, onlarcasının yaralanmasından dolayı derinden üzüldüklerini belirterek yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı ve sabır diledi, acılarını paylaştıklarını ifade etti. Kasım Otur, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

 

“Son dönemlerde, hiçbir dönem olmadığı kadar, sendikal hak ve özgürlükler mücadelemizde baskı, sindirme ve ayrımcı politikalarla karşılaşıyoruz.

 

Konfederasyonumuza yönelik baskı ve hukuk dışı uygulamalar kaygı verici boyuta ulaşmıştır. Şu anda 21 KESK yöneticisi ve üyesi çeşitli cezaevlerinde tutuklu bulunmaktadır.

 

Bu sayı sürekli değişmektedir. Her gün yeni bir gözaltı veya tutuklanma haberi almaktayız. Sadece son 10 günlük tablo bile durumun vahametini gözler önüne sermektedir.

 

27 Eylül 2011 tarihinde Urfa'da sendika şube binalarımız basılarak çoğunluğu üyemiz olmak üzere 19 kişi gözaltına alınmış ve içlerinde şube başkanlarımızın da bulunduğu beş arkadaşımız tutuklanmıştır. Aradan 10 gün geçmeden serbest bırakılan arkadaşlarımızdan beş kişi açığa alınmıştır.

 

KONFEDERASYONUMUZ, JİTEM TARAFINDAN ALTI SAAT ARANDI

 

17 Ekim 2011 tarihinde, İstanbul'da görev yapan Tunceli EĞİTİM SEN eski şube başkanımız Mardin EĞİTİM SEN eski şube başkanımız ve şube üyesi bir arkadaşımız, Kızıltepe SES eski şube yöneticisi bir arkadaşımız gözaltına alınmıştır.

 

Konfederasyonumuza yönelik en kapsamlı gözaltı olayı 28 Mayıs 2009 tarihinde İzmir ili merkezli başlatılan operasyondur. Konfederasyonumuz genel merkezi, varlığı resmi yetkililerce henüz kabul edilmemiş JİTEM elemanları tarafından basılarak yaklaşık altı saat arandı. Tüm bu aramalarda en ufak bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Bu yapılanlar ile kamuoyunda konfederasyonumuza yönelik olumsuz bir imaj ve kuşku yaratma hedeflenmiştir. Tamamı KESK yöneticisi ve üyesi 35 kişi gözaltına alınmış ve bunlardan 22'si tutuklanmıştır. Tutuklananlar arasında şu anki Genel Başkanımız, o dönemdeki KESK Kadın Sekreterimiz, Eğitim Sen Kadın Sekreterimiz, KESK eski Genel Sekreterimiz, Eğitim Sen eski kadın sekreterimiz de bulunmaktaydı.

 

21 KESK ÜYESİ VE YÖNETİCİSİ CEZAEVİNDE

 

Genel olarak bütün sorgularda arkadaşlarımıza sendikal faaliyetler kapsamında olan ve suç teşkil etmeyen gösterilere katılma, basın açıklamasına katılma, Newroz kutlamasına katılma gibi konular sorulmuştur.

 

Tutuklanan 22 arkadaşımız altı aylık bir mağduriyetten sonra 19–20 Kasım 2009 tarihinde ilk duruşmada tahliye oldular. Dava devam etmekte olup içlerinde Genel Başkanımız Lami Özgen ve EĞİTİM SEN Kadın Sekreterimiz Sakine Esen Yılmaz'ın da bulunduğu 31 arkadaşımız hakkında "örgüt üyeliği" iddiasıyla ceza istenmektedir.Karar duruşması yarın saat 10.00'da İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecektir.

 

AKP ile birlikte sendikal faaliyetler örgüt faaliyetleri, barış talebi ise örgütsel propaganda olarak görülmeye başlandı. Hele her ikisini birlikte yaptıysanız vay halinize; bu durumda ne Özel Yetkili Savcı ve Mahkemelerden ne de örgüt üyeliğinden kurtulma şansınız yoktur!

 

ÖZGÜRLÜKLER MÜCADELESİNDE BEDELLER ÖDENİYOR

 

Ülkemizde kamu emekçilerinin sendikal hak arama ve örgütlenme mücadele tarihi aynı zamanda baskıların, sürgünlerin, soruşturmaların, gözaltı ve tutuklanmaların tarihidir. Ne yazık ki, hak ve özgürlükler mücadelesi bedel ödenerek ilerliyor. Ancak son yıllarda hiçbir dönemle kıyaslanmayacak düzeyde bir kuşatma altına alınmak isteniyoruz.

 

İzmir'deki yargılama da bu kapsamdadır. Bu açıdan İzmir'de yapılacak duruşmada yargılanan sendikal mücadelemizdir. Hak aramaya ilişkin eylem, etkinlik ve faaliyetlerimizdir. Yargılanan yöneticilerimiz şahsında KESK'tir. Yargılanan emek ve demokrasi mücadelemizdir. Yargılanan bizleriz…

 

İzmir yargılaması bir ayıptır ve arkadaşlarımızın tümünün beraatıyla bu ayıp temizlenmelidir. Tutuklu tüm KESK'liler derhal serbest bırakılmalıdır. Tutuklu KESK'liler onurumuzdur, alnımızın akıdır. Onurumuza ve arkadaşlarımıza her şart altında sahip çıkacağız.” dedi.

 

                                                                                    

 

Sultan KILIÇ   sultankilic44@hotmail.com
 

 

 

 

 

  

 

 

60

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir